"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’da kuşlara verilen hisse

Cenk ÇALIK
21 Aralık 2019, Cumartesi 00:59
Kuşların, Üstad Hazretleri’nin hayatında ve Risale-i Nur Külliyatı’nda çok ehemmiyetli olduğunu görüyoruz.

Ayrıca, Üstad’ın aziz hatıralarına baktığımızda da bu önemi ve yakın ilişkiyi müşahede edebiliyoruz. Barla’ya giderken bir kuş sürüsünün Üstadı selâmlar gibi takip etmesi, keklik avlamak için tüfek doğrultanları vazgeçirmesi, tavus kuşu gördüğünde yem alması için para vermesi gibi çok sayıda hatırası olduğu aşikârdır. Her birisi Risale penceresinden kuşlara nasıl bakmamız gerektiğini özetliyor. Hayat hakkına saygı duymamız, tefekküre sebep olması, Rabbimizin Rahman, Sani, Hakim gibi isimlerine ayna olması bunlardan birkaçı…

Risale-i Nur Külliyatı’na baktığımızda da kuşlar bahsinin geniş kapsamda ele alındığını görüyoruz. Çeşitli pasajlarda kuşların zikirleri, vazifeleri, elbiseleri, sesleri, şekilleri, kerametleri, müjdeleri, Nurlar’la alâkaları, dilleri, rüya tabirleri gibi çok sayıda konuda bizleri derin tefekküre dâvet etmektedir.

Kuşlar denildiğinde sanırım çoğumuzun aklına ilk gelen özelliklerden bir tanesi çıkardıkları sesleridir. Bu sesleri nasıl anlamamız gerektiği Risale-i Nur’da şu şekilde nazara verilmektedir: “…kuş ve saire gibi her neviden Rabbânî kelâmları ve ulvî tesbihatı işitir. Sanki kâinat, İlâhî bir musıkî dairesidir. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbânî aşkları intiba ettirmekle kalbleri, ruhları, nuranî âlemlere götürür, pek garip misalî levhaları göstermekle o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder.” (İşârâtü’l İ’caz, s. 90)     

Kâinatta duyduğumuz fıtrî seslerin “musıkî dairesi” olarak tanımlamak ve bu nazarla bakmak insana hadsiz pencere açılmasına vesile oluyor. Tanım değişince nazar da değişiyor. Musıkî sadece birkaç insanla ve belli enstrümanla yapılan icraattan, hadsiz kuşların ve diğer canlıların hatta rüzgârların sayamayacağımız kadar enstrümanı ihtiva eden sesler olarak anlamak ufkumuzu açıyor. Üstelik bu musıkî sadece “müzik” icra ederek eğlenmek maksatlı kurulmuyor. Rabbanî kelâmlar ve ulvî tesbihatları bizlere işittirilsin diye kurulduğunu anlıyoruz. Yani, bu musıkî dairesi aslında zikirhaneymiş. Yaratılış maksatları doğrultusunda tesbihatlarını yapmaları bizler içinde kalplerimize lezzet ve zevke garkeden levha hükmende olduğunu anlıyoruz. Hatta sadece sesleriyle değil, bütün aza ve duygularıyla bu vazifeyi icra ettiklerini Yedinci Şuâ’daki ilgili pasajda ifade edilmektedir: 

 “Bütün hayvanat ve kuşların bütün nevileri ve taifeleri ve milletleri, bil’ittifak, lisan-ı kàl ve lisan-ı halleriyle Lâ ilâhe illâ Hû deyip, zemin yüzünü bir zikirhane ve muazzam bir meclis-i tehlil suretine çevirmişler; herbiri bizzat birer kaside-i Rabbânî, birer kelime-i Sübhânî ve mânidar birer harf-i Rahmânî hükmünde Sânilerini tavsif edip hamd ü senâ ediyorlar vaziyetinde gördü.

Güya o hayvanların ve kuşların duyguları ve kuvâları ve cihazları ve âzâları ve âletleri, manzum ve mevzun kelimelerdir ve muntazam ve mükemmel sözlerdir. Onlar, bunlarla Hallâk ve Rezzaklarına şükür ve vahdâniyetine şehadet getirdiklerine kat’î delâlet eden üç muazzam ve muhit hakikatleri müşahede etti.” (Şuâlar, s. 140)

Kuşların, Risale-i Nurlar’la alâkadarlıklarını Üstad Hazretleri Emirdağ Lâhikası’nda da ifade etmektedir: “Bir zaman bin kalemle Nurlar’a çalışan Sava kahramanlarından ve Nur’un ehemmiyetli şakirtlerinden Mustafa Yıldız’ın hüdhüd-misal kuşu hüdhüd-ü Süleymani nev’inde Nur işleri hakkında harika vaziyetleri göstermek acip değil, çok emsâli var. Kuşların Nurlar’la alâkadarlıkları, çok hâdiselerle tahakkuk etmiş.” (Emirdağ Lâhikası, s. 223)

Kuşların, Risale-i Nur’la alâkaları, müjdeleri ve kerametleri çok sayıda itiraza da sebeb olmuştur. Özellikle de kuşların fayda ve zararlarını ayırt edemeyecek mahiyette olduğu iddia edilmiştir. Üstad Hazretleri bu itirazları net bir şekilde cevap vererek kafalardaki soru işaretlerini gidermiştir:

 “Sualin ikinci şıkkı: “Sen, bir mektubunda, şairane bir lâtifeyi, yani kuşların, mektuplarını yazmak ve okumak zamanında yanınıza ve şakirtlerin yanına gelmelerini, o lâtifeyi ciddî bir tarzda kardeşlerine yazdın. Halbuki o kuşlar, hal-i âlemi ve Risale-i Nur’un hâdisâta karşı fâidesini bilecek mahiyetinden uzaktırlar.” 

Elcevap: Emir ve izn-i İlâhî ve havl ve kuvvet-i Rabbâniye ile, umum hayvanatın, melâikeden bir çobanı, bir nâzırı olduğu gibi, kuş taifesinin de bir çobanı var. Onlar bilmese de, emr-i İlâhî ile ve ilham-ı Rabbânî ile, çobanları onları sevk eder. O sevk-i fıtrî ise, kuşlara gelen ilhama dayanır. Kuşlar, ilhama mazhardırlar ki, yaşı bir günlük bir arı yavrusu, havada, bir gün mesafede gider, o ilham-ı fıtrî ile, o sevk-i Rabbânî ile yolunu şaşırmadan dönüp, gelip yuvasına girer.” (Emirdağ Lâhikası, s. 122-123)

Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “Risale-i Nur’da kuşlara verilen hisse” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

Okunma Sayısı: 2036
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman AYDIN

    21.12.2019 18:00:18

    Bu kuş gibi güzel ve sevimli yazı gösteriyor ki, Risale-i Nurlar her açıdan incelemeli. Kuşlarda çok dersler ve müjdeler var. Tebrik ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı