"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman nuru - tahkiki iman ilişkisi

Hüseyin Şahinoğlu
10 Mayıs 2019, Cuma 01:25
İMANIN MAHİYETİ

Kuru bir tasdikten ibaret olan inançtan değil, kalbe ilka edilmiş nûr olan imandan bahsetmek aynı zamanda ebedî saadetten bahsetmek anlamına geliyor. Çünkü böyle bir iman, sahibine dünyada bir iç huzuru, bir saadet kazandırdığı gibi, ötede de ebedî mutluluk, sonsuz saadet kazandırıyor. Kur’ân-ı Kerîm’de “muhakkak ki mü’minler kurtuluşa ermiştir” (Müminûn, 23/1) âyeti de buna işaret ediyor.

Bu noktada, insana dünya hayatında temin ettiği saadetten başka ahirette nihayetsiz bir huzur, kurtuluş, Cennet kazandıran iman nûrunun nasıl elde edileceği sorusu büyük önem taşıyor. İman nûrunun bir taraftan kulun inanma istikametinde ortaya koyduğu irade; bir tarafta da bu iradeye Allah’ın mukabele etmesiyle ilgili olduğunu unutmamak gerekiyor. Ancak kulun samimî olarak böyle bir irade ortaya koyması halinde Allah’ın “iman veren” anlamında “mü’min” ismi ile buna olumlu mukabele edeceğinde hiçbir şüphe bulunmuyor.

Bu durumda, kulun önce böyle bir imana talip olması, bunu samimî olarak irade etmesi, bunun gerektirdiği sorgulamayı yapması yahut yapmaya çalışması gerekiyor. Başka bir ifadeyle “iman nûru” aileden, çevreden, okuldan tevarüs edilerek alınan ya da elde edilen bir şey değil, aksine talip olarak, irade edilerek, sorgulanarak, araştırılarak ulaşılması gereken bir süreç olarak görünüyor.

Said Nursî, eserlerinde bu inanca “tahkiki iman” diyor. Yani araştırarak, sorgulayarak, inceleyerek kabul edilen bir iman. 

Bu bağlamda tahkiki iman ile iman nûru arasındaki ilişki kendiliğinden anlaşılır olmaya başlıyor. İmanını böyle bir sürece bağlı olarak gerçekleştiren ve sürekli olarak da bu süreci takip etmeye çalışan bir kimse, kesinlikle ilâhî bir icabet ile karşılık görüyor ve iman nûrunu elde ediyor.

Tahkiki imanı elde etmede Said Nursî, temelde iki yol bulunduğunu söylüyor. Bunlardan birisini “velâyet-i kâmile ile keşif ve şuhûd ile hakikate yetişmek” olarak açıklıyor ve bunun çok özel insanlara has olduğunu belirtiyor. İkincisini ise “bürhanî ve Kur’ânî bir tarzda, akıl ve kalbin imtizacıyla hakkalyakîn derecesinde… iman hakikatlerini tasdik etmek” şeklinde ifade ediyor. Kendisinin eserlerinde takip ettiği yolun da bu olduğuna işaret ediyor.

Buradan hareketle, aidiyet hesabı çağrışımına yer vermeksizin, samimî bir şekilde, tahkiki imanı elde etme yolu olarak Risale-i Nurlar’ın okunması ve anlaşılması tavsiyesinde bulunmak gerekiyor.

Öte yandan, daha geniş bir yelpazede, tahkiki imanı elde etme yolları olarak, detayına girmeksizin şu maddeler sıralanabilir, diye düşünüyoruz:

a) İnsaniyetimizden yola çıkarak varlığı, hayatı, kâinatta olup bitenleri tefekkür etmek; Yaratıcımızı bu âlemdeki rahmet eserlerinden O’nun Rahim ismine, hikmet eserlerinden Hakim ismine, kudret eserlerinden Kadir ismine vs. ulaşarak O’nu isim ve sıfatlarlarıyla tanımaya çalışmak,

b) Kendi varlığımızdan başlayarak âlemi ve âlemde gerçekleşen bütün olayları Kur’ân’ın rehberliğinde, Kur’ân’ı da fizik âlemin şahitliği altında okuyup anlamaya çalışmak, böylece imanımızı sürekli olarak güçlendirmeye çalışmak,

c) Kur’ân okumaları ve kâinat okumalarından elde ettiğimiz “marifet”i his ve duygu dünyamıza taşımak, böylece bütün lâtifelerimizi iman nûru ile ışıklandırmaya çalışmak,

d) Bütün iman esaslarını “kâinat-vahiy-sünnet-fıtrat” temeli üzerinde tahkik ederek benimsemek, sürekli olarak bunun çabası ve gayreti içinde olmak,

e) Sorgulayarak akıl ve kalp midemizde sindirmeye çalıştığımız “iman”ımızın gereği olarak Yüce Rabbimize ibadetler, teveccühle, muhabbetle, duâ ile, ihlâs ile mukabelede bulunarak O’na olan yakînimizi pekiştirmeye çalışmak.

Sonuç olarak tahkiki imanı elde etmek, bize bakan boyutuyla büyük bir emek istiyor. Samimî bir irade gerektiriyor. Sürekli olarak insaniyetimizle sorgulama ve araştırmaya dayalı bir çabanın içinde bulunmayı icap ettiriyor. 

Ne mutlu bu çabayı gösterebilenlere!

Okunma Sayısı: 860
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı