"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Siyasî dalâvereler”le değil...

Cevher İLHAN
11 Mayıs 2019, Cumartesi
Âdil ve eşit şartlarda yapılmayan 31 Mart seçimlerinin ardından İstanbul büyükşehir seçimlerinin iptali “sandık darbesi”nin öncelikle, demokrasiye, siyasî hürriyetlere ve hukuka büyük darbe vurduğu ortaya çıkıyor.

“Uzun süredir gerçek bir demokrasinin değil, otoriter bir yönetim anlayışının hâkim olduğu” Türkiye’nin AB’nin kapısından kovulmasına zemin oluşturulduğu ve hukukta Türkiye’yi uçuruma sürüklediği değerlendirmeleri devam ediyor.

Keza iptalin, ağır kriz içindeki ekonomiye de büyük darbe vuracağına dikkat çekiliyor. Ekonomistler, seçimlerin iptalinin ardından “tehlikeli stratejisi”yle bir yıl içinde yüzde 30 değer kaybeden TL’nin, YSK’nin kararının ardından düşüşe geçtiği ve siyasi istikrarsızlığın zaten resesyonda olan ekonominin dibe vuracağını uyarıyorlar.

Dış basında, Türkiye’nin ekonomik zayıflamasının şiddetleneceği bir sürecin tetiklendiğine dikkat çekilerek, enflasyonun yüzde 20’ye yakın seyrettiği, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini kısa dönemli borçlanmalarla desteklediği vartada, “Türkiye’nin ticari başşehrinin siyasî geleceği üzerinde iki ay sürecek belirsizlik buna sadece bu kuşkuları artıracağı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Ve son 39 günde dolar kurundaki 69 kuruşluk artışın şirketlerin bilânçosuna 136 milyar liralık ek zarar olarak yansıdığı çöküşte, doların 6.20 lirayı bulması, Avronun 7 lirayı aşmasıyla 24 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine çıkması, zaten tavan yapan yüksek enflasyonu ve pahalılığı daha da azması bütün bu uyarıları haklı kılıyor.

Bu açıdan, demokrasinin olmazsa olmazı olan seçimler yoluyla iktidarın değişmesinin büyük yara aldığı ve Türkiye’de “kusurlu” da olsa işler bir demokrasinin olduğunu gösteren son kırıntıları da harcanmasına artık son verilmesi ve hukukun yeniden ihyası çağrıları büyük önem kazanıyor.

“İptalle YSK çökertildi!”

YSK’nin kararına iktidar cânibinden de yoğun eleştiri ve uyarılar geliyor. AKP’nin kurucuları arasında yer almış önemli isimler, iptalin açık bir haksızlık ve hukuksuzluk olduğunu belirtiyorlar.

Mâlum evvela AKP kurucusu ve on birinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız ‘367 Kararı’ karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız” yakınması geldi.

Peşinden 2014-16 yılları arasında AKP genel başkanlığı ve başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu, Twitter üzerinden YSK’nın iptal kararının “evrensel hukuka ve yerleşmiş teâmüllere aykırılıklar barındırdığını” ve ortak âidiyet bilincine zarar verdiğini” paylaştı; “mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun 31 Mart seçimleri sonrasında yaşananlar ve YSK’nin iptal kararı bu temel değerlerimizin zedelenmesine yol açmıştır” yorumunu yaptı.

Daha önce “Haksızlık üzerine kurulan krallık çok yaşamaz” mesajını paylaşan AKP eski milletvekili İbrahim Turhan, “El- mulku yebkâ maa’l kufrî ve lâ yabkâ maa’z zulm’ Mülk (devlet yönetimi) küfür (inançsızlık) ile ayakta kalabilir ama zulüm (haksızlık) ile kalmaz” diye YSK’nin iptal kararına göndermede bulundu.

AKP eski MKYK Üyesi Osman Can, İstanbul seçimi kararıyla YSK’nın çökertildiğini belirtip Twitter’da, -tıpkı Gül gibi- “367 hukuksuzluğu bu kadar ağır değildi. En azından işleyen birçok kurum ve usul vardı, siyaset alternatif üretebilmişti. Bugün #YSK ve sandık neredeyse güven duyulacak son kurum ve usul idi. Onlar da çökertildi, ne uğruna?” sorusunu sordu.

Yine yazar Cemile Bayraktar, “CHP’yi savunuyorsun’ diye gönül koyanlar, canınız sağ olsun, mesele CHP/AK Parti değil, tarihin doğru tarafında olma meselesi,dün haksızlığa uğradığında Ak Parti’nin yanında olduğum gibi bugün de doğrunun yanındayım. Çok zorunuza gittiyse; insanı ‘CHP’yi savunmak zorunda’ bırakmayın” notuyla YSK’nin kararını eleştirdi.

Ayrıca AKP’li Taha Ün, sosyal medyada “YSK’nın aldığı kararın benim nazarımda mâkul bir yanı yok. Sandık Meşruiyetine de katkı sağlamadığı çok açık. Hukuka saygı biraz da böyle bir şey. Kendimize uymasa da saygı duymak ve gereğini yapmak zorundayız” diye tepki gösterdi.

Ve bütün bu haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı yazar Adem Özköse, “Yaşadıklarımız bize bu ülkede gücü ele geçirenin tüm iddialarını, ilkelerini terkettiğini öğretti. Artık siyasi olarak hiç bir umudum kalmadı. Allah ülkemizi, milletimizi tüm kötülüklerden korusun” dûâsını yaptı.

 

Okunma Sayısı: 1739
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı