"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beni Viyana hâkimlerine emanet ediniz!

Ahmet BATTAL
23 Mayıs 2019, Perşembe 00:04
Biliyoruz “bu nasıl başlık, sen vatan haini misin, Türk hekimleri dururken Viyana hâkimleri de nereden çıktı” diyenleriniz olacak.

Vurun, tamam, ama okuyun da öyle vurun.  

Haberi biliyorsunuz, ama yine hatırlatalım.

Avusturya’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin lideri ve koalisyon hükümetinin başbakan yardımcısı Heinz-Christian Strache seçim öncesinde yatırımcı olduğunu söyleyen bir Rus kadınla uzun bir görüşme yapıyor. 

Görüşmede özetle kadın elindeki parayla Avusturya’daki bir medya kuruluşunu satın alıp bu parti lehine yayınlar yapmayı vaat ediyor. Siyasetçi de iktidar olduğunda kamu ihalelerinde bu yatırımcı (!)ya destek çıkmayı vaad ediyor. 

Siyasetçi iktidar ortağı oluyor. İşler güzel gidiyor. Ama bu çirkin pazarlığın gizli kamera kayıtları ortaya saçılınca siyasetçi istifa ediyor. Görüşmeyi de yalanlamıyor, ama “aptalcaydı” diyor. 

Ancak hükümet krizi burada kalmıyor.

Avusturya Başbakanı Kurz, videonun çekildiği dönemde aşırı sağcı Özgürlük Partisi Genel Başkanı olan İçişleri Bakanı Herbert Kickl’ın da görevine son veriyor. Ve güven oylaması gündeme geliyor. 

Neden?

Çünkü Berlin gibi Viyana’da da hâkimler var. 

Avrupa’da siyasetçiye hesap sorabilecek bir yargı var. 

Şimdi başlığa bakıp bize kızanlara soralım. 

Siyasetin finansmanındaki şeffaflık ve denetlenebilirlik ne kadar önemliymiş anladınız mı?

Bağımsız gazeteler ve gazetecilik ölünce yerine ne sahte kahramanlar doğuyormuş gördünüz mü?

***

Bu arada bu vesileyle Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” dediği kendi köşesinde geçen akşam adeta dövmek niyetiyle misafir ettiği Ekrem İmamoğlu’nu sıkıştırayım derken yaptığı bilinçli ya da bilinçsiz hatayı da tarihe kaydetmek gerekiyor. 

Hakan’ın, Yunanistan’da bir yerel gazetede yayınlanan haberi siyasetine alet eden Esenler Belediye Başkanı ve İBB Meclisi AKP Grubu Başkanvekili Tevfik Göksu’nun İmamoğlu ve dolayısıyla Trabzonlular ile ilgili açıklamasını gündeme getirip de bahse konu konuşmayı yayınlayamaması medyanın bugünkü halinin tipik bir örneği idi. 

Her şey düzelebilir. Ama en zor düzelecek olan medya. 

Bu yüzden de bağımsız medyaya büyük görev düşüyor. 

Okunma Sayısı: 2297
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    23.5.2019 12:40:49

    "Siyasetin finansmanındaki şeffaflık ve denetlenebilirlik ne kadar önemliymiş anladınız mı?" 31 Mart yerel seçimlerinin bilhassa İstanbul BB sonucunda iktidar cephesinden kopartılan gürültüye kulak verirseniz, dediğiniz "finansman" şeffaflık" ve "denetlenebilirlik" halk tarafından anlaşılmış olmalıdır, diye düşünüyorum. Ama gerçek öyle mi? Birileri için "aşk" olan İstanbul diğeri için "hizmet" demek. Âşık, İstanbul'a tamamen "duygusal" pencereden bakıyor. Hizmet eri ise "halka hizmet Hakka hizmet" penceresinden. İstanbullu olsam aşkı değil hizmeti tercih ederdim. "Bu yüzden de bağımsız medyaya büyük görev düşüyor." diyorsunuz. Çok doğru. Lakin "bağımsız medya" oranı tüm medya içinde yüzde kaç? Güç ve iktidar safında konuşlanan medyanın "aşkı" yani "duygusal" olanı tercih ettiği de izahtan varestedir. Ve "aşkın gözü kördür." Gerçeği görmek ve göstermek istemez. Uyarıcı ve aydınlatıcı yazılarınız için her zaman müteşekkirim.

  • Gündüz Alp

    23.5.2019 12:31:17

    Sayın Battal, tarihinde sayısız adalet örnekleri bulunan bir milletin fertleri artık adaleti hariçte arıyor. Olmayan "beka" sorununu dillerine dolayanlar asıl adaleti hariçte arama ayıbına "zillet" demeleri gerekmez miydi? Ama muhalif ve muarızlarına "zillet" etiketi yapıştıranlar herhalde adaletin hariçte aranmasına ülkede "demokrasi ve hukukun" kamil anlamda var olduğu nazarıyla bakıyorlar. Tam bir güç zehirlenmesi ve akıl tutulması! Siyasetin demokratik siyasetçinin demokrat olmadığı toplum ve ülkede bahsini ettiğiniz tuhaflıklar mebzul miktarda bulunur. Şaşmamak gerekir. 18.yy.da Alman Kralı'na karşı "Berlin'de hâkimler var!" diyebilen bir değirmenciden sonra aradan üç asır geçmiş. Aynı sözü şimdi diyebiliyor muyuz? Cevabınız "evet" ise ülkede demokrasi ve hukuk, "hayır" ise istibdat ve tahakküm var demektir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı