"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hürriyet nasıl gelir?

Ali FERŞADOĞLU
15 Haziran 2019, Cumartesi
Ülkemizin, dolayısıyla İslâm âleminin temel problemi, hak ve hürriyetler değil mi?

Meşrûtiyet, yani, demokrasi değil mi? Demokrasi, “meşveret, seçilme, işi ehline verme, şeffaflık” değil midir? Demokrasi bu yönleriyle İslâmiyetle bağdaşmaz mı?

İnsanlığın imtihan olabilmesi için cüz’î, hür irade verilmemiş mi? Yani, “inanma, inanmama (iman, inkâr), günah işleme” hürriyeti yok mu? İslâm, genel ahlâkı muhafaza, “nefsine ve gayrına zarar vermemek şartıyla tam hürriyeti” getirmiyor mu?

Meşrûtiyet, demokrasi bu yönüyle de İslâmiyetle bağdaşır. Şu halde, ne nam ile olursa olsun, “meşrûtiyet, demokrasi, hak ve hürriyetlere” çalışmak, dindarlığın, Müslümanlığın gereği değil mi?

O halde, buna çalışmak lâzımdır. Demokrasi, hürriyet nasıl gelecektir? Avrupa, “yüzyıl savaşları” ile dört yüz sene biribiriyle savaştı. En nihayet, “Leküm, diniküm veliyedin/ senin dinin sana, benim dinim bana” noktasına geldi.

Şu halde, ülkemizin temel meselelerinden birisi meşrûtiyet, demokrasidir. Yani, hak ve hürriyetlere saygılı, hatta koruyucu demokratik bir anayasa, demokratik bir eğitim, demokratik bir idarî yapılanma gereklidir.

Demokratik ülkeler yüzyıllarca savaşarak bir bedel ödedi. Bizim ödememiz gereken bir bedel, yapmamız gereken bir iş yok mu? Onu da, “hak ve hürriyetler kahramanı, meşrûtiyet-i meşrûacı” Bediüzzaman’dan takip edelim:  

Suâl: “Biz me’yus olduk; daha ne vakit bize gelecektir?” 

Cevap: Yeis, aczden gelir. Yeis, mâni-i herkemâldir. Hamiyet ise, şiddet-i mevânia karşı şiddetle metânet etmektir. 

Halbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor. Çabuk yeise inkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir. Ben, sizi tenbellikten kurtarmak için, kabahatlerinizi gösteririm. Ona çabuk gelmek istiyorsanız, işte mârifet ve fazîletten demiryolunu yapınız; tâ ki, meşrûtiyet, medeniyet denilen şimendifer-i kemâlâta binip ve terakkiyât tohumlarını bindirerek, kısa bir zamanda mânilerden kurtulup geçerek size selâm etsin. Siz ne kadar yolu acele ile yapsanız, o da o derece acele ile gelecektir. 

Suâl: “İnşaallah, tâliimiz varsa biz de göreceğiz. Bize tevekkül kâfi değil midir?” 

Cevap: Bîçare tâliinize siz de yardım etmelisiniz. Bağdat tarrarları gibi olmayınız. Sizin atâlet bahanesi olan şu teşebbüssüz tevekkülünüz, nizâm-ı esbâbı reddettiğinden, kâinatı tanzîm eden meşîete karşı temerrüd demektir. 

Şu tevekkül döner, nefsini nakzeder.” (Münâzarât, s. 30)

Okunma Sayısı: 1182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    15.6.2019 10:32:48

    Toplum, ilk ve orta çağın hakim zihni yeti olan; "basar,hissiyat,kuvvet,hükü met,muyulat-ı kalbiye, heva "gibi özel liklerden daha kurtulabilmiş değildir. Yani ilk ve orta çağ anlayışı büyük o randa hakim,Ferdiyetçilik daha geçer li akçedir.Kollektif akıl ve düşüncesin den uzağız.Meşveret ve şuraya yete ri kadar önem verdiğimiz söylenemez .Kişiye ve kişilere bağlık ön plandadır. Bu günkü sıkıntıların büyük bir kısmı bu hal ve vaziyetimizden kaynakla nıyor."Üstadımı,Marifet ve faziletten bir demiryolu yapınız, taki meşrutiyet, medeniyet denilen şimendifer kemala tına binip ve terakkiyat tohumlarını bin direrek,kısa bir zamanda manilerden kurtulup geçerek size selam etsin." Evet, bütün mesele;marifetten ve faziletten bir demir yolu yapmak,yapa bilmek ...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı