"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

19 Mayıs ve AKP

Kâzım GÜLEÇYÜZ
19 Mayıs 2019, Pazar
Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı D. Mehmet Doğan geçen 26 Şubat’ta Karar’da yayınlanan yazısına şu başlığı atmıştı:

“100. yıl ideolojiye teslim olma yılı olmasın.”

Kast ettiği, 19 Mayıs’ın 100. yıldönümü.

Ve o gün, bugün.

Resmî ideolojinin 100 yıldır “Samsun’a ilk adım”  başlığı altında anlattıkları ile, işin arkaplanında örtülen gerçekler arasındaki çelişkiler alternatif tarih yayınlarında bir miktar vurgulandı, ama bunların okullara, ders kitaplarına, medyaya, siyasetçilerin söylemlerine yansıdığını söylemek mümkün değil.

Resmî ideolojinin etkisi hâlâ sürüyor.

Eğer 16.5 yıllık AKP iktidarında, kendilerince iddia edildiği gibi demokraside kayda değer ilerlemeler kaydetmiş olsaydık, bunun yansımalarını bu konularda da görebilirdik.

Resmî tabuların tartışmaya açılması, Nutuk eksenli tek yanlı propagandalara son verilmesi, gizlenen gerçeklerin açığa çıkarılması bağlamında ciddî açılım ve gelişmeler olabilirdi.

19 Mayıs’ın da, sürecin diğer dönemeçlerinin de, Kurtuluş Savaşının da, o dönemde çok önemli ve tarihî görevler üstlendikleri halde zaferden sonra tasfiye edilen şahsiyetlerce açıklanan, ama antidemokratik ve hukuk dışı sansür ve yasaklarla topluma ulaşması engellenen alternatif gerçekler ışığında anlatılması ve anlaşılması sağlanabilirdi.

Ama öyle olmadı. Tam tersine okullarda, ders kitaplarında, tamamen iktidar kontrolüne geçen “merkez” medyada, yıldönümü mesajlarında resmî ideoloji propagandası hiçbir değişiklik olmadan aynen devam etti.

Hattâ ton ve dozajı daha da arttırılarak...

Bugün bunun yeni örneklerini göreceğiz.

Diyeceğimiz o ki, merhum Şerif Mardin’in “Kemalizmin başarısı” olarak niteleyip merhum Kemal Karpat’ın “Kemalizmin ömrünü uzatıyor” dediği AKP, 19 Mayıs vesilesiyle, bu vasfını bir kez daha açık şekilde gösteriyor.

Tek partiyken yaptıklarından hareketle yerden yere vurduğu CHP’yi “Atatürk’ün partisi olmaktan çıkmak”la suçlayıp, “Gazi sağ olsa önce bunları ipe çekip mezara gömmüştü” gibi son derece “zarif” söylemler eşliğinde.

(Yeri gelmişken, AKP-Kemalizm ilişkisinin bazı ilginç ve manidar örneklerini, Müflis Proje Kemalizm kitabımızda bulabileceklerini, kadim okurlarımıza hatırlatmış, o kitabı okumamış olanlara da duyurmuş olalım.)

Okunma Sayısı: 4006
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    19.5.2019 17:40:24

    Hal böyle olunca, her iki taraf da yani resmi ideolojiyi koruyan ile korunan birbirinden memnun. Ne diye durduk yere maraza çıkarsınlar? Yani tamamen duygusal! Peki "zaman zaman bir dargın bir barışık olma halinin hikmet-i sebebi nedir?" derseniz, cevabım: "Nalıncı keseri siyasetinin iktizâsıdır." Yani meselâ, iktidarın başında "dargın" olmayı gerektiren hal, iktidarın devamı ve ibkası için "barışık" olmayı iktiza ediyorsa, “Gazi sağ olsa önce bunları ipe çekip mezara gömmüştü” dersiniz. Kısaca, siyasal rant, menfaat ve konjonktür neyi icap ettiriyorsa öyle pozisyon almak. Tam bir Makyavelist politika anlayacağınız. Onu için lütfen bu tür politikadan da politikacıdan da resmi ideoloji için karşıt bir adım beklemeyin, derim. Hem şu anda "derin" sularda yol alan iktidar gemisinin dümeni küçük ortağa emanet edilmiş olup, o da rotayı istediği şekilde belirliyor. Gemi su alacakmış, batacakmış ya da karaya oturacakmış kimin umurunda?

  • Gündüz Alp-2

    19.5.2019 16:01:09

    Darbe ve süreçlerin zulümlerinden bunalmış milletin belki bir umut olur düşüncesiyle, 28 Şubat'ın da tetiklemesiyle siyasal İslamcılık ideolojisine sahip oldukları bilindiği halde mevcut siyasal zihniyet ve yönetim anlayışı iktidara taşındı ve iş başı yaptırıldı. Asıl şaşılması gereken buydu. Fakat bizler, 17.iktidar yılında resmi ideolojiye yaslanmasına şaşıyoruz. Çok tuhaf! Ama bu yeni ideoloji tipi biraz tuhaf duruyor. Şöyle diyebilirim: Başına takke geçirilmiş Kemalizm! Yani "yeni" diye takdim edilen yönetim şekli sırtına demokrasi libası geçirilmiş istibdat ve tahakküm içeren sisteme benziyor. Sorunların kaynağı parlamenter demokratik hukuk devleti, kurtuluşun kaynağı CHS! Birbirinin ömrünü uzatan iki ideoloji. Kazan-kazan durumu.

  • Gündüz Alp

    19.5.2019 15:42:27

    Sayın Güleçyüz, menfi ve menfaatçi siyaset tarzıyla ülke sorunlarını çözmenin mümkün olmadığını 31 Mart sonucuyla bir kez daha anlamış olmamız gerekir(di). "Nalıncı keseri" gibi hep kendine yontan bu siyaset, siyasetçi, yönetim anlayışı ve ideolojisiyle, demokrat siyaset ile demokratik siyasetçiler yeniden iş başı yapacağı ana kadar -daha uzun süre- Türkiye, resmi ideoloji gömleğini giymeye devam edeceğe benziyor. Demek resmi ideoloji mevcut iktidarın ibkası için fevkalade kullanışlı bir aparat olmalı ki vazgeçmek istemiyor. Meydanlarda kötülese de uygulamada referans olarak alıyor. En büyük kanıtı tekçi sistemin kendisidir. Dün yerdikleri tek adamlık sistemini farklı isim altında cilalayıp halka "kurtuluş reçetesi" olarak takdim ettiler. "Kimse demez ayranım ekşi. Mihenge vurmak" lazımdır. Mihenk de: Demokrasi ve hukuktur. Siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlarla yaka paça olduğumuz şu günlerde bu iki mihenk daha fazla önem kazandı.

  • HÜSEYİN İLHAN

    19.5.2019 07:41:37

    Şu bir gerçek ki bugün AKP'nin kurulmasına,iktidara taşıyan 28 ŞUBAT ZULMÜ malum şahıs adına yapılmış zulümlerdi. AKP ise bu haksızlıkları giderip,hakikatleri millete aktarmak için yola çıktık dediler.Yapılan icraat,izlenen politikalar ise tam tersi oldu.KEMALİZM zımni ve aleni olarak güçlendirilmeye,bu işin içine dindarlarda itilerek kuvvetlendirilmeye çalışılıyor.Sinsice izlediği bu politika ile AKP 1950 öncesinin CHP si olma yolunda hızla ilerliyor. İSRAFLARI,HAKSIZLIKLARI,ÇİFTE STANDARTLARI ve 'İSRAİL BİZE,BİZ İSRAİLE MUHTACIZ,sözü ile gerçek hüviyetleri ifşa edilmiş oluyor. İSLAM ÜLKELERİNDE birçok idare ne yazıkki İSRAİL'in menfaatine olan proje ve uygulamaları yapıyorlar.Bu ise müslümanların itttihadına,müslümanların huzur ve sükununa indirilen darbelerdiiir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı