"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sorumlu parlamenter sistem mi, darbeler mi?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
05 Temmuz 2019, Cuma 00:05
23 Haziran İstanbul seçiminin gündeme taşıdığı önemli konulardan biri de parlamenter sisteme geri dönülmesi veya en azından cumhurbaşkanının partiyle bağının kesilmesi oldu.

Parlamenter sisteme dönüş çağrılarını bizzat Erdoğan cevaplama ihtiyacı duydu.

“O sistemi denedik, çok bedeller ödedik”  diyerek ve yeni sisteme geçiş kararını milletin verdiğini söyleyerek. Kastı, 16 Nisan 2017’deki referandumdan çıkan sonuç.

İkisi için de söyleyeceklerimiz var.

Önce, olumsuzlukların faturasının parlamenter sisteme çıkarılmasına karşı soruyoruz:

Ödediğimiz o ağır bedellerin sorumlusu parlamenter sistem mi, yoksa milletin verdiği silahı seçilmiş parlamentolara ve onların içinden çıkan meşrû hükümetlere çevirerek defalarca meclisleri fesh eden ve hükümetleri deviren askerî darbeler mi?

Vakıa şu ki, parlamentoyu dağıtıp hür siyaseti darma dağın eden her darbe, ürettiği istikrarsızlıkları yeni darbelerin gerekçesi yaptı.

Hal böyle iken, darbeyi değil de mağdurunu sorumlu tutup faturayı ona kesmek, demokrat düşüncenin yapacağı birşey değil.

Böyle antidemokratik bir yaklaşımın, meclisi bypass edip işlevsiz kılan bir sivil darbeyle tek adam rejimini dayatması gayet “normal!”

Yeni sistemi milletin onaylaması bahsine gelince: 16 Nisan 2017 referandumunda açıklanan sonuçların, kimsenin içine sinmediği bir gerçek. Hele “hayır”ların fazla çıktığı İstanbul ve Ankara sonuçları ile Türkiye geneli sonuçlarının değiş tokuş yaptığı bir tablo, izahı zor bir çelişki ortaya çıkardı.

Böylesine önemli ve hayatî bir husustaki değişikliğin bu kadar küçük farkla ortaya çıkan tartışmalı bir sonuca bina edilmesi ayrıca üstünde durulması gerekli bir konu.

Dahası, iki seneyi aşkın uygulama sürecinde yaşananların, o zaman “evet” demiş olanları bile tekrar düşünmeye sevk ettiği görülüyor. Bunlar içinde, vaktiyle iktidar partisinde önemli görevler üstlenenler de var.

O referandumda tek adam rejimine “hayır” diyen Millet İttifakı, parlamenter sistemin, uygulamada ortaya çıkan sorunlardan arındırılıp geliştirilerek devamından yana bir yaklaşım ortaya koymuştu. 23 Haziran sonrasında bu talep yeniden gündemde.

Konu tekrar milletin önüne gelmeli.

Okunma Sayısı: 2653
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ŞEVKET PAKSOY

    5.7.2019 16:00:48

    Tebrik ederim. İşte tam ihtiyaç olan hakikatleri dile getiren harika bir yazı. Umarım ilgililer kulak verir. Selam ve dualarımla...

  • Gündüz Alp-3

    5.7.2019 11:45:01

    Ülkenin bugünü ve yarınlarını alakadar eden rejim meselesi, öyle "ben ne diyorsam odur" mantığı ve yönetim anlayışıyla olabilecek bir konu da değildir. Vergisini veren, seçme ve seçilme hakkı olan her bie vatandaşın bu konuda bir reyi, görüşü, düşüncesi, kanaati...vardır. Onu ortaya koymak da hem vatani hem insani hem vicdani hem kanuni en doğal hakkıdır. Hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü sisteminin özelliklerinden biri de konuşarak ve katılarak sorunları çözmektir. Muhalefet yalnızca demokrasilerde vardır. İstibdat ve tahakküm içerikli sistemler, demokrat görünseler de muhalif ve muarız görüşe tahammül etmezler. Siyasetin demokratik siyasetçin demokrat olduğu ülkelerde demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adalet, insan haklarına riayet...konularında sorumlu sistem değil, uygulayıcılardır. Hesap da demokrasi ve hukuk içinde onlardan sorulur. Evet, "Konu tekrar milletin önüne gelmeli" önerisini destekliyoruz.

  • Gündüz Alp-2

    5.7.2019 11:35:07

    Elbette Türkiye gibi demokrasi ve hukuku ağır aksak yürüyen ülkelerde parlamenter sistem bile olsa uygulamalardan kaynaklanan sorunlar vardır ve olacaktır. Sağlam esas, ilke ve prensiplerle tamiri de mümkündür. Fakat bütün vizr ü vebali parlamenter demokrasiye yıkarak, ona darbe vuranları ve hele yanlış politika takip ederek parlamenter demokrasiyi sorunlu hale getiren siyasetçileri sütten çıkmış ak kaşık gibi sunmak da bir başka vebaldir. Sorun parlamenter demokrasi ve hukukta değil, onun elini kolunu bağlayan, budayan, ona darbeler indiren, onu gizli ajandaları için "araç" olarak kullanan hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünden hiç ama hiç hazzetmeyen...askeri ya da sivil antidemokratik güçlerdedir. 16 Nisan referandumunda 50+1 oranla üstelik şaibeli ysk kararıyla "evet" çıkması CHS'nin "iyi" olduğu anlamı çıkmaz. Kaldı ki OHAL şartlarında ve ortamında yapılmış bir halk oylaması olduğu da unutulmamalıdır.

  • Abdullah Tunç

    5.7.2019 11:34:03

    Sorun sistemler değil.Sorun zihniyet lerdir.Temel fikir ve düşüncelerin yan lışlığıdır.Yanlış bakış açılarıdır. Bir ta kım dar kalıplı ideolojilerdir.Sorun,bağ nazlıklar,körükörüne tarafgirlikler,pe şin hüküklülükler hissi hareketlerdir. Aynı zamanda o ilk ve ortaçağın te mel hareket noktaları,hüküm süren de ğerleri olan;basar,hissiyat,kuvvet,hü kümet,muyulat-ı kalbiye heva ve he ves gibi unsurların topluma hakim ol masıdır.Halbu ki asrımıza hakim olma sı lazım gelen unsurlar,değerler,kav ramlar,duygular şunlar olmalı; Akıl ef kar,hak,hikmet,temayulat-ı akliye ve hudadır. Asrımıza ve gelecek asırlara bunlar hakim olmadıkça milletlerin, toplumların maddi ve manevi sıkıntılar dan kurtulması mümkün değildir.Maal esef işin ba tarfı ile,yani özü ile ilgile nen fazla insan yok...Mesele insanla rın iç alemi,temel zihniyet ve bakış açıları,kültür ve ilmi seviye ile ilgilidir.

  • Gündüz Alp

    5.7.2019 11:22:04

    Sayın Güleçyüz, insana "hırsızın hiç mi suçu yok?" dedirten, parlamenter sisteme "eski" diyen iktidar ve ortağının "yeni" diye lanse ettikleri CHS'ye yaptıkları güzelleme, zorlama tevil dünya ve ülke gerçekleriyle örtüşmüyor. Devleti ve şahsı merkeze koyan bu sistem, sorunları çözme kabiliyetinden daha ziyade sorun çıkaran bir özellik arz ediyor. İşte ülkemiz, işte sonuçları, işte ahvalimiz! Sorun eski dedikleri parlamenter demokratik hukuk sisteminde değil, ona her on yılda bir darbe indiren darbeciler ile onu işlevsiz hale getiren yöneticilerdedir. Sorunun adını ve teşhisini doğru koymak gerekir. 23 Haziran seçiminin sonucu da apaçık buna işaret ediyor. Anlamazlıktan gelmek mümkün değildir. CHS'ye "evet" diyenler bile bugün ciddi anlamda sorgulamaya başladılar. Bu sorgulama dairesi daha da genişleyecektir. Yeni Asya'nın "DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEME GEÇİLMELİ" manşeti milletin ortak ve gerçek talebidir.

  • Ali

    5.7.2019 11:07:47

    Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan?Darbeler olmasaydı...olmazdı! Bu gün denge denetim ve güçler ayrımını güçlendirme zamanı.İki başlılıkta derinler birine mutlaka oynuyor.

  • Necati

    5.7.2019 05:48:09

    Evet, bu sistem hiç demokratik bir sistem değil, tartışılmalı gündemde kalmalı. Kuvvetler ayrılığı, meclis ve milli irade hakimiyetinin esas alındığı parlementer sisteme dönülmelidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı