"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman Nasıl bir nurdur?

Hüseyin Şahinoğlu
08 Mayıs 2019, Çarşamba 00:20
İman Nuru

Gerek Taftazanî gibi kelâm âlimleri, gerekse Said Nursî gibi âlim ve müceddidlerin imanı bir “nûr” olarak açıklamaları ilk etapta zihnimizde somut çağrışımlar uyandırıyor. Gerçekten iman kalbimizde ya da vicdanımızdaki bir ışık mıdır? Değilse imanın nûr olduğunu nasıl anlamak lâzım? Buradaki “nûr”dan kasıt nedir? 

Dilimize “nûr” en yalın haliyle “ışık” olarak aktarılıyor. Işık bir açıdan “bir ışımanın kaynağından çıktıktan sonra cisimlere çarparak veya direkt olarak yansıması sonucu canlıların görmesini sağlayan olgu” şeklinde ifade ediliyor. Bir başka açıdan ise ışık “elektromanyetik dalgalar” şeklinde tanımlanıyor. Bu dalgaların belli limitlerdeki dalga boyu görülebilir ışık karakteri taşırken, gözle görünmeyen dalga boylarındakilerin de ışık diye anıldığı biliniyor. 

Öyle görünüyor ki iman ile ışık arasında fizikî bir bağ kurmaya ve bunu temellendirmeye yönelik her açıklama sübjektif yaklaşımlar olmaktan öteye geçemeyecektir. Mahiyetini bilmemekle birlikte, böyle bir bağın bulunduğunu göz ardı da edemeyiz. Daha önemli olan ve daha kolay anlaşılanı imanın bir nûr yani bir anlamda “ışık” olarak ifade edilmesinin “ışığın gösterme” vesilesi olduğunu bilmektir, diye anlamalıyız. Herkesin rahatlıkla gözlemlediği üzere, biz görebildiklerimizi, başka unsurlar yanında, ışık sayesinde gerçekleştiriyoruz. 

Işığın olmadığı yerde hiçbir varlığı ya da nesneyi göremiyoruz. 

İmanın “nûr” olması etraftaki karanlığı izale ederek kişiye görme imkanı sağlayan bir “araç”, bir “gözlük”, bir “dürbün” fonksiyonu görmesi şeklinde anlaşılıyor. İmana sahip olan kişi bu gözlük yahut dürbün vasıtasıyla âleme bakarak, İlâhî hazineleri müşahede ediyor, bunların arkasındaki sonsuz ilim ve kudret sahibi Rabbini isimleriyle tanıma imkânı elde ediyor.

Sonuç olarak imanın “kalbe bırakılan bir nûr olduğunu” biliyor, bunun mahiyetini bilemiyor, fakat fonksiyon olarak imanın, sahibine varlığın arkaplanını gösteren bir gözlük, bir dürbün olduğunu yakînen anlıyoruz. 

Yazıyı Said Nursî’nin “iman dürbünü”nden söz ettiği bir cümlesiyle bitirelim: “…Esbâb ile müsebbebât mabeyninde  öyle bir mesafe-i maneviye var ki, imanın dürbünüyle, Kur’ân’ın nûruyla görünür…”

Okunma Sayısı: 615
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı