"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bülent Arınç adaleti mi?

Ahmet BATTAL
04 Mayıs 2019, Cumartesi
SuperHaber röportaj editörü Hülya Okur, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç ile muhteşem bir röportaj yapmış. Bizce tam bir gazetecilik başarısı.

Bize ilginç gelen kısımları şöyle: 

***

(Terör örgütü üyeliği dâvâları ile ilgili bir soruya cevaben): 15 Temmuz’daki ihaneti görünceye kadar bunların bu şekilde yapılandıklarını, askeriye içinde, polis içerisinde bürokrasi içerisinde hiçbirimiz düşünmedik ve görmedik. 

Ama 15 Temmuz’dan alacağımız derslerin içerisinde; bu ihaneti yapanları yani darbeye doğrudan veya dolaylı olarak destek sağlamış olanları bir tarafa koymamız lâzım, Cumhurbaşkanımızın tabiri ile ibadet, ticaret noktasında bunlarla bir şekilde birliktelik yaşamış olanların da adaletini gözetmemiz lâzım, ayrışması lâzım. 

Çünkü onların içerisinde büyük mağduriyetler yaşayan birkaç kişi değil, birkaç bin kişi var. Bütün bu mağduriyetler giderilirse, o zaman 15 Temmuz’un hakikî failleri en ağır cezaları alır, ama benim gibi, Cumhurbaşkanımız gibi, Genelkurmay Başkanı gibi, MİT Başkanı gibi bu yaşanan olaylardan habersiz kılınmış, pek çok insan gibi; doktor hastanede, imam camisinde, öğretmen okulunda… Bu insanlar da bu mağduriyetlerden kurtulmuş olur. Onların da haberi yoktu ki, çocuklarını onların okuluna göndermişler. Onların da haberi yok ki paralarını Bank Asya’ya yatırmışlar. 

… Yani 15 Temmuz üzerine belki ayrı bir konuşma yapmamız lâzım. İşin başı adalettir. Devletin dini adalettir, zulüm devletin küfürüdür. Devletin dini adaletse, Allah bize adaleti emrediyorsa, birkaç kişi bile olsa ki ben biliyorum ki birkaç bin kişi, mağduriyet yaşayan insanların gözyaşlarını silmemiz lâzım. O zaman 15 Temmuz’un acısını hafifletmiş oluruz.

Soru: O mağdur edildiğini söylediğiniz kesim için sormak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın 17/25 operasyonu sırasında yaptığı uyarıları dikkate almamaları yanlışa bilerek düştüklerini göstermiyor mu?

Cevap: Paralel Yapı’dan siz bunların darbe yapacağını anlayabilir misiniz? Biz anlayamadık. Biz MGK’daydık, anlayamadık. … bunların silâhlı terör örgütü olması meselesi 2016’dan çok az bir zaman önce bir mahkeme kararıyla söylenmiştir. İnsanlar, bunu bilmeyebilirler. 

Bank Asya son anda kapatıldı. 

Denseydi ki: Bu silâhlı terör örgütünün finansmanı Bank Asya’dan elde ediliyor. O zaman herkes parasını çekerdi. 

Okullar son güne kadar açıktı. Okullarla ilgili bir şey söylenmedi. 

Yani şunu söylemek istiyorum: 15 Temmuz felâketi büyük bir faciadır. Silâhlı bir darbe girişimidir. Bunun içinde bilfiil bulunanlar da bu darbe girişimine şu ya da bir şekilde destek sağlamış olanların anasından emdiği süt burnundan getirilmeli ve içeride ilelebet cezalarını çekmeli. 

Benim derdim, bütün düşüncem; okulunda ders veren öğretmen, mihraptan imamete geçmiş imam, hastanede doktorsa doktor, üniversitedeki profesör, üniversitenin rektörü, ne yapmış da bu silâhlı darbe girişiminin içinde bulunmuş? Bunların da ortaya çıkması lâzım.

(Ergenekon dâvâları ile ilgili bir soruya cevaben): Yani bizim o zamanki kafamızla düşündüğümüz darbe girişimi, yine askeriye içerisinde bir cunta grubunun yapabileceği endişesiydi. Ama böyle takiye üzerine takiye yapmış, birilerini oraya özel olarak yerleştirmiş bir örgüt ya da bir örgüt liderlerinden Allah inandırsın hiçbirimizin haberi yoktu.

Soru: Peki artık bu vahim olay yaşandı. Bundan sonraki savunma mekanizmamızı nasıl görüyorsunuz? Daha da cesaretlendiklerini düşünüyor musunuz, cezaevinde olanların kurtuluş için güvendikleri ne?

Cevap: Onu Cumhurbaşkanımız çok iyi bilir. Ona soralım. O çok iyi bilir. İnsanlar umutla beklerler. Şimdi insanların en çok sorduğu şey “Af çıkacak mı?” Seçimde de bu çok etkili oldu... Bugün yargı noktasında olanların mutlaka yazılı hukuka bağlı kalmaları lâzım. Türk Ceza Kanunu’nda silâhlı terör örgütünün unsurları nedir? Elindeki suçlama nedir? Ben, 23 yıl avukatlık yaptım. Hâkimlik yapmadım. Ama ben de bir parçasıyım. İddia makamı var, savunma makamı var. Karar verecek hâkimler var.

… bu darbe girişimini fark edememiş olanların kusurları varsa kusurlarını bilirler. “Ama ne yapalım çok iyi gizlenmişler, biz bunları fark edemedik” diyorlarsa da bunlara değer vermek gerekir. Bu doğru bir sözdür. Ancak biz bu öz eleştiriyi kendimiz yaparken, bu öz eleştiriye başkalarının da yapma hakkı vardır diye düşünüyorum. 

Yani camide imamlık yapan bir insan, “Ben de bu darbeyi görünce bunları fark ettim” diyorsa benim ondan bir farkım yok ki. O zaman o insanı da ağır cezaların önüne getirip 6 sene 3 ay, 7 sene 9 ay, 9 sene 3 ay ceza verirken adaletsiz olma demek istiyorum. Yani bu insan silâhlı terör örgütü olduğunu ne kadar biliyordu? Bu örgütün eylemlerine ne kadar katıldı? Eylem olarak ne yaptı? Bir hâkimin bunları düşünmesi lâzım. 

Bu kadar lâftan sonra bir şey düşünüyorum. O da; hâkimlerimiz güzel karar vermeye başladılar. Yargıtay, güzel icraatlar yapmaya başladı, ama bir insanı özgürlüğünden bir saat bile mahrum etmek doğru değil. O yüzden tahliyelere biraz daha yer versinler.

***

Bugüne kadar AKP’de siyaset yapmış olan kişiler içinde 15 Temmuz sonrasında yapılan yargılamalar hakkında bu kadar net ve net olduğu kadar da hukukun genel prensiplerine az çok uygun açıklama yapan bir siyasetçi, sanıyoruz ki çıkmamıştır. Hepsinin ve bütün yargı camiasının duymasını ve okumasını dileriz.

Ne diyor Arınç? Özetle: 

1. Darbeyle ilgisi kurulamayan, somut bir suça da karışmış olmayan, ama ceza dâvâsına muhatap olan kişiler için eninde sonunda beraat kaçınılmazdır. 

2. 15 Temmuz sonrasında açılan ceza dâvâlarında ana nokta yanlış yerden alındığı için haksızlık oluyor. Hâkimlerin, cemaate mensup olmayı değil, o cemaatin içine yerleştirilmiş olduğu iddia edilen terör örgütüne üyeliği suç sayması ve cezalandırması gerekir. 

3. Erdoğan’ın da başta dillendirdiği, ama sonra her nedense vazgeçtiği “üstü ihanet, ortası ticaret, altı ibadet” şeklindeki tasnif henüz uygulanmaya başlanmamış. Başlansa çok kişi beraat edecek. (Beraat edeceklerin sayısı bize göre üç-beş binle sınırlı değil.)

4. Zira terör suçunda suçun manevî unsuru kasttır ve kast yoksa suç yoktur. Kişinin cemaate mensup olduğunu zannettiren deliller örgüt üyeliğine delil olmaz. 

5. Bir kişinin, cemaat olduğunu düşünmeye devam ettiği bir yapıya, Cumhurbaşkanının ikazından ve bilhassa 17-25 Aralık’tan sonra dahi bağlılığını devam ettirmiş olması suçlama için yeterli değildir. Zira 15 Temmuz’u önceden bilemez.  

6. Hükümetin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, zulmü önlemek ve toplumsal barışı yeniden tesis etmek üzere hapisteki hükümlü veya tutuklulara yönelik olarak tahliyeyi sağlayacak genel bir düzenleme yapması lâzımdır. 

Okunma Sayısı: 4547
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Beyazıt Göker

    5.5.2019 18:07:53

    Darbeyi yapaninda destek olanında rabbim iki cihanda da belasını versin Ben öğretmenim o gün meydanda milletime vatanıma ihanet edenleri yuhlamayagittim gel gör ki sendikadan bank Asya'dan darbeci oldum ey Bülent bey sizin söylediğiniz gibi devlet bu alçaklarin ne yapacağını bilemezken Allah aşkına ben nasıl bilebilirdim Ve devletinin yasal olarak izin verdiği kurumlardan hain suçu ile ihraç olmak hangi adalete sığar

  • Gündüz Alp-3

    4.5.2019 16:08:54

    Cemaatin okulunda ders veren öğretmen terörist ve fakat mezun ettiği kişi bakan oluyorsa, orada oturup bir değil bin kez ('bu adalet mi?' diye) düşünmeli. Kuru temennilerden ziyade bozulan toplumsal barış ve huzurun yeniden tesisi için projeleri nelerdir onu açıklasınlar. Hem böyle münferit ve cılız sesler şeklinde de değilde hürriyet ve adalet, demokrasi ve hukuk temelinde ittifak halinde. Zira zaman şahıs zamanı değildir. Türkiye siyasal, sosyal ve ekonomik anlamda bir kriz süreci yaşıyor. Keşke Arınç ve emsali kişiler daha sürecin başında cesurane doğruları dile getirmiş olsalardı. Tamam, sorunları ve mağduriyetleri dile getiren bu şahıslar bundan sonra adaletin tecelli etmesi için ne yapmayı düşünüyorlar? En önemlisi de rafa kaldırılmış demokrasi ve hukukun yeniden ülkede hakim kılınması için girişimleri ve projeleri olacak mı? Kulaklarımız doydu. Görmek istiyoruz.

  • Gündüz Alp-2

    4.5.2019 15:53:29

    15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili olarak söylediği " ...ama benim gibi, Cumhurbaşkanımız gibi, Genelkurmay Başkanı gibi, MİT Başkanı gibi bu yaşanan olaylardan habersiz kılınmış..." sözlerine katılmıyorum. Zira devletin bütün imkanları ellerinde olan -hatta bir dönem "Orta Doğu'da kendilerinden habersiz yaprak kımıldamayacağını iddia eden"- şu makam sahiplerinin "habersiz" olması nasıl mümkün olabilir? İnanılır gibi değil. Madem kendileri öngörememiş, darbe ile ilgisi bulunmayan binlerce sivil vatandaş nasıl öngörecekti? Cemaatin müesseselerini son dakikaya kadar açık tutup sonra insanları toptan cezalandırma yoluna gitmek ne hukuki ne insani ne vicdanidir. Hem medeni hem de şer'i hukukta suç da ceza da şahsidir. Siz ehl-i hukukunuz. Kişinin bir cemaat ya da tarikata mensup olması onu suçlu kılmaz. Geciken adaletin adalet olmadığını hepimiz biliyoruz. Elbette bu süreç sona erecek, suçlu-suçsuz ayırt edilecektir. Ama nâhak yere bedel ödeyenler....

  • Gündüz Alp

    4.5.2019 15:34:22

    Sayın Battal, iktidarın eskiden "vicdanı" ve "özgül ağırlığı" olduğu söylenen iktidar partili eski vekilin söylediği "malumun ilamı (ya da ilanı)" denebilir. Zira sürecin başından beri yüzlerce insan aynı şeyi söyleyip durdu. Söylemesi önemli ise de yeni ve orijinal değil. "Samimi buluyor musunuz?" derseniz, çok emin değilim. Zira-mesela- yirmi küsur yıl Ankara Büyükşehir Belediye -eski- Başkanı hakkında bir tv kanalında milyonların önünde söylediklerinden sonra herhangi bir hukuki süreç başlatıldı mı? Hayır. Demek Türkiye'de hâlâ "üstünlerin hukuku" cari. Yine -mesela- dile getirdiği gibi binlerce insanın mağdur olduğuna yürekten inanıyor ise "hakkın hatırı âlidir" deyip, cübbesini giyip, bir kişi de olsa masumun hakkını müdafaa için Bekir Berk misali mahkeme salonlarını çınlatmış mı? Hem -mesela- bu konularda ve etkili olduğu dairelerde gerek CB ve gerekse ilgili makamlara masum ve mağdurların hakkı için girişimlerde bulunmuş mu? Biz avamız. Lafa değil fiile/işe bakarız.

  • HÜSEYİN İLHAN

    4.5.2019 06:26:03

    ARINÇ bu ifadeleri söylüyor amma hükümet hala masumların içeri atılıp nahak yere yıllarca mahkumiyet kararı verilmesi için bastırıyor.Başta liderleri bu hadisenin ortakları olduğuna da umumu efkarın kanaatleri vardır.Bizzat kendi ifadeleri ile'Ne istedilerde vermedik,demek TCK.na göre suç ve suçluya yardım yataklık olduğu nettir. Yine G.Kurmay başkanı,MİT başkanının bu yapılaşmadan haberi olmaması mümkünmü.Zira en yakınındakiler olayın içinde yer alıyorsa burada sabi çocuk muamelesi görmeleri doğru olmaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı