"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu keyfîlik artık bitsin

Kâzım GÜLEÇYÜZ
23 Mayıs 2019, Perşembe
Risale-i Nur basımına getirilen bandrol engeli 2014 Nisan’ında başlatılmış ve güya sorunu çözmek adına devlet tekeli dayatılmıştı.

Buna karşı Yeni Asya olarak verdiğimiz çetin mücadeleyi 666 günde kazandık.

Devlet tekeli AYM ve Danıştay’dan döndü.

Yine Yeni Asya’nın yoğun ve yapıcı çabalarıyla, isteyen herkesin aslına uygun olmak şartıyla risaleleri basabilmesinin yolu açıldı.

Ama muzır maniler bitmiyor. Bu defa cezaevlerinde Risale-i Nur yasakları gündeme geldi. Bununla da mücadele ettik ve başarılı sonuçlar aldık. Meselâ 2017 Mart’ında bir İzmir cezaevindeki keyfî yasağı manşete taşıdık ve cezaevi eğitim kurulunun koyduğu yasak aynı gün mahkeme kararıyla kaldırıldı.

Ne var ki, süreç ilerledikçe, hukuksuz ve keyfî yasağın başka bazı cezaevlerinde devam ettirildiğini öğrendik. İlaveten, 2017 Nisan’ından itibaren Yeni Asya da diğer bazı gazetelerle birlikte kimi cezaevlerinde yasak kapsamına alındı. Sonra diğerlerinin yasağı kalktı, ama Yeni Asya’nınki devam etti.

O günden bu yana Adalet Bakanlığına defaatle çağrıda bulunduk ve bu keyfîliğe son vermelerini istedik. Ama sonuç alamadık.

Dahası, hukuksuz ve keyfî yasağın kaynağının bizzat Bakanlık olduğunu öğrendik.

Buna karşı mücadelemiz devam ederken, Yeni Asya özelinde konuyu taşıdığımız ve kararını beklediğimiz AYM’den, başka yayınlara dair, ama bizi de ilgilendiren bir karar çıktı.

Hakkında toplatma ya da el koyma kararı olmayan süreli yayınların, parasını ödeyip talepte bulunan mahpuslara cezaevi yönetimlerince verilmemesini “hak ihlâli” olarak niteleyen AYM, şu tesbitleri dile getiriyor:

“Keyfîliği engelleyecek, aynı hukukî durumdakilere aynı uygulamanın yapılmasını sağlayacak istikrarlı uygulamaları garanti edecek bir mekanizma yok. Bugüne kadar aynı konuda çok sayıda ihlal kararı vermemize karşın müdahaleler sürüyor. Sistemde uygulamadan kaynaklanan bir yapısal sorun var. Süreli yayınların hakkaniyete uygun bir yöntemle mahpuslara tesliminin sağlanması için etkin bir düzen kurulmadığı takdirde sorunun devam edeceği ve bunun anayasanın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğünün devamlı ihlali anlamına geleceği açıktır.”

Umalım ki, hukuka direniş artık bitsin.

Okunma Sayısı: 3912
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ahmet ayvaz

    23.5.2019 13:09:09

    Bazı cezaevlerinde Yeni Asya'ya abonelik kabul edilmemektedir.

  • Gündüz Alp-3

    23.5.2019 12:13:11

    Keyfilik ve hukuksuzluk artık bitsin dedikçe, yenileri sahne alıyor. Hele 31 Mart yerel seçimlerinin İstanbul ayağına iktidar tarafından yapılan itiraz ve gerekçeleri eşi görülmemiş bir keyfilik ve hukuksuzluğa kapı aralamıştır. Nasıl ki 27 Mayıs askeri darbesi sonraki darbelere analık etmiştir, bunun gibi YSK'nın bu tür kararları da keyfilik ve hukuksuzluğa analık edecektir. Çok yazık! Eski bir BB da bir iftar yemeğinde (mealen) "otoriterlik, güvenlik ve özgürlükten" bahsetmiş.(Yeni Asya, 22.5) Bu tür beyanları kendi adıma inandırıcı ve samimi bulmuyorum. Sanki ülkenin bu duruma gelmesinde payları yokmuş gibi davranıyorlar. Hem neden başta değil de şimdi? Ülke şu vaziyete gelirken "susma hakkını(!)" kullanarak tek kelime etmeyip, yerel seçimde iktidarın "mail-i inhidam" bir duvar manzarası göstermesi üzerine sahne alıyorlar. Ah şu (akıl hocası Makyavel olan) menfi ve menfaatçi siyaset!

  • Gündüz Alp-2

    23.5.2019 11:51:09

    YSK'nın bu kararı, iktidar cephesinin kampanya boyunca kullandığı "beka" denen argümanı nasıl asılsız çıkması gibi sonuca itirazlarını özetleyen "çünkü çaldılar" sözü de öylece asılsız çıktı. Ve maalesef ysk kendini inkar edercesine, yargının zaten yüzde otuz seviyelerindeki itibarını sıfırlarcasına tarihin arşivinde yerini alacak bir karara daha imza attılar. AYM'nin hak ihlallerini bile kaale almayan bir adalet mekanizmasının keyfi ve hukuksuz davranacağı izahtan vareste olmalıdır. Ası mesele ve sorulması gereken, yargının neden ve nasıl (keyfilik konusunda) bu kadar cesur davrandığıdır? Sahi yargı neden keyfi ve hukuksuz davranır? Zahiri iki sebebi vardır: Birincisi, yargının tarafsız ve bağımsız olamayışı. İkincisi, yargıçların efendi olarak hukuku ve hukukun üstünlüğünü değil, siyasal otoriteyi kabul etmeleridir. Eğer böyle olmasaydı bizler de 18.yy.daki Alman değirmencinin Kral'a karşı söylediği "Berlin'de hâkimler var!" sözünü rahatlıkla söyleyebilirdik. Diyebiliyor muyuz?

  • Gündüz Alp

    23.5.2019 11:36:27

    Sayın Güleçyüz, keyfilik ve hukuksuzluğun "bu kadar da olmaz!" denen en uç örneklerini yaşadığımız günlerden geçiyoruz. "Kara gün kararımız kalmaz" derler. Elbette ve elbette demokrasi ve hukukun ülkede hükümfermâ olacağı günler gelecektir. Ümidimizi asla kaybetmedik. Ne var ki onlar ülkeye geri dönünceye kadar muhalif de muvafık da (topyekun millet) maddi-manevi bir bedel ödeyecektir. Keşke bunlar yaşanmamış olsaydı. Günlerdir Türkiye gündemini meşgul eden, ülke sorunlarının önüne geçen ysk'nın İstanbul yerel seçim iptal/yenileme gerekçeli kararı nihayet açıklandı. Dağ fare bile doğurmadı! Yine bir hukuksuzluk örneği. YSK Başkanı'nın bile "...tek başına seçimin neticesine tesir ettiğine ilişkin seçimin iptalini gerektirir tespit olmadığından sayın çoğunluğun seçimin iptali ile yenilenmesine ilişkin kararına katılınamamıştır." diyerek muhalefet şerhi koyduğu tuhaf, çelişkili bir karar. Bir yanda hukuk diyenler öte yanda hukuka direnenler.

  • ahmed said

    23.5.2019 03:26:10

    firavun'ı zihniyetin devam ettiği bu hengamede birileri(mesela firavun veya haman)kendilerine tam biat edecek kul köle istiyorlar.halbuki bizler sadece Allah'a kul habibine ümmet olmayı şiar edinmişiz.Zulmün ve zalimin karşısında, hak ve haklının yanında yer almaya ahd ü peyman etmişiz.İnanmışız ki Sadece ve sadece Allah'a hesap vereceğiz.Sadece Allah'a hesap verecekleri şuuru ile hareket edenlerin haksızlığa ve haksıza ram olacaklarını düşünenler yanılgı içindeler.Meşru mücadeleye devam.Yeter ki O razı olsun, O razı olduktan sonra bütün dünya küsse veya karşımıza dikilse hiç bir ehemmiyeti yoktur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı