"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yanlış yapan imama uyulmaz; uyarılır!

Ali FERŞADOĞLU
28 Mayıs 2020, Perşembe
İslâm âleminin en büyük problemi, sorgulayıcı ve mihenge vurucu olmayışıdır. Dolayısıyla, imam, lider, önder şahsiyetleri “layüsel” kabul edip yanlışlarına dahi ses çıkarmama gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Beşeriz şaşarız, nisyan ile (unutkanlıkla) ma’lûlüz. 

O halde, yanlış yapanlara nasıl yaklaşmalıyız? Halbuki, “Emr-i bil-ma’ruf nehy-i an-il-münker, yani, “doğru, iyi, güzel, hakkı emretmek; kötü, yanlış, çirkinden men etmekle” mükellef değil miyiz? (Lokman Sûresi, 17) 

Peygamberimizin (asm), “Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, elinizle düzeltemezseniz dilinizle, dilinizle de düzeltemezseniz kalbinizle buğz edin. Bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 78) direktifini yerine getirmeye çalışmalı değil miyiz?

Namazda bile yanlış yapan imama uyulmaz! Öyle değil mi? Meselâ imam, namazda yanlış okursa, arkadakiler doğrusunu hatırlatır!

Meselâ, namaz kıldıran fazladan secde yaparsa cemaat ona uymaz, bekler. Namazda bile hata yapan, yanlış okuyan imam düzeltilirse, nerede kaldı ki, siyasî, ekonomik, idarî yanlışlar yapanlar düzeltilmesin? 

Bununla da mükellefiz zaten: “Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının!” (Ebu Davud, Melahim 17/4341) diyen Peygamberimiz (asm), mealinin bir bölümünü aktardığımız yukarıdaki âyeti, şöyle de tefsir eder:

“Hayatımı kudreti elinde tutan Zat’a yemin ederim ki, ya ma’rufu emreder, münkeri yasaklamaya çalışırsınız veya Allah size, tarafından bir azap gönderecektir. Sonra siz O’na duâ edeceksiniz, fakat duânız kabul olunmayacaktır.” (Tirmizi-Riyazüssalihin-173)

Bir kelâm-ı kibarda ifade edildiği gibi, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” değil midir? 

Yanlışlara ve zulme seyirci kalmak, “ma’rufu emretmemek, münker’den nehyetmemek” de bir zulüm değil mi?

Sorgulama ve şeffaflığın olmadığı yerde suiistimaller ayyuka çıkar ve ekonomi çöker!

Şeffaflık, sorgulama iman, ihlâs ve hürriyet / demokrasi ile olur. Zira, hürriyet imanın özelliğidir. İhlâs ise, yalnız ve yalnız Allah’tan korkmak ve Allah rızası için ve samimane -kendini işine vererek, işinde fani olarak- çalışmaktır.

Okunma Sayısı: 1813
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    28.5.2020 19:35:35

    Zaten sorun da hep buradan kaynaklanıyor.Bir yerde,yönetici sıkıntı çıkaracak icraatlar yahut hareketler sergiliyorsa eğer;oradaki halk ta,haliyle problem yaşayacaktır.İmam hatalı namaz kıldırıyorsa eğer;cemaat uyarmalı ama imam hatalı ve cemaat te o hataya rağmen,imamı uyarma yoluyla telkinlerde bulunmuyorsa orada sıkıntı bitmez zaten.Bir tespihte imame yoksa,o tespihe tespih denmez sanırım.Boncuk bileşeni denir.İmamesiz tespih,nasıl ki düzgün durmuyor ise;yöneticisiz halk,imamsız cemaat,öğretmensiz okul ve öğrenci,veya komutansız er de anlamsızdır.Ama tüm bunlar varsa ve baştakiler yanlış yapıyorsa,ona tabi olanların,onları uyarma vazifesini üstlenmeleri de şarttır.Hatasız kul yoktur ve olamaz.Dolayısıyla;bir yerde tepedeki şahıs yahut şahıslar hata yapıyorsa,oradaki halk derhâl onu veya onları uyarmalı ve doğruya yönlendirici izahatlarda bulunmalı.Çözüm yolu;hata yapanın hemen ikaz edilmesi ve problem çıkarmak yerine,problem çözücü faktörü harekete geçirmek olmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı