"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Paradoks

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Mart 2019, Çarşamba
Son dönemde, gençlik hareketlerinde malûm devrimci-ülkücü kamplaşması varken de mevcut olan, ama eski zamanların ideolojik konjonktüründe gölgede ve tâlî bir unsur olarak kalan “dinci” cereyanın, iktidar gücünden nemalanarak öne çıktığı gözleniyor.

Bir tarafıyla milliyetçi damardan da beslenen, ancak esas itibarıyla dini bir iktidar ideolojisine dönüştürerek siyaset mücadelesinde arz-ı endam eden bu akımın parti veya kadrolaşma ya da ticaret yahut STK’lar gibi, yöntemde ayrışsa da hedefte birleşen farklı versiyonları mevcut.

Ama onun da devrimci ve milliyetçi akımlarla ortak yanı, ister takiyye yapsın, ister “samimiyetle” sahiplensin, Atatürkçülüğe yaslanma ihtiyacı duyuyor olması.

Ve gelinen son noktada, ülkücü hareketle ittifak ederek kader birliği yapması.

Görünüşte birbirleriyle amansız bir mücadele halindeki cereyanların Atatürkçülük ortak paydasında buluşup onu referans göstermeleri, bir taraftan kendi samimiyetlerini sorgulatırken, diğer taraftan ilginç ve paradoksal bir şekilde Kemalizmi hem yıpratıyor ve aşındırıyor, hem de sun’î teneffüs halindeki ömrünü uzatıyor.

Şimdi bu süreç hızlanarak sürüyor.

Bilhassa 28 Şubat sürecinde “laik-antilaik kutuplaşması” olarak öne çıkarılıp, “irticanın adım adım devleti ele geçirmesi” ve buna karşı laik güçlerin direnişi şeklinde takdim edilen senaryo da, netice itibarıyla yine bu sürecin farklı bir aşaması.

Aynı şekilde, Türk-Kürt veya Alevî-Sünnî çatışması çıkarmayı amaçlayan komplo, tezgâh ve tertipler de, yine aynı zihniyet ve yapının ürettiği provokasyonlar.

Tabiî dışarıdaki fitne üretim merkezlerinin el altından yaptıkları yoğun katkılarla.

Kendi ürettiği bölünmeleri, yine kendi devam ve bekası için dayanak olarak kullanan zihniyet, son taktik olarak, dindar kesimleri birbirine düşürmeye çalıştı ve ne yazık ki başarılı da oldu. Birini diğerine kırdırarak aradan sıyrıldı ve güç tazeledi.

Yeni Asya’nın ilk günlerden itibaren “Bu kavganın kazananı olmaz” uyarısıyla dikkat çekip hemen söndürülmesi çağrısında bulunduğu bu fitnenin tahribatı çok ağır oldu.

Bütün bu olup bitenlerden sonra hâlâ uyanamayanlar varsa, yazık ki ne yazık...

Okunma Sayısı: 2930
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    6.3.2019 12:26:49

    Bütün bu olup bitenlerle birlikte ülkenin getirildiği nokta da göz önüne alındığında uyumaya devam edenlere söylenecek söz bulamıyoruz. Nasıl bir algı operasyonu yapılmış ve narkoz verilmişse, uyanmaları hâlâ gerçekleşmedi. Aşkın gözü kördür, derler. Lakin bu aşk boyutunu da geçen bir durum. Malum "iftar-ı muhabbet" iki taifeyi yoldan çıkardı. Birisi Hz. İsa'ya (as) "Allah'ın oğlu" dedi diğeri de "inkar" etti. Kantarın topuzu kaçmaya görsün. Siyasal menfaat uğruna din soslu, akıl ve mantık dışı, absürd söylemler havalarda uçuşmakta. Mihenge vuran etkili ve yetkili ağızlar da konuşmayınca meydanlarda "ajitasyon" ve "atraksiyon" aldı başını gidiyor. Sağ-sol ile başlayan Türk-Kürt ile devam eden laik-antilaik ile sürdürülen derinlerin fitne ve tefrika projesi, kullanışlı aparat buldukları ve biz de uyuduğumuz müddetçe devam edeceğe benziyor. Allah (cc) akıl, fikir, iz'an, insaf versin diyorum.

  • Gündüz Alp-2

    6.3.2019 12:14:31

    2.Din, ittihat ve ittifak aracı iken niçin onu milleti ayrıştırma ve kutuplaştırma aleti derekesine düşünüyorsunuz? 3.Bunu yapmaktaki esas maksadınız nedir? 4.Din, milletin mukaddes ortak malı iken, inhisarcı/tekelci bir anlayışla onu kendi dışındaki vatandaşlara karşı bir silah gibi kullanmak doğru mu? 5. Bu tarz bir siyaset ve yönetim anlayışının dine ve dindara katkısı nedir? Ve hakeza bunun gibi belki onlarca sorular sorulabilir. Krizin, kaosun, paradoksun, tahribatın iç içe yaşandığı acayip bir süreçten geçiyoruz. Ne acıdır ki, bunları yaşatanlar da ülkeyi her bakımdan ileri seviyelere taşıyacaklarını iddia eden "dindar iktidar" argümanıyla dindar kitlelerin her şeye rağmen destekledikleri siyasal İslamcı ideolojisine mensup kadrolardır. Bu gerçeği görmezden gelemeyiz, gelsek de bize bir yararı yoktur. Bunu suçlama kastıyla değil gerçeğin tespiti amacıyla söylüyoruz.

  • Gündüz Alp

    6.3.2019 12:00:33

    Sayın Güleçyüz, öyle zannediyorum ki, 28 Şubat'ta yarım kalan proje, kullanışlı bir aparat bulmayı beklemiş, beklediğini bulmuş, isim ve libas değiştirerek işini tamamlamaya çalışıyoruz. Tabiki hesapları tutarsa. Ben bu projenin tamamlama ayaklarından birine "kutsalın yer" değiştirilmesi diğerine de "milletin sağdan kündeye" getirilmesi diyorum. Yani din başta olmak üzere bütün milli ve manevi değerlerin bu proje kapsamında alabildiğince ve en etkili bir tarzda kullanılması. Yapılmıyor mu? Hem de bütün hızıyla yoğun bir şekilde. Mesela yerel seçime günler kala iki dini söylem sözlerimizi teyit ediyor: Birincisi, "....falana vereceğiniz destek ruz-ı mahşerde beraat vesikanız olacak" diğeri de "bize destek verirseniz -hâşâ- Allah size hesap sormayacak" mealindeki absürd sözler. Üstelik bunun örnekleri bu iki söylemle de sınırlı değil. O vakit şunları sormak icap ediyor: 1.Basit bir yerel seçimde bile dini niçin siyasetinize alet ediyorsunuz?

  • Nahit Topaloğlu

    6.3.2019 11:03:37

    Kâzım kardeşim, "...hem de sun’î teneffüs halindeki ömrünü uzatıyor." ifadenize katılmıyorum. Keşke katılabilmek. Her iki deccal istibdattan kuvvet almıyor mu? İdtibdadın hâkim olduğu her coğrafyada Deccalizm ve Süfyanizm farklı makyaj ve kostümlerle hükümfermadır. Süfyanizmin bayram yaptığı günleri yaşıyoruz mâlesef... Bâki selamlar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı