"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine “Ramazan faaliyetleri” tahribatı

Cevher İLHAN
01 Haziran 2019, Cumartesi
Dinin siyasette istimali ve istismarıyla sadece bazı camilerde hutbe ve vaazlarda, cami açılışlarında ve avlularda siyasî parti propagandasıyla dinî değerlerin ve mekânların siyasette istimaliyle hoyratça harcanmasıyla kalınmıyor; 31 Mart mahalli seçimlerinin ardından işbaşı yapan çoğu iktidara ait belediyelerde “Ramazan etkinlikleri” paravanında yine parti propagandası yapıldı.

Her türlü - kötü alışkanlıklardan arındırmayı esas alan Ramazan’ın Kur’ân ve sünnetle oluşmuş gelenek ve sâbitleri gözardı edip aşındıran “Ramazan faaliyetleri” bu sene de sürdü, sürüyor. 

Ramazan’a hürmetsizlikle kalınmıyor; her fırsatta öncelikle siyasî iktidarın politik propagandasında istimal ediliyor. Ramazan boyunca “Ramazan şenlikleri” makyajında Kur’ân ve ibâdet mevsimi mübârek Ramazan’ın kudsiyetine ve mânevî havasına hürmetsizlik edildi, ediliyor.

İddia edildiğinin aksine, Ramazan’ın ruhuna uygun ortama hiç de uygun olmayan, erkek kadın seyircilerin yer yer içiçe izledikleri “renkli Ramazan geceleri etkinlikleri” kapsamında iftar öncesi - sonrası, çoğu zaman terâvih namazı saatlerinde bazen mahalle mahalle dolaşılarak geleneksel oyun ve illüzyon gösterilerinin yanısıra şarkılar, orkestralar çalınıyor, müzik koroları sahne alıyor.

EĞLENCE VE SEFÂHET KUMPASI

Gerçek şu ki, çoğu yerde “iftar programları”nın akabinde “Ramazan çadırları”nın eğlence, şatafat ve gösteriye dönüştürülüyor, sonra da duâ ediliyor. Bediüzzaman’ın ifâdesiyle ‘’Şu zamanda, kizb ve sıdkın ortasındaki mesâfe o kadar kısalmış ki, adeta omuz omuza vermişler” vakıasından hareketle “yalancılığın siyaset propagandası vasıtasıyla doğruluğa tercihi”nde olduğu gibi, “en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda bir fiyatla satılıyor.” (Sözler, Yirmi Yedinci Söz, 446)

Kısacası, bir dirhem muhataralı “mübâh”a bir batman günâh karıştırılıyor. Bediüzzaman’ın tesbitiyle, “sıdkın (doğruluğun) yanısıra “aynı dükkânda kizb (yalan ve günâh) satılıyor.” İbadet, dua, tevbe ve istiğfar zamanı olan Ramazan gün ve geceleri, oyun ve eğlence ile âdeta özdeşleştiriliyor.

Diğer yandan “Ramazan şenlikleri”nde helâl ve haramın, sevap ve günâh birlikte pazarlanmasıyla, “karnaval coşkusu”ndaki festivallerle, “alış veriş şölenleri”nin reklamlarıyla, vatandaşlar, firmaların, markaların acımasız rekabet, satış ve menfaat savaşlarının figürü ediliyor. Âdeta Hadis’in haber verdiği “Âhirzamanın fitnesi”nin bir tezâhürü olarak  zamanın “levhiyat” denilen nefsin istekleri, günahları, bu kez “Ramazan etkinlikleri” perdesinde sahneleniyor, ve “câzibedarlıkla pervane gibi nefisperestleri etrafına topluyor.”

En vahimi de “Ramazan şenlikleri”yle kitlelerin yığınlar hummalı câzibedar sefahate cezp edilmesi. “Ramazan”la toplumun dünyevileşme girdabına düşürülmesi. “Ramazan faaliyetleri” kumpasıyla muhâfazakâr çevrelerin “eğlence ve sefâhet kumpası”a çekilmesi. Meydanlarda, caddelerde, sokaklarda neon ışıklarla, havai fişek gösterileriyle, muhâfazakâr âilelerin de farkında olmadan ibâdet ayı Ramazanda bile eğlenceye usul usul “alıştırılması”yla “dünyevileştirilmeleri!”

MUHÂFAZAKÂRLARI “DÜNYEVÎLEŞTİRİYOR!”

Özetle bütün bu ahlâkî tahribata karşı Diyanet’ten her sene çoğu lâfta kalan ve hiçbir etkisi olmayan “Ramazanın mânevî iklimi bozulmasın” çağrıları tekrarlansa da büyük oranda “Ramazan etkinleri”nin gösteri ve siyasi propaganda aracı haline getiriliyor.

En muhâfazakâr mahallerde ve semtlerde bile, çoluk-çocuk cümbur-cemaat cezbeden, sefâhete kapı açan muallel “popüler kültür” enjekte ediliyor. En mazbut âileler bile “sefîhâne ve sarhoşâne şaşaalı eğlence”nin câzibesine kaptırılıyor. Toplum dünyevileşme ve sefahat girdabına sürükleniyor.

Yine belediyelerin sponsorluğunda politik propaganda aracı haline getirilen “Ramazan festivallleri”, bu haliyle bir nevi Cahiliye dönemi Arapların putlarla doldurdukları Kâbe’yi üç aylarda ticaret ve turizmin rant ve menfaat aracı ve gelir kaynağı haline getirmeleri panayırlarına benzetiliyor.

Milletin parasıyla, büyük masraflarla düzenledikleri “Ramazan etkinlikleri”, birçok şehir ve kasabada Ramazan gecelerini, tam gaz süren müzik ve şovlarla ortalığı tam bir karnavala çeviriyor.

Ve bu durum,  “Ramazan Risalesi”ndeki beyânıyla, Ramazan orucunun hikmet ve mânâsı, bir nevi perhiz ve riyâzet vasıtasıyla insanın helâli terk ettiği cihetle, haramdan çekinmek için akıl ve şeriattan gelen emri dinlemeye kabiliyet peydâ etmesidir” hakikatiyle insanın mânevî cihazâtının melekî ve ruhani feyizlenmesi yerine, Ramazanı, serkeşâne süflî eğlencelerle lekeliyor. (Mektubat, 392)

Bunun içindir ki, Ramazanın asıl mânâsını unutturan, ulvî gâyesini saptıran, mânâ ve mâhiyetiyle manevî bağdaşmayan, ibâdet, duâ, tevbe ve istiğfar zamanı olan Ramazanın, bir tür eğlence, karnaval ve festival havasına sokan, ekseriyetle helâl dairesini aşıp harama iten “Ramazan etkinlikleri”ne mutlaka ve âcilen etkin ve ciddî tedbirler alınmalıdır.

Hûlâsa, “Ramazan programları” da Ramazanın kudsiyetine uygun İslâmî âdapla edeplenmelidir…

Okunma Sayısı: 1468
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı