"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya’nın duruşu takdirle karşılandı

08 Mart 2019, Cuma 00:21
28 Şubat 1997 sürecinde de Yeni Asya’nın ve Kutlular’ın kararlı duruşu toplumun bir çok kesiminde ilgiyle karşılandı. Aynı zamanda dinî grupların hukukunu savunma noktasında Yeni Asya’nın tavrı da takdir kazandı. Bu duruş zulme maruz kalan kesimlerin yüreğine su serpti.

DİZİ-7: Ahmet Dursun

Fotoğraf: Yeni Asya - Arşiv

***

28 Şubat ve Yeni Asya

28 Şubat Süreci olarak bilinen ve demokrasi tarihimizin karanlık dönemlerinden biri olan ‘post-modern’ darbe sürecinde de yine en çok bedel ödeyen isimlerden biri de yine dinî kesimler oluyor, bu dönemde de demokratik mücadelesini sürdüren Mehmet Kutlular’ın 276 gün hapis yatmasına ve Yeni Asya’nın da bir ay boyunca kapatılmasına sebep olan üzücü olaylar yaşanıyordu.

Türkiye’nin demokratikleşememesi… Bediüzzaman’ın meşrûtiyeti ve hürriyeti savunduğu meşrûtiyet yıllarından beri ülkenin en büyük problemiydi ve halledilemeyen bu mesele sürekli gerginlik ve kaos üretiyordu. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren insan hak ve hürriyetlerine mugayir, din ve vicdan hürriyetini kısıtlayıcı uygulamaların sürekli tekrarlanması, darbe ortamlarıyla bunun sürekli hale getirilmesi, Cumhuriyetin din karşıtlığı üzerine temellendirilip laikliğin bu çerçevede uygulanması 28 Şubat gibi süreçlerin tarihî alt yapısını oluşturuyordu.

28 Şubat Türkiye’de başörtüsü yasağıyla toplumsal kutuplaşmanın arttırıldığı, katsayı uygulamalarıyla İmam hatiplilerin, dindar nesillerin önünün kesildiği, Kur’ân öğretiminin kısıtlandığı, dindar - muhafazakâr kesimlerin baskı altına alındığı bir dönem olarak tarihe geçecekti.

Yeni Asya bu dönemde de yasakları eleştiriyor, hukukun üstünlüğünü ve adaleti nazara veriyor, kızların başörtülü olarak okumalarının önündeki engelleri şiddetle eleştiriyor, başörtüsünü savunarak mağdur ve mazlûm konumundaki yüz binlerin sesi oluyor, dinî meselelerde ileri geri konuşan bir general için “haddini bil paşa!” manşetini atıyor, mazlûmların yüreğine su serpiyordu.

Deprem İlâhî İkazdır

Ancak derin devlet inananlara zulmetmek için adeta her fırsatı değerlendiriyordu. On binlerce insanın vefat ettiği 1999 Marmara depremi 28 Şubat’ın baskıcı ortamında meydana geliyor, Mehmet Kutlular verdiği bir beyanatta depremi “İlâhî İkaz” olarak adlandırıyordu. Müslümanlar fişleniyor, binlerce insanın hakları gasp ediliyor, eğitim gibi en temel haklar yüz binlerin elinden alınıyor, inanan insanlara zulmediliyordu. Yeni Asya ve Mehmet Kutlular bu zulümlere karşısında depremi ‘İlâhî ikaz’ değerlendirmesiyle açıklayacaktı.

Kemalist çevreler ayaklanmış, kelle istiyorlardı. Herkes köşesine çekilirken Mehmet Kutlular yine meydandaydı. Mehmet Kutlular demecini yumuşatması, geri adım atması tekliflerini geri çeviriyor, yargı yine meşhur başka bir irtica maddesi olan 312’yi devreye sokarak Mehmet Kutlular’ı 2 Yıl 1 gün hapse mahkûm ediyordu. Mahkûmiyet kararı verildiğinde yurtdışında olan Kutlular, isterse ülkeye dönmeyebileceğini söyleyenlerin tekliflerini redderek, “şerefimle gider, cezamı çekerim” diyerek yurda dönüyor ve hapse giriyordu. Bu Nurculuğun bir şiarıydı sanki. İlâhî ikaz değerlendirmesi, başa gelen musîbetlerin İlâhî ikaz olduğu şeklindeki Kur’ân âyetlerine, hadislere ve Bediüzzaman’ın bu çerçevedeki yorumlarına dayanmaktaydı. Buradan geri adım atmak, inandığı değerlere sırtını dönmek anlamına geliyordu. Nitekim Kutlular geri adım atmadı, Vize’de cezaevine girdi. Daha sonra mahkûmiyet kararı AİHM tarafından bozulacaktır, ama Kutlular 276 gün cezaevinde kalacaktır.

Yeni Asya’nın ve Kutlular’ın bu duruşu toplumun bir çok kesiminde takdirle karşılanacak, dinî grupların hukukunu savunma noktasında Yeni Asya’nın tutumu herkesin takdirini kazanacak, bu duruş zulme maruz kalan kesimlerin yüreğine su serpecekti.

Kutlular bu duruşu şöyle açıklayacaktı: “Bunlar gösteriş için değildir, inandığımız dâvâ içindir. Dâvâ için bunca baskıya ve zulme katlandık, dik durmaya çalıştık. Allah için, din-i Mübine hizmet için bunları yaptık. Diğer kardeşlerimizi de hep savunduk. Zira iman bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek ve zâlimlere tezellül etmemek… Hasılı, her halükârda Nurculuk yaptık”

Cemaatlerin Aslî Vazifesi

Mehmet Kutlular sadece Nurculuk yapmıştı ve Nurculuk yapmaya devam etti. Yeni Asya’nın başında olması onun için sadece bir tahdis-i nimetti. O Bediüzzaman’ın öncülüğünü yaptığı iman, Kur’ân dâvâsını kıyamete kadar taşıyacak “Saidler, Hamzalar, Ömerler, Osmanlar, Tahirler”den biriydi sadece.

Bugün 15 Temmuz’la birlikte oluşan fotoğrafta Cemaatler ve tarikatlar yine hedef tahtasında. Gelinen noktada İslâmî değerler hedef alınmış, İslâmî geleneğe ait kavramların içi boşaltılmıştır. Meşum darbe planı cemaatleri neredeyse yok etme noktasına getiriyordu.

Mehmet Kutlular on yıllar öncesinden bunu görmüş ve gerekli uyarıları yapmıştı. Kendisine 12 Eylül sonrası yapılan teklifleri reddedişinin temel sebebi 15 Temmuzların yaşanmamasıydı. Ona göre devlet kullanır ve işi bitince atardı. Kutlular’a göre 12 Eylül’de kendisinin reddettiği teklifi başka grupların kabul ettiği anlaşılıyordu. Bu imanî hizmetleri sekteye uğratacak tehlikeli bir durumdu.

Cemaatler aslî vazifesinin dışına çıkmamalıydı. Bu aslî vazife müsbet iman hizmetiydi. Dinî cemaatler yüzde doksan dokuzu ahlâk, ibadet, ahiret ve fazilet olan Kur’ân ve Sünnet esaslarıyla hizmet etmeliydiler. İktidarı ele geçirmek, iktidar nimetlerinden faydalanmak, Kur’ânî hakikatleri dünyevî menfaatlere alet etmek cemaatlerin işi olmamalıydı.

Yeni Asya öteden beri bu hakikatleri haykırmaktaydı. 2016 yılında düzenlenen “Hukukun Üstünlüğü ve Adalet Ekseninde Din Devlet ve Cemaat ilişkileri” başlıklı Risale-i Nur Kongresinde din devlet ve cemaat ilişkilerinin çerçevesi çiziliyor, 15 Temmuzların önüne geçecek prensipler kamuoyuna duyuruluyordu. Sonuç bildirilerinde “Risale-i Nur cemaati, bir cemiyet değildir. Siyasî, dünyevî, şahsî ve cemaatî bir menfaat gözetmez. Müsbet iman hizmeti çerçevesinde insanların anarşilikten ve serserilikten kurtulmasına ve imanla ahirete gitmesine çalışır” denilerek Risale-i Nur hizmetlerinin aslî hedef ve gayesi dile getiriliyordu. Din devlet ilişkilerinin sağlıklı yürümesi için “Devletin; din ve cemaatlerle ilişkilerinin sağlıklı olması için ideolojilerden kurtulması ve AB standartlarında bir demokrasiye kavuşması gerekir” deniliyor ve “Topluma olan olumlu katkıları düşünülerek cemaatler itibarsızlaştırılmamalıdır.” tavsiyesinde bulunularak cemaatlere sahip çıkılıyordu.

Din devlet ve siyaset ilişkilerinin normalleşmesi için ihtiyaç duyulan fikirlerdi bunlar. Bugün Yeni Asya bu fikirlerinden dolayı yine baskı altında. Şahs-ı manevî Yeni Asya ile Mehmet Kutlular adına da konuşuyor.

Mehmet Kutlular… Hayatının her anını dâvâsına vakfetmiş bir adam. Bin yıl yaşasa, bin yılında da inandığı yolda harcayacak bir sadâkatin timsali. “Çok yoruldunuz, dinlenseniz, bir köşeye çekilseniz” diyenlere karşı “Ağaçlar ayakta ölür” derdi. O şimdi vazifesini hakkıyla yapmanın huzuru içinde. Dâvâsı için kendi sağlığını, canını, evlâdını feda ederek yerine getiren bir kahraman olarak tarih sahnesindeki yerini çoktan almış durumda. 

Allah ondan ebediyyen razı olsun!

-SON-

Okunma Sayısı: 2210
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    8.3.2019 19:48:48

    ..kendisi bu agbimizi tebrik ve sihhat ile, evladina Allah (C.C.)' den rahmet niyaziyla; ittihad-i Risale-i Nur' a tarafli, mesreblerde tarafsizca, ikhlasli vazifelere devama dua ederim.....

  • Ayhan Alşan

    8.3.2019 10:52:36

    Gerçekten her türlü şartlara aldırış etmeden vazifesinin başında.. Nefesi bile yarasaları korkutuyor. Ahmet DURSUN kardeşimizi tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı