"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şer’î ve örfî hukuk

Kâzım GÜLEÇYÜZ
12 Nisan 2019, Cuma
Fıkıh, ilahiyat, hukuk alanlarında neredeyse yüzyıllardır devam eden bir “şer’î ve örfî hukuk” tartışması var.

Bu tartışmada öne çıkarılan görüş şu:

Hayatın hızlı ve dinamik akışıyla ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara şeriat hukuku ve fıkıh cevap vermekte yetersiz kaldığı için örfî hukuk devreye girdi. Fetva ve içtihatlarla çözülemeyen konular kanunnamelerle tanzim edildi. Laik hukuka geçişle devam eden bu süreci “din dışı kurallarla düzenlenen alanın genişlemesi” diye yorumlayanlar var. 

Laikliğe “dini dışlayıcı” bir tanım getiren anlayışla bakılırsa belki. Ama işin aslı öyle değil, gerçek daha farklı.

Bu farkı görmek için “Şeriat ikidir” diyen Said Nursî’nin yaptığı tarife bakılmalı. Ona göre, bunlardan biri insanın hayatını tanzim eden bildiğimiz şeriat, yani dinin esasları. İman, ibadet, ahlâk, muamelât ve ukubattan oluşan bir inanç ve hayat düzeni. Bu düzenin temeli iman, ona bina edilen ibadet ve yine ondan kaynaklanan ahlâk. Bediüzzaman’ın “Âlemdeki işleyişi düzenliyor” dediği ikinci şeriat bunlarla da iç içe, ama toplumsal ve kamusal alana dair kuralların söz konusu olduğu muamelât ve ukubatta daha fazla devreye giriyor.

İkinci şeriattan kasıt, Allah’ın varlık âleminde geçerli kıldığı; insan aklının fenler ve sosyal bilimlerle keşfine çalıştığı, âdetullah veya sünnetullah denilen kanunlar.

Bütün alt dallarıyla tıp, eczacılık, biyoloji, fizik, kimya, matematik, botanik, zooloji, jeoloji, coğrafya, mühendislik, astronomi...

Hukuk, siyasetbilimi, tarih, sosyoloji, antropoloji, iktisat, psikoloji, pedagoji, eğitim, davranış bilimleri, işletme, yönetim bilimi... Ve güzel sanatların bütün şubeleri...

Kâinat ve insan kitaplarının ayrı birer vechesini tanzim eden fıtrat kanunlarının, kendi alanına girenlerini keşfe çalışan ilim dalları. Ve her biri, bu kanunları vaz eden Yaratıcının farklı bir ismine dayanıyor.

Tıp ve eczacılık, Şâfi; biyoloji, botanik, zooloji, Hayy ve Muhyî; matematik ve mühendislik, Adl, Hakem, Mukaddir, Munazzım; çevre, Kuddüs; güzel sanatlar, Sâni, Musavvir, Müzeyyin; hukuk Hak ve Âdil; iktisat, Muktesit isimlerine... Hakeza..

Ve Kur’ân ve kâinatı, birbirini açıklayan kitaplar olarak yazan da, bunları anlamanın anahtarı aklı veren de aynı Yaratıcı...

Okunma Sayısı: 1734
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    12.4.2019 09:21:25

    Tekvini Şeriatı yorumlarken genelde fen bilimleri olarak örnekleme yapılırdı. Sizin bu makalenizde sosyal bilimlere de tekvini şeriatın unsuru olarak vurgu yapmanız önemli bir detay tebrik ediyorum

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı