"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir hatıra ve Âyet-ül Kübra Risalesi

Durmuş Ali İnci
22 Mart 2019, Cuma
1975 senesi dehşetli ve sıkıntılı bir dönemin sonuydu.

İki senedir Kütahya bölgesinde bir serseri gibi köyden köye sürülmüştüm. Çok sevdiğim ilkokul öğretmenliğinden bile ayrılmayı göze almıştım. Beş yıl  zevkle çalıştığım bu görevimi bırakıp yıllar sonra üniversite imtihanlarına girecektim. O zaman tek imtihanla talebe alınıyor, müracaatı yaparken tercihlerini de peşin belirliyorduk. 

Hizmet-i imaniye ve Kur’ânîyede bulunan arkadaşlar için meşveret yapılırdı. Kütahya’da Şerafeddin Kartal Ağabeyle birlikte kalıyorduk. Benim için toplanan meşverette, Şerafeddin Kartal, o zamanki İmam-Hatib Müdürü Mustafa Bağcı, Süleyman Karabulut, rahmetli Celal Tetiker gibi arkadaşlarım da vardı. Orta öğrenim döneminde matematik ve fizik konularına aşıktım. Birkaç saat problem çözmesem adeta ilme açlıktan başım dönerdi. Ben bu özelliğimi ve isteğimi belirtmeme rağmen, arkadaşlarım “Âyet-ül Kübra Risalesi’ni en güzel anlatacak bilim dalı olan coğrafya ilmidir. Siz burada okuyup hayatınız boyunca Âyet-ül Kübra Risalesi’ni anlatan biri olursunuz, inşaallah” diye tavsiye ettiler. 

Çok sevdiğim fizik ve matematikten vazgeçtim. O sene çok yüksek bir puanla Erzurum’da coğrafya (ikinci sınıftan itibaren fizikî coğrafya) tahsiline başlayıp mezun oldum. Allah’a çok şükür Âyet-ül Kübra Risalesi bizim adeta coğrafyada uzmanlık alanımız oldu. Önceleri belki o arkadaşlarıma biraz kırılmıştım. Fakat Risale-i Nur’da şu hakikati okuyup hayatım tecrübe ile olgunlaşınca bu seçimin benim için ne kadar doğru olduğunu yaşayarak öğrendim. Risale-i Nur’daki şu hakikati okuyunca onlara ne kadar  minnettar olduğumu tekrar fark ettim.

“Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalâlet, -bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle- cem’iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habis olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor. Ve avamın taklidî olan itikadlarını himaye eden İslâmî perde-i ulviyeyi yırtıyor ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an’ane ile gelen hissiyat-ı mütevâriseyi yandırıyor. Herbir Müslüman tek başıyla bu dehşetli yangından kurtulmaya me’yusane çabalarken, Risale-i Nur Hızır gibi imdada yetişti. Kâinatı ihata eden son ordusunu gösterip ve ondan mukavemetsûz maddî, manevî imdad getirmek hizmetinde hârika bir emirber nefer olarak Âyet-ül Kübra Risalesi’ni İmam-ı Ali (ra) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş.” (Hizmet Rehberi, s. 136)

Allah böyle bir şirket-i maneviye içinde Risale-i Nur ile, hizmet-i imaniye ve Kur’ânîyede bizi istihdam etti. 

İnşaallah ömrümüzün sonuna kadar istikametle aynen daim eylesin. Amin.

Okunma Sayısı: 1354
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı