"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman-hayat-şeriat

Kâzım GÜLEÇYÜZ
26 Mart 2019, Salı
Risale-i Nur’da vurgulanan iman-hayat-şeriat silsilesi, birbirini takiben yaşanacak ve biri bitip diğeri başlayacak farklı aşamaları değil, iç içe devam edecek bir bütünlüğü ifade ediyor.

“İman devresi tamam, sıra hayat aşamasında ve ondan sonra şeriat dönemi gelecek” gibi bir mantık, bu bütünlükle bağdaşmaz.

Bu bakımdan, Nur Talebelerinin birinci ve en önemli iştigal alanı olan iman hizmeti, kıyamete kadar bu özelliğini hep koruyacak ve onun devri hiçbir zaman kapanmayacak. Peygamberimiz de (asm) imanın sürekli tazelenip yenilenmesi gereken bir intisap olduğu dersini vermiyor mu?

Ekseninde tek tek bireylerin yer aldığı bir süreçte imanın kuvvetlenmesi, toplumsal hayata, aileden başlayarak genişleyen daireler halinde, dindarlaşmanın yaygınlaşması olarak akseder. Çünkü imandaki artış ve güçlenme, kişilere, hayatını bu imanın gereklerine göre tanzim ihtiyacını hissettirir. Allah’a daha kuvvetli bir imanla bağlanan insanda, Yaratıcının, elçileri ve kitaplarıyla tarif ettiği hayat nizamına göre yaşama iradesi de gelişir. Bu iradenin sonucu dindarlaşma olarak tezahür eder.

Yani, hak, hukuk ve adaletten asla ayrılmayan; kul hakkına hassasiyetle riayet eden; ibadetlerini titizlikle yerine getiren; her işinde helâl-haram ölçülerini gözeten; faize bulaşmayan; zekât ve sadakasını veren; iktisat ve kanaat esaslarına göre yaşayıp israfa, lükse, gösterişe ve tüketim çılgınlığına iltifat etmeyen bir hayat tarzı...

Böyle bir şuurun topluma mal olması, süreç içinde siyasette de, bürokraside de yansımalarını gösterir. Birleşik kaplar kuralı burada da işler ve dindarlaşma hayatın tüm alanları gibi devlette de hissedilir.

Ancak bu fıtrî akışı yeterince hızlı bulmayıp, toplumu tepeden dindarlaştırmaya çalışan hareketler, tam tersine dine zarar verir. Dahası, dindar kimlikleri öne çıkararak siyasete atılmak, sahiplerini “Siyaset ve iktidar yozlaştırır” kaidesine mâsadak olma riskiyle karşı karşıya bırakır. Nitekim iman hizmetlerinin neticesi olarak güçlenen dindarlaşma, bu riskin ihtiva ettiği dünyevîleşme hastalığının çok ağır tehdidi altında.

Buna karşı, yine herşeyin temelini oluşturan imana tahşidat yapılıp  iman hizmetinin kesintisiz devam ettirilmesi gerekiyor.

Okunma Sayısı: 1760
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    26.3.2019 22:00:39

    Maaşallah devam.

  • Gündüz Alp-3

    26.3.2019 16:13:00

    "Siyaset ve iktidarın yozlaştırdığı" ve hürriyetçi demokrasi taraftarı olmayan yönetim anlayışı ve uygulamalarına destek olan "dindar" kitleler; fıtri akışın tersine hareketle dine hizmet etmiş olmuyorlar. Belki dindarların, iktidar ve güce yaslanarak nimetlerinden daha fazla yararlanmak suretiyle dünyevileşmesine hizmet ederler. Bugün, eylem ve söylemde şekil şartlarına uymayı yeterli gören fakat özü, esası terk eden dindarlık türüne sıkça rastlıyoruz. Bu da "doğru İslama ve İslamiyete layık doğruluk" düsturuna riayetle iman hizmetlerinin hız kesmeden devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Dini siyasetine alet eden menfi siyasetin din soslu ideolojisine eklemlenmiş dindarlık ile "doğru İslamiyet ve İslamiyete layık doğruluğu" temsil etmek ve kitleleri kucaklamak imkansıza yakın zordur.

  • Gündüz Alp-2

    26.3.2019 15:52:49

    Milletin ortak mukaddes malı dini kendilerine has kılarak inhisar altına alan tekelci yönetim anlayışı, hem dini siyasetine alet ediyor hem de bu yetmemiş olacak ki, iktidarlarını ibka için din ü devletin bekası ile özdeş hale getiriyorlar. Seçim kampanyası, kampanya olmaktan çok "yetmiş iki kısım tekmili birden, hisseli harikalar kumpanyasına" döndü. "Derde devadan gayrı" ne ararsan var! "Mahşer için berat, haşirde hesap muafiyeti, cennet anahtarı..." Dinin mualla mevkiinden menfi siyasete alet edilerek bu derekeye düşürülmesi -gelecek adına- hayra alamet değildir. Şu tarz ve tavır, dine meyl-i muhabbetin oluşmasına ve hizmetlerin seyrine de engel teşkil etmektedir. Bazen "gölge etmemek" en büyük hizmet olabilir. Zemin çok önemlidir. Hürriyetçi demokrasi zemini vatan, millet ve din adına yapılacak hizmetler için en uygun zemindir. Bunu temin edecek olanlar da gerçek demokratlardır.

  • Gündüz Alp

    26.3.2019 15:36:50

    Sayın Güleçyüz, yazınızın dördüncü paragrafındaki "Yani, hak, hukuk ve adaletten asla ayrılmayan; kul hakkına hassasiyetle riayet eden; ibadetlerini titizlikle yerine getiren; her işinde helâl-haram ölçülerini gözeten; faize bulaşmayan; zekât ve sadakasını veren; iktisat ve kanaat esaslarına göre yaşayıp israfa, lükse, gösterişe ve tüketim çılgınlığına iltifat etmeyen bir hayat tarzı..." isteyen fertler ile bu fertlerden oluşan toplum için hizmet tarzının fıtrat kanunlarına uygun olması gerekir. Özellikle din ve dindarlık konusunda akıl ve iradeyi devreden çıkaran, tepeden inmeci, baskıcı ve dayatmacı bir metodun geri tepeceği, maksadın aksiyle sonuçlanacağı hepimizin malumudur. İşte ahvalimiz. "Dindarlık out ateizm in." "Dindar nesil" diye iş başı yapanların öncelikleri iktidarlarını ibka için siyasal İslamcılık ideolojisini din imiş gibi halka dayatmaları dinden-imandan kaçışı netice verdi.

  • Özdemiroğlu

    26.3.2019 08:04:45

    İmanın tamam olduğunu iddia edenler özellikle okullarda, hatta İmam-Hatiplerde bile yer yer görülen deizm ve bazen de ateizm gibi küfür tohumlarının ekildiğini görmezlikten gelen gafiller değil mi?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı