"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekonomide krizden “tsunami”ye…

Cevher İLHAN
31 Aralık 2020, Perşembe
2020’nin başta gelen problemlerinin başında şüphesiz Kovid 19 salgını, “tek kişilik sistem”lederinleşen kutuplaşma, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının tümden tasfiyesi, tutarsız ve kısır politikalarla çıkmaza giren dış politika ve önceki yıllardan kalma, yanlış teşhis ve tedavilerle kat kat artan ekonomik kriz geliyor.

Asgari ücretin “2 bin 825 lira 90 kuruş” olarak belirlenmesi 2 bin 517 olan “açlık sınırı”nın biraz üstüne çıkan haliyle ve en yüksek “işsizlik maaşı”nın 2 bin 861 lira olması ile vaziyeti ele veriyor. 

10 milyona yakın çalışanı ve aileleriyle en az 20 milyon kişiyi doğrudan etkileyen bir durum. Almanya’da yüzde üç, Fransa’da yüzde 13 asgari ücretle çalışırken, dünyada en çok asgari ücretlinin olduğu Türkiye’de çalışanların yüzde 43’ünün asgari ücrete “geçinmek” zorunda olduğu kaydediliyor. 

Bu listede Türkiye’den sonra gelen Romanya yüzde 19’da kalırken, asgari ücretin az üstünde üç bin liranın altında ücret alanlarla birlikte ücretlilerin yüzde 60-70’inin “asgari ücretli” olduğu ortaya çıkıyor. Ve vergilerin büyük bir bölümü yine ücretlilerden alınıyor. 

“BU DÖVİZ NASIL SATILDI, NİÇİN SATILDI, KİM BUNDAN YARARLANDI?”

Keza kişi başına milli gelir, İsviçre’de 80 bin, Japonya’da 75 bin, Amerika’da 60 bin dolardan fazla iken, Türkiye’de 7 bin dolara düşmüş. TÜİK’in uyduruk “enflasyon sepeti”yle rakamlara takla attırarak duyurduğu resmi enflasyonun yüzde 14’lerde olduğu, “yoksulluk sınırı”nın 8 bin lirayı bulduğu vartada, enflasyonun yüzde 30’lara vardığı, özellikle gıdada yüzde 30’lardan yüzde 50’ye, hatta bazı gıdalarda yüzde 80’e tırmanan yüksek enflasyonda “Türkiye’de aşırı yoksulluğun üstesinden geldik” ifadesi günlerce tartışılan Çalışma Bakanı, “Hükûmet olarak işçimizi enflasyona ezdirmedik” iddiasında bulunuyor. 

Aslında milyonlarca vatandaşın elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyememesi, 2020’nin ilk dokuz ayında 2.6 milyon elektrik, 600 bin doğalgaz abonesinin, faturalarını ödeyememesinden kesintiye uğratılmasıyla 3 milyon 200 bin vatandaşın elektrik ve doğalgazının kesilmesi tek başına vahameti su yüzüne çıkarıyor.  

Ve onca faiz karşıtı söylemlerin ardından bu kez “enflasyonu kontrol altına almak” uğruna 6.75 puan artışla yüzde 17’ye çıkan faizle Türkiye dünyada en yüksek faiz veren ülkeler arasında 9., gelişmekte olan ülkeler arasında 3. ve Avrupa’da 1. ülke durumuna yükseliyor. 

Tıpkı doları tutmak için 128-133 milyar doların piyasada harcanmasıyla kalmayıp Merkez Bankası rezervlerinin içinin boşaltılması ve 55 milyar dolar borçlanılmasında olduğu gibi.

Bu açıdan, “MB’de otuz beş yıl çalıştım, döviz kıtlığını yaşadım, ama eksi rezervi hiçbir zaman görmedim. Bu iktidar bunu da becerdi!” diyen MB eski başkanı Durmuş Yılmaz’ın, “Merkez Bankası’nın 22 aylık dönemde sattığı 133 milyar doların hiçbiri ‘Merkez Bankası sattı’ diye görünmüyor. Bu döviz nasıl satıldı, kim tarafından satıldı, niçin satıldı, kim bundan yararlandı? Bu kesinlikle iktidar değiştiğinde araştırılacak ve bunların hepsi teker teker mahkemeye verilecek, hesap sorulacaktır” sözleri önemli. 

YÜKSEK FAİZ, YÜKSEK KUR, YÜKSEK ENFLASYON!

Bu arada ülkenin önemli kurumlarının sokuşturulduğu “Varlık Fonu”nun icâdıyla kaynakların önemli bir kısmı, Meclis’in, Sayıştay’ın ve denetim mekanizmalarının dışında tutuluyor. 

Asgari ücretin “2 bin 825 lira 90 kuruş” olmasına karşı, dolar üzerinden Hazine garantili mâlum şirketlere 62 milyonu kur farkından olmak üzere 158 milyar dolar verilmesi, 128 kere vergi affıyla yüz milyonlarca vergi ve kredi borçlarının silinmesi garabeti devam ediyor. 

Bütün bunlara karşı yüksek faiz sarmalında borcu borçla kapatan bir girdaba düşülürken, yine uzmanların tesbitiyle, ekonomik iflastan çıkan Yunanistan bile yüzde sıfırla kredi buluyor, ama bize yabancı yatırımcı gelmiyor. Türkiye hem yüksek faiz, hem yüksek döviz kuru ve hem de yüksek enflasyonun sürdüğü ülke olarak ekonomide kan kaybetmeye devam ediyor. 

Kısacası, yatırım, üretim ve istihdamdan yoksun, günübirlik siyasi sâiklerle, politik emrivakilerle dayatılan kısırdöngülü ekonomik politikalarla 2020 yılı “ekonominin kayıp yılı” oldu; ancak en vahimi 2021’de kriz ve bunalımın ötesinde “ekonomik tsunami”nin kapıda olduğu yorumları yapılıyor. 

Okunma Sayısı: 1778
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı