"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Demokrasinin katline aracılık...”

Cevher İLHAN
20 Mayıs 2019, Pazartesi
GÜNDEM

Devlet gücünün ve kamu imkân ve araçlarının sonuna kadar kullanıldığı, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı üslupla, partizanlıkla muallel seçim süreci, devlet kurumlarının bütün vatandaşlara eşit muamele yapması inancını ortadan kaldırırken, bilhassa yüksek bir yargı kurumu olan YSK’nin İstanbul seçimlerini “iptal”le sonuçlanan tavrı, hukukun düştüğü vartayı açıkça ortaya koydu.

Bazı YSK hâkimlerinin, Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki danışmanlarla telefonlaştıkları ve “iktidar cephesi”ne “Böyle bir dilekçeyi zamanında verirseniz biz bunu iptal ederiz” diye yol gösterildiği, buna mukabil en üst düzeyde “tâlimatlandırıldığı” yoğun söylentileri yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını yeniden gündeme getirdi.

Bilhassa iktidarın yaptığı itirazların büyük çoğunluğunun derhal kabul edilip, buna mukabil “millet ittifakı”ndan ve muhalefetin en mâkul ve kanuna aykırılığın olduğu itirazlarının derhal reddedilmesi, peşinen seçimleri tartışmalı hale getirdi. Türkiye’de âdil, doğru dürüst seçimlere dair soru işâretlerini arttırdı.

Bu durum, endişelere yol açtı.

Ve “Ülkemizin yüz binlerce sayfada anlatılamayacak iki yüz yıllık demokrasi gayretleri, demokrasiyi korumakla mükellef bir kurumun birkaç satırlık kararı ile baltalanmak istenmiştir” değerlendirmesini yapan DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 14 Mayıs 1950’nin yıldönümünde yaptığı açıklamadaki şu özlü değerlendirmeleriyle âdeta özetlendi: “69 yıl önce demokrasinin doğumuna ebelik eden YSK, şimdi katline aracılık ediyor. Aldığı kararla demokrasinin üzerine toprak sermek istemekte ya da sermek isteyenlere küreklik etmektedir. Türkiye için “beyaz” bir sayfa açılmasından hareketle partimizin, hürriyetçi demokratların “beyaz ihtilal” olarak adlandırdığı bugünün yıldönümünde demokrasiye kara çalan YSK kararları bir utanç vesikasıdır.”

TESBİT

YSK’nin “Ak’lanması…”

Üzerinden üç haftaya yakın bir süre geçmesine rağmen hâlâ YSK’nin “6 Mayıs iptal darbesi”nin “gerekçeli kararı” açıklanmazken, süreç içinde olup bitenlerin tartışılmasına devam ediliyor.

Bunlardan biri de mâlum “karar toplantısı”nın başlamasından bir gün önce MÜSİAD 25. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı’nın, “Bakın biz Ankara’da itiraz yapmadık. İstanbul’da hileler ve yolsuzluklar var. Bugüne kadar hiç konuşmadım, ama artık yetti. Burada bir yolsuzluk var. Ortada bir şâibe var, bunu kaldırmak hem YSK’yı aklayacaktır, hem milletimizin gönlünü ferahlatacaktır” diye YSK’ye “çağrı”da bulunmasıydı.

Özellikle “YSK kendini aklamalıdır” tepkisinin “telkin”in ötesinde “tehdit” niteliğini taşıdığı ve YSK’nin garip bir biçimde “seçimleri iptal”le “kendini Ak’ladığı” yorumlarına sebebiyet verdi.

GARABET

Tweet atan içeride, yumruk atan serbest

Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda parti lideri olduğu 16 Nisan 2016 referandumunun ardından artan “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten 68 bin vatandaş hakkında açılan soruşturmaların 13 bine yakınının davaya dönüştüğü, 9 binden fazlasının karara bağlandığı, 3 binden fazlasına hapis cezâsı verildiği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı’nın icraatları ya da açıklamaları hakkında en ufak bir eleştiride bulunan ya da tweet atanlar hakkında soruşturmalar açılırken, Türkiye’de ana muhalefet liderine linç girişiminde bulunan, yumruk atıp taşlayanlar, “protesto ve tepki haklarını kullanmışlar” diye ellerini kollarını sallayıp serbestçe geziyorlar. Kışkırtma ve saldırılardan sığındığı “evi yakın!” diye tahrikte bulunanlara soruşturma dahi açılmıyor. Keza bir gazeteciyi öldüresiye dövenler serbest bırakılıyor.

Bu vaziyet, “tweet atan içeride, yumruk atan dışarıda!” garabetiyle Türkiye’de yargının ne denli siyasete âlet edildiğinin ve hukukun baskı altında olduğunun açık bir göstergesi oluyor…zerinden üç haftaya yakın bir süre geçmesine rağmen hâlâ YSK’nin “6 Mayıs iptal darbesi”nin “gerekçeli kararı” açıklanmazken, süreç içinde olup bitenlerin tartışılmasına devam ediliyor.

Bunlardan biri de mâlum “karar toplantısı”nın başlamasından bir gün önce MÜSİAD 25. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı’nın, “Bakın biz Ankara’da itiraz yapmadık. İstanbul’da hileler ve yolsuzluklar var. Bugüne kadar hiç konuşmadım, ama artık yetti. Burada bir yolsuzluk var. Ortada bir şâibe var, bunu kaldırmak hem YSK’yı aklayacaktır, hem milletimizin gönlünü ferahlatacaktır” diye YSK’ye “çağrı”da bulunmasıydı.

Özellikle “YSK kendini aklamalıdır” tepkisinin “telkin”in ötesinde “tehdit” niteliğini taşıdığı ve YSK’nin garip bir biçimde “seçimleri iptal”le “kendini Ak’ladığı” yorumlarına sebebiyet verdi.

Okunma Sayısı: 1746
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı