"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millet İttifakı milletin talebi

31 Aralık 2021, Cuma
Millet İttifakı, toplumun talep etmesi ve yönlendirmesi ile ortaya çıkmış bir ittifak. Ve ülkemizi ve geleceğimizi tehdit eden anlayış selametle (hukuk dışına çıkmadan) tasfiye edilinceye kadar bu ittifakın görevi var.

Demokrasi için el ele - İzmir'de Millet İttifakı
RÖPORTAJ: YENİ ASYA / İZMİR

Demokrasi için elele sloganıyla çıktığımız yolda, Millet İttifakı’na dahil partilerden Demokrat Parti’nin İzmir  İl Başkanı Serdar Faralyalı’yı ziyaret ettik. Serdar Faralyalı, rahmetli Ersin Faralyalı’nın oğlu. Sanayici olan merhum Ersin Faralyalı; Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanlığını daha sonra Türkiye Odalar ve Borsalar (TOBB) Başkanlığını yapmıştı. Süleyman Demirel Başkanlığında kurulan 49. Hükümette Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı’nı yürütmüştü.

- Kendinizi kısaca tanıtır mısınız.?

1977 yılında İzmir Özel Sağlık Hastanesinde doğdum. Eşim de 1979 yılında aynı yerde doğmuş. İstanbul’da Saint Benoit Fransız Lisesi’ni bitirdim. Daha sonra ABD’de University of California Berkeley’de “Sanayi Toplumlarının Politik Ekonomisi” üzerine lisans eğitimi aldım. Üç buçuk yıl Ernst&Young İstanbul Ofisi’nde Denetim Bölümünde çalıştım. Aileden kalma bir arazimiz var. Orada tarım yapıyoruz. Rahmetli babamın siyaset yaptığı partide görev almak benim için duygusal ve manevî değeri çok yüksek bir olay. Allah mahcup etmesin.

- Demokrat Parti’nin bugünkü siyasetini değerlendirir misiniz?

Türkiye’nin tabiî ve doğru çizgisi Demirel’in çizgisidir. O yüzden gökkubbe başımıza yıkılsa Allah bizi doğru yoldan ayırmasın. Rahmetli babam “Allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın” diye söylerdi. Tabiî o zaman partinin ismi de Doğru Yol Partisi idi.

Eğer sağduyulu sakin bir kafa ile şöyle 20 yıl geriye dönüp baktığınız zaman, Merkez Sağ veya Demirel in çizgisi dediğimiz çizgi olmayınca bu ülke huzur bulamıyor. Kavga çıkıyor, kutuplaşma oluyor ve haksızlıklar oluyor. Haksızlık dediğiniz zaman; birisinin çalışıp, öbürünün onun emeğini sömürmesi demektir. Meselâ Batı’daki gelişmeler daha çok zulme karşı, idare edilenlerin idare edenlere karşı direnmesiyle meydana gelmiştir. İngiltere’de krala karşı direnmenin neticesinde Magna Carta başlamıştır. (Magna Carta: Büyük özgürlükler sözleşmesi. 1215 yılında imzalanmış bir belge. Bu belge ile İngiltere kralının; yetkilerinin bazılarından feragat etmesi, yasalara uygun davranması ve hukukun, arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesi  zorunlu kılınarak, İngiltere tarihinde ilk kez kralın yetkileri kısıtlanmıştır. MAGNA CARTA, günümüzdeki anayasal düzene ulaşıncaya kadar yaşanılan tarihsel sürecin en önemli basamaklarından biridir.) Ve yine halkın vergiye karşı çıkması ve “tamam vergi verelim, ama bu vergiyi nereye harcadığınızı bize gösterin” demesiyle bütçe hakkı doğmuştu. Bu hak daha sonra, accountability dediğimiz hesaplaşma, bütçe hakkının devamı olarak ortaya çıkmıştır.

- Ülkemiz gençliğinin şu andaki durumunu tahlil eder misiniz?

Şimdi meselâ sınırlı sayıda üniversiteye girerken ne deniyor? Sınırlı imkânlarımızı sınırlı sayıda kabiliyetli  ve başarılı insanlarımız için kullanalım. O insanlara bir yatırım yapılıyor. Doktor olsunlar, avukat olsunlar, mühendis olsunlar diye. O insanlar çalışıyorlar, bir katma değer oluşturuyorlar, fakat bunun gasbedildiğini gördükçe, çareyi yurtdışına gitmekte görüyorlar. Bugün otuz yaş altındaki gençlerin yüzde sekseninin ülkenin geleceğine dair ümidi yok. Adama sokakta soruyorsun;  hayalin ne diye. Hayalim yok diyor. İnsanın hayali olmazsa biter. Geriye ne kalıyor bilmiyorum. Onun için, bundan sonrası için eğer güzel şeyler yapmak istiyorsak; ancak bu Demokrat çizgi ile bunu başarabileceğimize inanıyorum inşallah.

- Millet İttifakı çalışmaları var malûm. Mecliste görüşmeler devam ediyor. Siz bu çalışmaları nasıl görüyorsunuz?

İktidarın ötekileştirici, kutuplaştırıcı bir stratejisi var. Biz ve onlar diye toplumu ikiye bölmek iyi bir şey değil tabiî ki. Ön yargılar ve kırılamıyan sabit fikirler var. Bu yüzden de bütün olumsuzluklara rağmen iktidarın oyu yüzde otuzlardan aşağı düşmüyor. Bu da demokrasiyi savunan, anayasal bir düzeni savunan herkesin ortak bir paydada bir araya gelmesini zarurî kılıyor. Zaten seçmenin de beklentisi bu. Her gün bu iktidar bize zarar veriyor, selâmetle bu iktidardan bir kurtulalım, sonrasına bakarız diyor. İşte seçmenin bu tavrı ittifakı zorunlu hale getiriyor. Diğer partilerin hiçbiri tek başına bu işi yapabilecek durumda değiller. O yüzden Millet İttifakı, toplumun talep etmesi ve yönlendirmesi ile ortaya çıkmış bir ittifak. Ve ülkemizi ve geleceğimizi tehdit eden anlayış, selâmetle (hukuk dışında çıkmadan) tasfiye edilinceye kadar bu ittifakın görevi var, bir sorumluluğu var. Tarihi bir görev. Umarım orada bir sıkıntı olmaz. Hedefe ulaşırız.

- Mevcut iktidar partisi adeta devletleşti. Fakat kanunlara uyumuyor. Ne dersiniz? 

Devlet dediğiniz nesne, milletin örgütlü halidir. Parlamentosu var. Üniversitesi var, hazinesi var, Merkez Bankası var, Adliyesi var. Teşkilâtlanmış. Bunun temeli anayasa. Herkesin üzerinde mutabakat sağlamış olduğu bir anayasa var. Anayasada size verilen görevler var. Ben bunlardan şu şu görevleri yapmıyorum dediğiniz zaman bu akit bozuluyor. Nerede yaptı bunu bu iktidar bir kaç örnek vereyim:

Yakın zamanda yurdumuzda meydana gelen deprem sebebi ile muhalefet Tayyip Erdoğan’a bir soru yöneltti. Dedi ki; deprem vergileri aldınız. Deprem fonu kurdunuz. Toplanan paraları nereye harcadınız? 

Erdoğan verdiği cevapta; nereye gerekiyorsa oraya harcadık, bunların size hesabını verecek vaktimiz yok” dedi. Ödediğimiz vergilerin hesabı mutlaka verilmelidir. Demokrasinin temelidir bu. “Ödeyeceksiniz, ama ben size hesabını vermiyeceğim” dediğiniz zaman Anayasaya aykırı davranmış olursunuz. 

Yine Tayyip Erdoğan; “Anayasa Mahkemesi kararını tanımıyorum, saygı da duymuyorum” dedi. Peki senin bütün yetkilerin Anayasadan gelmiyor mu? O zaman biz de seni tanımıyoruz dersek ne olacak? Akit bozulduysa o zaman orman kanununa döneriz. 

Bu ülkenin Mecliste temsil edilen milyonlarca oy almış bir siyasî partisinin o seçmenlerin ödediği vergilerle çalışan ve anayasal olan bir kuruma, gel buraya kardeşim. 

Bu ülkenin Mecliste temsil edilen milyonlarca oy almış bir siyasî partisinin o seçmenlerin ödediği vergilerle çalışan ve anayasal olan bir kuruma, gel buraya kardeşim sen ne yapıyorsun, nasıl yapıyorsun anlat dediği vakit, “ben seni bu kuruma sokmuyorum” dediğiniz zaman, bu milleti bölmüş olursunuz. İdarenin durumuna baktığınız zaman, onlar çoktan hukuk yapının dışına çıkmış durumdalar. 

İstanbul seçimleri tekrar edilirken ne oldu? Yerel seçimde vatandaş oy kullanırken, muhtara, Büyükşehir Belediye başkanına, İlçe Belediye Başkanına ve Belediye Meclis üyelerine oy veriyor. Bu dört oy pusulası bir zarfın içine konuyor ve sandığa atılıyor. Bize dediler ki; “Biz bu zarfın içinden üç tane kullandığınız oyu kabul ediyoruz. Ama dördüncüsünü etmiyoruz.” Şimdi bunu söyleyenler, siz hukukun dışına çıkmış oluyorsunuz. Hukuk iktidarın kendi iradesini topluma dayatmak için kullandığı bir araç haline gelmişse orada büyük bir problem var demektir. 

- Yeni Asya Gazetesi’ni tanıyor musunuz ve takip ediyor musunuz? 

Bizim grubumuzda en çok paylaşılan gazete her halde Yeni Asya’dır. Yeni Asya bilhassa Genel Başkanımızla ilgili haberleri en çok veren gazete olduğu için tabiî ki takip ediliyor. 

- Yeni Asya Bediüzzaman Hazretlerinin Cumhuriyetçi, hürriyetçi, demokrat görüşleri ışığında yayın yapan bir gazete. Siz, Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini bu yönleriyle tanıyor musunuz? Kendisi Meşrûtiyetten bu yana Cumhuriyetçi olmasına rağmen Cumhuriyet düşmanı gibi gösterilmiş. 

Çok detaylı bir şekilde tanıdığımı söylersem doğruyu söylemiş olmam. Ama bahsettiğiniz ön yargılardan partimiz de muzdarip maalesef. Biz Müslüman bir toplumuz. Herhangi bir alanda, bu futbol da olsa, tıp da olsa, toplumun önüne zor modeller konur. İşte bak doktor böyle olur, furbolcu böyle olur, Sanayici böyle olur. Şimdi Türkiye’de bu toplumun inancı var. Bizim önümüze de ihtiyacımız yok mu yani, bir model olarak bak; ahlaklı insan böyle olur, güleryüzlü olur, hoşgörülü olur, anlayışlı olur, sabırlı olur. 

Bunlar bizim dinimizin gerekleridir. Böyle model insanlara bakıp kendimizi ona göre düzeltebiliriz. 

- Güçlendirilmiş Parlamenter sistem hususunda ne dersiniz? 

Ben bir seminere katıldım. Prof. Ersin Kalaycığlu vardı. Eskiden Boğaziçi Üniversitesindeydi, şimdi Sabancı Üniversitesi’nde. Bütün dünyadaki Başkanlık sistemleri ile Parlamenter sistemleri incelemiş, kıyaslamış. Hangi ölçüye bakarsanız bakın. Yani istikrar, hukukun üstünlüğü, insanî gelişim, kişi başına düşen millî gelir, bunlara baktığınız zaman Parlamenter sistemler, Başkanlık sistemlerinden daha başarılı. Parlamenter sistemler daha fazla istikrar üreten, daha büyük bir toplumsal mutabakat sağlıyan, meşrûiyeti olan ve uzun vadede de eğitimden sağlığa, kişi başına düşen millî gelire kadar her konuda daha başarılı bir yönetim sistemi. Denetimi olan, gücün tek elde toplanmasının önüne geçen, kuvvetler ayrılığı prensibine dayalı bir sistem. 

Türkiye deki temel sorun, siyaset yapısal olarak rekabete kapalı olacak şekilde dizayn edilmiş. Seçim barajı ve Hazine yardımının haksız bir şekilde dağıtımı siyasette adaletsiz bir yapı meydana getirmiş. 

- Sayın Başkan, size teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz. 

Okunma Sayısı: 1169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    1.1.2022 06:10:44

    Tüm millet ittifakı partilere gidilip, milletin demokrasi, adalet, hukuk, talebi iletilmelidir. Bediüzzaman hazretlerinin tam bir DEMOKRASİ, hürriyetler manifestosu olan eserlerinden istifade ile hazırlanmış bir rapor parti yetkililerine takdim edilmelidir. Yeni Asya bu konuda daha fazla gecikmeden meşrutiyetin şeriattan olduğu gerçeğini, demokrasiyi savunan siyasilere iletmelidir. Ki, dini istabdata müsait zanneden çarpık siyasi anlayış daha fazla insanları altatamasın.

  • Toygar

    31.12.2021 08:55:18

    Akıbet hayrolsun inşallah!..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı