"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“S-400 yaptırımları” muamması

Cevher İLHAN
03 Temmuz 2019, Çarşamba
Otuz dakika görüştüğü Trump’ın “yaptırımlardan bahsetmediği”ni söyleyen Cumhurbaşkanı, “Bugün işi çok daha ileri bir seviyeye taşıdık, öyle zannediyorum ki herhangi bir sıkıntı olmadan bu süreci aşacağız” ifâdesiyle “yaptırımlarının kaldırılacağı” ümidini pompalıyor; lâkin ABD’nin “S-400” ve “F 35’ler” üzerinden dayattığı “yaptırımlar”ın kaldırılacağına kimse kani değil.

Cumhurbaşkanı, “Sayın Trump ile telefon görüşmelerimde ve ikili olarak bir araya gelişlerimizde şu ana kadar ‘Biz size şu şu şu alanda yaptırımı yapacağız’ diye hiçbir şey duymadık” diyor; oysa Amerikan Savunma Bakanlığı’nın “S-400 almaktan vazgeçmemesi halinde Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılacağını, Türk öğrencileriyle pilotların ülkeyi terk edeceğini, F-35 Ortak Program Ofisi’ne ait üslere Türk Hava Kuvvetleri personelinin girişinin yasaklanacağını, yanısıra çeşitli yaptırımların dayatılacağını” bildiren “tehdit mektubu” ortada.

 “YAPTIRIMLARIN KALDIRILACAĞI” SÖZÜ YOK! 

Trump’ın çok net konuştuğunu, dürüst olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı’nın, “Arkadaşlarımız işin tâkibini yapmakla kapıları inşallah açmış olacaklar” temennisi dikkat çekici.  

Sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi Trump’ın “1 milyar 400 milyon dolar para vermişler. Sen malını vermiyorsun. Böyle anılmak da iyi bir şey değil” dediğini nakleden Cumhurbaşkanı, “F-35’lerde bir noktaya geldi, bu çok daha önemli” dese de “Şimdi bu parayı verdik, ama malımızı bize vermiyorlar; ne böyle bir tüccar olur, ne de böyle bir müşteri!” yakınması bunun tezâhürü. 

Garip olan, Washington’dan “Türkiye’nin NATO’daki varlığının tartışma konusu yapılacağı” tehdidi iletilirken Cumhurbaşkanı’nın “Başkan Trump, Türkiye’yi, NATO İttifakını güçlendirecek savunma işbirliğinde ABD ile birlikte çalışmaya teşvik etti” cümlesiyle “Amerikan Başkanı’nın ‘gizli ajandasının olmadığı” anlamına gelen sözler sarf etmesi. 

Yine “Tabii ki S-400 konusunda da Sayın Trump’ın Sayın Putin’le yanımda yaptıkları şakalaşmalar oldu, onlar da güzeldi” diyerek “Ne dediler?” sorusunu “(Gülerek) Onların neler olduğunu karıştırmayın. Bazı şeyler de bende kalsın” cevabıyla geçiştirmesi; ve ABD Başkanının Türkiye heyetini “Hollywood setindeki oyuncular”a benzetmesinin “övgü” olarak görülmesi.  

Halbuki Türkiye - ABD ilişkilerini Trump’la arasındaki samimiyete bağlarken, Trump’ın “Türkiye ilginç bir vaka. Erdoğan zorlu, ama ben onunla anlaşıyorum. Kürtleri yok edecekti. Ben onu aradım, Suriye’nin kuzeyindeki harekâtı engellemesini istedim; Erdoğan’a ‘bunu yapamazsınız’ dedim ve yapmadı” sözleri ciddiyetini sorgulatıyor. 

Bu arada Pentagon’un tanktan füzeye her türlü silâh ve mühimmat desteği verdiği PYD/YPG örgütü ile Suriye’nin kuzeyinde kontrolündeki kantonlar üzerinde ABD güdümünde ve İsrail’in egemenliği hesâbına kurulması plânlanan “koridor devlet”e zemin oluşturacak “tampon bölge” talebinin ısrarla Erdoğan’dan gelmesi bir başka garabet olarak kayıtlara geçiyor. 

Yine Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de doğalgaz ve petrol sondajını Amerikan şirketlerinin yaptığından tek kelime bahsetmeme çarpıklığı sergileniyor. 

YİNE SİYASİ ÇARPITMALARLA…

Ankara, İran ve Rusya ile birlikte imzaladığı, Suriye’nin siyasi birliğini, toprak bütünlüğünü, Şam yönetimiyle bütün meşru tarafların katılacağı anayasal demokratik süreçle barış ve istikrarın inşasını esas alan “Astana süreci”ni tasfiye eden ve etnik - mezhebî iftiraklar üzerinden ülkenin bölünüp parçalanmasını hedefleyen “Amerikan politikaları”na rampalıyor.

Bundandır ki PYD/YPG militanlarının Münbiç’i boşaltması vaadinde olduğu gibi Trump’ın ve Amerikan yönetiminin yine yüksünmeden verdikleri “söz”den cayacağı endişesi sürüyor. 

Kaldı ki Erdoğan “net ve samimi idi” diye övse de Trump’ın ağzından “yaptırımları kaldırdığı”na dair hiçbir ifâdesi yok; ve bu taahhüd hâlen hiçbir Amerikan merciince verilmiş değil. 

Bu açıdan alây-ı vâlâ ile propaganda edilen “Erdoğan - Trump görüşmesi” de günü kurtarmaya yönelik bir siyasi manevra  olmanın ötesine geçmiyor. 

Hulâsa, yine ABD’nin oyununa geliniyor ve kamuoyu yanıltılıyor; bilerek ya da bilmeyerek…

Okunma Sayısı: 1154
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı