"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Seçime şâibe ve gölge düşürülmesin”!

Cevher İLHAN
12 Nisan 2019, Cuma

GÜNDEM

Son günlerde Büyükçekmece’de adres adres, ev ev polis kontrollerinin başlaması üzerine İçişleri Bakanı, “Olay bugün olmamış, Ak Parti’nin müracaatıyla ortaya çıkmış. ‘Burada birileri usulsüzlük, hile, suistimal ve yolsuzluk yaptı’ demişler. Seçim takvimi içerisinde tesbit edilmiş. adli tahkikat zaten Ocak 2019’da açıldı” sözleri, birçok istifama sebebiyet veriyor. (gazeteler, 9.4.19)

Bu vaziyet, öncelikle “madem ‘lay’a tâ Ocak ayında “adli tahkikat açılmış”, neden üç aydır bu tahkikat sürdürülmemiş de seçimin kaybedilmesi üzerine gündeme getiriliyor?” sorusunu sorduruyor.

Bakanlık ya da yargı mercilerinin, seçmen listelerinin askıya çıkarılip itiraz süreleri sona erdikten sonra artık kesinleşeceğini bilmemeleri mümkün olmadığına göre, niçin Bakan’ın iddiasıyla sözkonusu “hukukî mesele”,  “hile, suistimal ve yolsuzluk” seçimden sonra gündeme getiriliyor? Sonra seçim öncesi tahkikat ne derece devam etmiş ki “zaman yetmemiş”?

Sormak lâzım; seçim öncesi, 11 Ocak 2019’da 81 il valiliğine “Seçim Tedbirleri” konulu genelge gönderen Bakan’ın daha 26 Ocak’ta, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin “Son yıllarda sürekli olarak seçim güvenliği üzerinden bir baskı ve kaos oluşturulmaya çalışılmaktadır. Belli bir takvimle gündeme sürdükleri ve her seçimde tekrarladıkları klişe senaryoları var. Üç aşamalı çalışıyorlar. Birinci aşamada seçmen askı listeleri üzerinden, sonrasında ifade hürriyeti üzerinden son olarak da oyların sayımı üzerinden bir manipülasyon ortaya koymaya çalışıyorlar. Ya kendi başarısızlıklarına kılıf arıyorlar ya da ülkenin seçimler yoluyla, demokratik yollarla tahkim ettiği istikrarı bozmaya çalışıyorlar” uyarısıyla “Hiç kimsenin seçimlere şâibe veya gölge düşürmesine, seçim ikliminin bozulmasına, Türk siyasetine ve demokrasisine iftira atılmasına da müsaade edilmeyeceği” teminatına rağmen niçin seçimden önce kendilerine mâlum olan sözkonusu iddiaların üzerine gidilmemiş?

Bütün bunlar, orta atılan iddialara bile bile göz yumulduğu, lehlerine bir sonuç çıkarsa konunun üstünün örtüleceği, adaylarının kazanmaması halinde soruşturma açılarak “seçimlere sahte oy ve şâibe bulaştığı” iddiasıyla seçimlerin iptaline ortam oluşturulmaya çalışıldığı istifhamını kuvvetlendiriyor.

Sahi, iktidar partisinin adayı seçimi kazansaydı; iktidar partisi yene Büyükçekmece’de “hile, suistimal ve yolsuzluk var” diye itiraz edecek miydi?

TESBİT

“Ortada suiistimal var”sa...

Seçim sonuçlarını değerlendirmek yerine AKPli yöneticilerin, “Bazı gariplikler hissediyoruz” diye hiçbir delile dayanmadan yapılan itirazları seçimleri iptal başvurusuna kadar vardırmaları tartışılıyor.

Zira Büyükçekmece’deki listelere daha baştan itiraz ettiklerini, bunun sonucunda 741 kişinin Büyükçekmece’deki seçmen kaydının silindiğini söyleyen ve 31 Ocak’ta seçmen listeleri kesinleştiğine dikkat çekiliyor. “Büyükçekmece’de bir önceki seçimlerde kayıtlı seçmen sayısı 172 bin 351, mahalli seçimlerde kayıtlı seçmen sayısı 174 bin 773 olduğu; seçmen sayısının 2 bin 422 kişi arttığı, bunun 760’ını yeni genç seçmenlerin teşkil ettiği; sonuçta bu ilçede de seçmen kaydı ve sayısının önceden tesbit edildiği, iddia edildiği gibi on binlerin kaydırılmasının sözkonusu olmadığı ortaya konuluyor.

Bundandır ki hukukçular, iktidar partisinin seçimden sonra “olağanüstü bir durum var” deyip “olağanüstü itiraz”ın hiçbir dayanağının olmadığını, seçim listeleri belirlenip kesinleştikten sonra bunun abesle iştigal olduğunu belirtiyorlar. AKP’nin, “Ortada bir oy yolsuzluğu var, suistimal var, usulsüzlük var” itirazının hiçbir anlamının olmadığı kaydediliyor.

1 Nisan’dan bu yana halen YSK sitesinde İmamoğlu önde görülüyor; ve aslında sandık başında itiraz edilip karara bağlanması gereken, seçimden sonra itiraz edilemeyen bütün “geçersiz oylar” da iktidar partisinin “isteği” ile tekrar tekrar sayıldığına göre, dahası bütün “geçersiz oylar” rakibine sayılsa bile yine önde olacak İmamoğlu’na Mahalli İdâraler Kanunu’na göre tutanaklar üzerinden derhal mazbatasının verilmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar. Bu durumda şu sorular soruluyor: 4-17 Ocak’ta askıya alınan; ve süresinde hiçbir itiraz yapılmayıp neticeye bağlanan, 31 Ocak’ta kesinleşen seçmen listelerine, seçmen kütüklerine neden süresi içinde hiçbir itiraz yapılmamış? İktidar partisi, niçin bu konuda İstanbul’daki 31 bin 186 sandıktan tek bir itiraz yapılmamış?

Üç ay önce itiraz edilmeyip incelenmeyen seçim kütükleri ve sözkonusu kaydırmalara neden AKP’nin kaybetmesi üzerine itiraz ediliyor ve tam bir garabetle adres adres, isim isim sorgulanıyor?

 

Okunma Sayısı: 1134
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    12.4.2019 01:25:37

    Bunlar demokrasiyi katlediyorlar. Tam bir istibdat mutlak hakimiyet peşindeler. Sandıktan akp çıkarsa seçim meşru ve demokrasi var. Kaybederlerse şaibe, organize yolsuzluk. Bu kadarına da artık milletin bir diyeceği olacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı