"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gezi ve tatillere mânâ-i harfî ile bakmak

Cenk ÇALIK
14 Mart 2020, Cumartesi 00:37
Son yıllarda gezmek, tatil yapmak hayatımızın olmazsa olmazları arasına girmiş gibi.

Özellikle sosyal medya farklı yerler keşfetme isteğini arttırmış; gezilen yerlerin fotoğraflarını ve videolarını çekip, sosyal medya platformlarında yayınlamak çok yaygınlaşmıştır.

Peki, Risale-i Nur Talebeleri ve okuyucuları olarak bu zemini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor? Gezmekten ne anlıyoruz ve ne anlamalıyız? Gezilerimizi “tefekkürî bir seyahat ve ibadete” çevirmek mümkün mü? Daha teknik ve manevî, uhrevî boyutuyla gezebilmek için neler yapmamız gerekiyor? Kısaca özetlemeye çalışırsak gezi ve tatillerimizi Mânâ-i Harfî’yle yapmak için nasıl bir niyet ve bakış açısına sahip olmamız lâzım?

Mânâ-i Harfî ile bakış, bir şey, bir eser, bir mekân veya bir hadiseye manevî, hakikî yönüne, iç âlemine, derununa, taşıdığı sanata ve anlama sanatkâr ve Allah hesabına bakmaktır. İhlâs Risalesi’nin “Amelinizde rıza-i İlâhî olmalı” (Bediüzzaman Said Nursî, Lemalar, s. 405) şeklindeki ilk düsturu her zaman ve her mekânda geçerli olduğu gibi, seyahatlerimizde de esas yapmalıyız.

Sanatı görüp sanatçıyı görmemek, anın tadını çıkararak başka bir şey düşünmemek ve sadece beğeni sayımızı arttırmak için sosyal medyada paylaşmak; hesap gününde bize pişmanlık olarak döneceği gibi, dünyada dâhi aldığımız lezzetin nakıs kalmasına sebep olmaz mı? İşte bu mana-ı ismiyle maddî, surî, nefis hesabına olan bir bakıştır.

Özellikle külliye olan ve cami dışında bir çok binadan oluşan  mabedleri ziyaret etmek de  bizi farklı dünyalara götürür. Meselâ, tek odalardan müteşekkil tarihî medreseleri gezerken o zaman ki birebir eğitimin ne kadar tesirli olabildiğini, şimdiki 30-40 kişilik sınıflarda, sadece bazı imtihanları vermek için “eğitim!” yapılmasının ne kadar yanlış olduğunu düşünmemizi sağlıyor. Ve genç dimağların sadece dünyaya müteveccih test usûlü imtihanlara tabi tutulması hem burada, hem de ahiretimize derin yaralar açılmasına sebep olduğunu anlıyoruz.

Bize emanet edilen ve  maddî imkânı olmayan kardeşlerimizin reklâm metaı haline getirilip yardım yapılması da hepimizi üzmektedir. 

İşte imaretler, rencide edilmeden de muhtaç kardeşlerimizin karınlarının da doyurularak yardım ederek sahip çıkabileceğimizi haykırmaktadır. Ne yazık ki bugün, bizlerin iyi, -şimdilik-zor durumda olan kardeşlerimizin izzet-i nefisleri düşünülmeden rencide edildiği gibi, kendi reklâmlarını yaptıklarını esefle müşahade ediyoruz.

Şifahaneleri de bugünkü hastanelerle kıyasladığımızda çok ileri bir düzeyde oldukları görülmektedir. Belirli günlerde ücretsiz muayene olunabilen ve aynı şekilde ücretsiz ilâç temini sağlanarak “sosyal devlet” anlayışının en ileri modelini sunan bir çizgide olduğunu ifade etmeliyiz. Sağlığı ve mağduriyeti ticarete dökenlerin kulakları çınlasın!..

Su kemerleri, çeşmeler ve hamamlar İslâmın temizlik anlayışının mücessem yansımasıdır. “Temizlik, imanın yarısıdır” mealindeki hadisi-i şerif de bu yapıların inşa edilmesinin teşvik boyutunu ifade eder. Su, özellikle Müslümanların hayatında çok önemli rol oynar. Zira temizliğin dışında da son derece muhtacız. Meselâ namaz gibi ibadetlerin ifa edilebilmesi için abdest, abdest için de su şarttır.

Şimdi şapel, kilise, katedral ve manastır gibi gayr-i Müslimlerden kalan mabedleri değerlendirmeye çalışalım:

Sanat tarihinde çok önemli yere sahip olan ve bir kısmı camiye çevrilen bu mabedler bizlere derin bir tefekkür imkânı sunmaktadır. Zira eğer “ibret!” nazarıyla bakabilirsek halimize ne kadar şükretmemiz gerektiğini anlarız. Allah’a şirk koşmak manasına gelen teslis inancı ve gerçeği yansıtmayan ikona ve fresklerdeki tasvirler, tevhidden uzaklaşıldığının göstergeleridir.

Kaleler de bizleri uzak tarihin derinliklerine götürür. Zira kaleler yüksek yerlere inşa edilirler. Bu da kuşbakışı bir nazarla bulunduğumuz şehri gözlemleyip tefekkür etmemizi sağlar. Yüksek bir yerden bakmak daha önce görmediğimiz açılardan görmemizi sağladığı gibi aynı zamanda bütüncül bir değerlendirme de yaptırır. Bu ve benzeri mekânlar tefekkür için birebir yerlerdir. Şehir merkezi kadar kalabalık olmadığından sakindir ve huzur verir. Bu bize, bir yere ve konuya konsantre olma kolaylığı da sağlar.

Binlerce yıllık ibret vesikası hükmünde olan antik kent gezileri de önemlidir. Rabbimiz, “Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl akıbete uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden sayıca daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, onlara hiçbir şey sağlayamadı.” (Mü’min Sûresi, 82.) mealindeki âyetiyle ibret almamız emredilir. Tarihî bir tecrübe ve ciddî bir emeğin mahsulü olan bu şehirlerin özellikle amfi tiyatrolarına ibret için uğramanızı hararetle tavsiye ederim.  Eğlence için çeşitli oyunların sergilendiği bu mekânlar kim bilir belki de o dönemde günahların en yoğun işlendiği yerlerdir!

Biz ise bu tür yerler de hem dinlenebilir ve bir yandan da o zeminlere uygun tefekkürî eserler-Risale-i Nur’dan o havaya uygun bölümleri-okuyarak alâmet-i farikamızı gösterebiliriz. Çok tecrübelerle sabittir: O gibi yerlerde okuduğumuz Risalelerden aldığımız lezzetin bir başka olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Başkaları en iyi fotoğraf çekme derdindeyken bizim Risale okumamız hem iç dünyamızı açıyor, hem de lisan-ı hâl ile tebliğ vazifemizi ifa etmiş oluyoruz.

Han, kervansaray gibi yapılar ise, dünyanın ne kadar geçici olduğunu hatırlatıyor. Binlerce insanın konakladığı bu eserler, dünya misafirhanesinin ne kadar da uzun olsa bir gün biteceğini ve her an “son!”a yaklaştığımızı güçlü bir şekilde ihtar ederler. Genellikle üç gün kalmanın ücretsiz olduğu bu eserler devletin her milletten yolculara olan nazarını göstermesi bakımından ehemmiyet arz etmektedir.

Bedesten, arasta ve kapalıçarşı gibi eserler ekonominin kalbinin attığı yerler olarak bilinir. Günümüzde de benzer işlevlerini devam ettirmektedirler. Yüzyıllardan beri ticaretin yapıldığı bu mekânlar ecdadımızı hayırlara yad etmemize vesile olurken özellikle o yörenin el sanatlarını ve kültürünü de tanıma imkânı sağlıyor.

Tarihî taş köprülere gelince; sadece iki kıyı arasında ulaşımı değil, geçmiş nesillerin ve gönüllerin de kavuşmasına vesile olurlar. Tarih boyunca yazılan binlerce hikâye, şiir, söylenen türkü gibi insan-köprü temalı eserlerle bu mana yaşatılmaktadır. Ayrıca bu köprüler “Sırat Köprüsü”nü ve ahireti  hatırlatması yönüyle de  çok mühim bir işlev görür.

Osmanlı konakları başta olmak üzere eski evleri gezmek insana verdiği huzuru ifade edebilecek kelime bulmakta zorlanıyorum.  Kapılarından içeriye girdiğiniz zaman sizi tarifi zor bir huzur kaplıyor. Başka âlemlere gidiyorsunuz. Hangi odaya girseniz yaşanmış güzelliklerin tatlı fısıltılarını duyabiliyorsunuz. Evet, bu mekânların genişliği, insanların sıcaklığı ve maddî kaygı değil de sadece Allah rızası için yaşamış olduklarını hissetmek ve düşünmek  bizleri yüzyıllar öncesinin eşsiz manzaralarını seyir için seyahate götürüyor.

Mezarlıklar ve oralardaki türbeleri ziyaret etmenin de çok sayıda faydaları vardır. Ölümü ve ahireti hatırlatması, ecdadımıza olan vefa borcumuzun ödenmesi, mevta sayısınca sevap kazanılması gibi birçok hayra vesile olması ilk aklımıza gelenler olarak ifade edebiliriz.

Müzeler-bilhassa arkeoloji ve etnoğrafya müzeleri-kültürlerin tarihî çizelgesini ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Her milletin örf, adet, giyim-kuşam, yeme-içme, sanat, mimarî vb. alanlarda ne kadar çeşitli eserler ortaya koyabildiğini müşahade etmek bakımından ufkumuzu açmaktadır.

Okunma Sayısı: 1873
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    14.3.2020 11:03:25

    Tebrikler dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı