"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hâlâ tahrikkâr “kimlik siyaseti”yle...

Cevher İLHAN
26 Nisan 2019, Cuma
Ankara’nın yanıbaşında Çubuk Akkuzulu Köyü’ndeki şehid cenâzesinde linç girişiminde bulunan saldırganların tamamının tutuklanmadan serbest bırakılması, toplum vicdanını rahatsız edip adâlete olan güveni sarsarken, “iktidar cephesi”nin linç girişimini küçülten, saldırganı âdeta koruyan agresif tavrı, “muharriki (tahrik edicisi) tarafgirlik olan siyasetçiliğin” saplandığı vartayı açığa çıkarıyor.

Onca jandarma ve polis timini aşarak, bakanların, Genelkurmay Başkanı’nın, kuvvet komutanlarının, Emniyet Genel Müdürü’nün bulunduğu sorumlular arasında saldırganların yumruk - tekme linç girişiminde bulunduğu saldırı sonrasında, -İçişleri Bakanı’nın beyânıyla- bir jandarma komando bölüğü, on beş jandarma asâyiş timi, iki jandarma özel harekât timiyle toma, kobra araçlarına rağmen ana muhalefet lideriyle Meclis Başkanvekilinin iki saat boyunca bir evde âdeta rehin tutulmasına dair güvenlik zaafı sorgulanmazken, seçim öncesinde olduğu gibi “HDP ile ortaklık” isnadı üzerinden ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemler sürüyor.

Altı milyona yakın oy almış, en son 31 Mart yerel seçimleri için 92 milyon liralık Hazine yardımı verilen Meclis’in üçüncü partisi HDP’nin bazı illerde aday göstermemesi üzerine, daha önce bu partiye oy vermiş vatandaşların bir kısmının oy vermeleri ihtimaline binaen “millet ittifakı” ve muhalefet partilerini “suçlayan” çarpıtmalar devam ediyor.

SALDIRGANLARI “TEMİZE ÇIKARMA”!

Seçim sürecinde iktidar partisi adaylarının  “HDP’lilerin oylarına tâlibiz” açıklamalarına rağmen,  daha ilk günde “olayın provokasyon olduğuna dair hiçbir bulguya rastlanmadı” diyen Bakan’ın, onca devlet erkânı arasında yapılan saldırıya karşı yeterli tedbirlerin alınamayışını sorgulanması ve azmettiricilerin bulunup yakalanması yerine, vahim linç girişimini “halkın insiyaki infiali” olarak yorumlaması bunların başında geliyor.

AKP iktidarında İmralı’da terörist başı ile müzâkerelerde bulunan, terörist başının mesajının Kandil’e taşınmasına, devlet ve istihbarat görevlilerini Oslo ve diğer Avrupa merkezlerindeki terörist elebaşlarıyla üçüncü bir devletin nezdinde görüşmelere gönderilmesine, Dolmabahçe Sarayı’nda Başbakan Yardımcısıyla iktidar partisi yöneticilerini “PKK’nın siyasî uzantısı” dedikleri HDP temsilcileriyle “müzâkere masası”na oturmalarına bakılmadan, plânlı bir provokasyon olduğu ortaya çıkan menfur linç girişimini, “iktidara ilişik medya”nın algı operasyonuyla “PKK’nın siyasî koluyla HDP ile ortaklık” isnadı manipülasyonuna bağlanması çarpıklığı sergileniyor.

Yine saldırıdan 24 saat sonra twitterden ana muhalefet liderinin dışarıdan toplama yüzlerce provokatörün vahim bir linç saldırısına uğramasını “istenmeyen bir olay”, “protestoların şiddet eylemine dönüşmesi” olarak hafife alan Cumhurbaşkanı’nın, en son “Burada bir gaz sıkışması var, istismara dönüştürmemize gerek yok” eleştirisinde olduğu gibi iktidar partisi sözcülerinin, linçi bir nevi “meşrûlaştırma”ya, saldırganları “temize çıkarma”ya çalışması bir başka garabet olarak sırıtıyor.  

“PARTİCİLİK TARAFTARLIĞIYLA...”

Özetle, resmî mercilerin açık ikrarıyla 200 ton patlayıcının, 80 binden fazla uzun namlulu silâhın şehirlerin altına depolanarak bölgenin âdeta bir cephânelik haline getirilmesine, güvenlik güçlerinin talep ettiği yüzlerce operasyona “izin verilmemesi”yle terör örgütünün palazlanıp, yol keserek, adam kaçırarak şehirleri, mahalleleri teslim alarak kazdığı hendek çatışmalarına yüzlerce şehidin verilmesine, yüz binlerce vatandaşın göçe zorlanmasına sebebiyet veren AKP iktidarı sorumluları, güvenlik zaafının sonunu meydana gelen saldırıda da tam bir garabetle muhalefeti ve saldırıya uğrayanları suçluyorlar!

Hûlâsa, seçim sürecinde fevkalâde sakil, hakaretâmiz karalama kampanyasıyla siyasî rakiplerini “zillet-illet” olarak “teröre destek”, “teröristlik” ve “ihânet”le tahkir eden, ötekileştiren, düşmanlaştıran tahrikkâr polemikli “kimlik siyaseti”yle, “geçmiş olsun” mesajları yerine hâlâ gözü dönmüş saldırganları mâzur gören, halkı galeyana getiren, ülkeyi kaosa sürükleyen tahrik ve nefret diliyle saldırıya uğrayanları suçlayan siyasî rant uğuna milletin birlik ve bütünlüğü bombalanıyor.

Ve toplumu kışkırtarak kamplaştırıp kutuplaştıran bu varta, Bediüzzaman’ın “Şimdiki siyaset-i hâzırada particilik taraftarlığıyla, (…) gayet dehşetli bir kin ve adaveti damarlara dokundurup kin ve garaza ve mukabele-i bilmisile mecbur ediliyor. 

Bu ise, hayat-ı içtimâiyeyi tamamen zîr ü zeber (alt üst) eden bir zehirdir. Ve hâriçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlamaktır” ikazındaki mühim hakikati bu vahim saldırının nezdinde bir defa daha tebârüz ediyor. (Emirdağ Lâhikası, 393)

Siyaset, bir an önce bu dehşetli anafordan çıkmalı; sağduyulu, barıştırıcı, bütünleştirici olmalı...

Okunma Sayısı: 1407
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    26.4.2019 12:35:48

    Tebrikler, muhterem Cevher İlhan beyefendi. Bu kadar sağduyudan uzak, adeta saldırganları ve kavgayı kışkırtıcı ve cesaretlendirici beyanat ve tavırlar takınan akp nin anlayışını ve iki yüzlü siyasetini çok açık bir şekilde ortaya bir yazı olmuş.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı