Des başkanı Avcı’dan çağrı: eylemler sonrasında Çıkmaz sokaktan eve dönüş yolunu hep beraber çizelim ki, gençlerimiz demokratik ve barışçı hak arayışında daha bilinçli yer alabilsinler.
NİFAK TOHUMLARI EKİLMESİN
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı: “Gençlerimiz üzerinde yapılan ‘bunlar-onlar’ edebiyatı, ‘iyi-kötü çocuk’ yaftaları ile nifak tohumları ekilmesin. Gençleri gözden çıkarmak değil, kazanmak esastır. Bunun için, başta yönetenler, hepimize görev düşüyor.”
BAŞBAKANA BİR TAVSİYE
“Sayın Başbakana gerçekçi ve dostane bir şekilde söylemek isterim ki; yanında kibir ve haram anıtı gibi duran yıpranmış, itibarsızlaşmış kişileri ve onların telkin ve tavsiyelerini bırakarak basiretle, hoşgörüyle, şefkat ve sevgiyle tüm toplumu kucaklamalı.”
Gençleri ötekileştirmeyelim
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Gençlerimiz üzerinde yapılan ‘Bunlar-onlar’ edebiyatı, iyi-kötü çocuk yaftaları kimseye bir şey kazandırmaz. Ötekileştirme ve mahalle baskılarını meşrulaştırıp, nifak tohumları ekilmemelidir. Bu gençlerimizi gözden çıkarmak değil kazanmak esastır.” dedi. Gezi Parkı Eylemleri’nin bir süredir demokratik halk hareketlerinden sıyrıldığının altını çizen Gürkan Avcı, “Meydanlardan ara sokaklara taşınan eylem, karanlıklara kucak açmış durumdadır. İstanbul’da, Ankara’da çeşitli illerimizde sokakların ateşi yükselmiştir. Kahir ekseriyeti 15–25 yaş aralığındaki gençlerimizin, bu ateşle havaleler, sıtmalar geçirmelerine izin veremeyiz. Eylemin ilk günlerinde ‘Ben de varım, büyüdüm!’, coşkusuyla sokaklara dökülen, toplumsal kimlik sahibi olma hevesindeki çocuklarımız gün be gün halktan, iyi dostlardan koparılıp çok çehreli ve tehlikeli çıkar odaklarının dostluğu ile tanışmak üzere. Başbakan Erdoğan’ı, sesimizi duymaya, sözümüzü dinlemeye, ferasetle hareket etmeye ve bir büyük göreve çağırıyoruz” diye konuştu.
ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM
Türkiye’nin her zamankinden daha büyük bir akılla derin tertibi anlamaya, orta yol bulmaya ve empati yapmaya ihtiyacı olduğunu kaydeden Avcı, “Bu çocuklar yakın tarihimizdeki kara lekeleri, darbe utançlarını, ebeveynlerinin çektiği politisazyon acılarını dinleyerek büyüdüler. Geçmişi okudular, izlediler. Demokratikleşme öncesi fişlenme anılarını dinlediler. Şimdi bu çocuklar aynı kaygılarla köprüleri yakmış olmanın sancılarını yaşayacak. Afişe olmanın korkusu da cabacı. Ortamlarda kent efsaneleri hüküm sürmeye başladı ve ‘eve dönüş yolu’ çetin oldu. Eyleme katılan gençlikte geleceğe, eğitim hayatına yönelik fişlenme mantığıyla, bir korku kültürü hükmü oluştu. Söz konusu korku kültürü, gençlerimizi dağlara çekerek, yıllarca Güneydoğu’daki acılara militan yetiştirdi. ‘’Dönüşün yok! Yeni dostların bizleriz!’’ diyerek ellerine silah verildi. Bu durumun batıdaki karşılığı, dağlar yerine malum evlerde, kendi kendini sürgün etmiş ve paronayalar içinde bir gençliktir. Bu zihniyete karşı bir an önce proaktif bir çözüm üretilmelidir” dedi. Mevcut hukuk devletine ve emniyet birimlerine güven duygusunun yinelenmesi gereğini vurgulayan Avcı, söz konusu toplumsal sorunda, ilgili bakanlıkları ivedilikle görev başına çağırdı.
ÖTEKİLEŞTİRİCİ BEYANATLAR BİRLİĞİMİZE ZARAR VERİR
Avcı sözlerine şöyle devam etti “Gerek sosyal medyada, gerek karşıt görüşlerde ve yöneten birimlerde, kişiler üzerinden hedef gösterme hukuksuzluğu başlamıştır. ‘Bunlar kötü çocuklar’ söylemlerine şahidiz. Kimlik oluşumu göz önüne alınırsa 15’inde 18’inde bir genç, kahir ekseriyette yönlendirme kurbanıdır. Gençlerimiz üzerinde yapılan ‘Bunlar-onlar’ edebiyatı, iyi-kötü çocuk yaftaları kimseye bir şey kazandırmaz. Ötekileştirme ve mahalle baskılarını meşrulaştırıp, nifak tohumları ekilmemelidir. Bu gençlerimizi gözden çıkarmak değil kazanmak esastır. Başta yönetenler, sivil toplum kuruluşları, eğitimciler, aileler, hepimize vazife düşüyor. Çıkmaz sokaktan, eve dönüş yolunu hep beraber çizelim ki gençlerimiz bir dahaki demokratik ve barışçıl hak arayışında daha bilinçli yer alabilsinler. Türkiye’yi yeniden büyük ve güçlü ülke yapma iddiasında olanlardan ‘yüzleşmeyi, anlamayı, şefkat ve sevgiyi’ tercih etmesini istiyoruz. Sayın Başbakana gerçekçi ve dostane bir şekilde söylemek isterim ki; yanında kibir ve haram anıtı gibi duran yıpranmış, itibarsızlaşmış kişileri ve onların telkin ve tavsiyelerini bırakarak basiretle, hoşgörüyle tüm toplumu kucaklamalı ve biran önce Türkiye’yi yeni ve daha büyük hedeflere taşımanın derdine odaklanmalıdır” dedi.
FATİH KARAGÖZ
ANKARA