"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kalplere şifa Kur’ân

Kübra ÖRNEK
18 Mayıs 2019, Cumartesi 01:22
Akıllara kuvvet, ruhlara ziya, kalplere şifa Kur’ân.

Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, manevî bir gıda olarak Ramazan ayında indirilmiştir. Bu ayda, Kur’ân’ı yeni nâzil oluyor gibi okumak ve O’ndaki ilâhî hitabı Peygamberimizden (asm) işitiyor gibi dinlemek çok faziletlidir. Kur’ân’ın bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nde inmesi, O’nun Allah katında ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Kur’ân, arş-ı azama bağlı, kelâmullahtır. Kur’ân, bizi Cenab-ı Hakk’a vasıl eden selâmetli bir yoldur. Kâinat kitabının tercümesi, gizli sırları açığa çıkaran rehberdir. Ruhu sönmemiş, kalbi ölmemiş her insan, ilâhî kelâmdan hissesini alacaktır. Yeter ki, temiz bir kalp, berrak bir zihinle okunsun.

Kur’ân, her asra açılan mesajlarıyla, tazeliğini korumaktadır. Zaman geçse de, Kur’ân hakikatleri değişmiyor. Bilâkis gençleşiyor. Değişen   hakikat tohumlarının ekilmediği kalpler, düşünce ufkunun bulunmadığı zihinler. Kararan kalpler, dağılan zihinler, hakikati göremez. Kalplerin manevî gıdasını alarak şifa bulması için, safiyetini koruması gerekiyor. Çünkü ilâhî emrin yaşatılması için ekilen hakikat tohumları, kalplerden filizlenecek. İman ve inanç ile büyüyen tohumlar, sarsılmadan her taşı delecek. Kalbimizden başlayan bu süreçte ruhumuz, aklımız, lâtifelerimiz de huzurunu bulacak.  “Onlar ki, inanırlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzur bulur. Bilesiniz ki, kalpler Allah’ı anmakla yatışır.” 1 

Kur’ân, insanın gönül dünyasına hitap ederek, manevî ve ahlâkî bozuklukları tedaviye çalışır. İnsana doğru inanç ve güzel hasletler kazandırır. Kur’ân ile, dünyevî her şeyden sıyrılarak, baki olanın sonsuz sevgisine ulaşırız. Her şartta rahmetini esirgemeyen Rabbimizin, ebedî şefkat ve merhametiyle yoğruluruz. Kur’ân, başlı başına bu rahmetin tecellisidir. “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir.” 2

İslâmiyet ve insanlık medeniyetinin ilham kaynağı olan Kur’ân, İslâm âleminin içinde bulunduğu durumlara çıkış yolu sunmuştur. Asrın simasında beliren tehditleri ortadan kaldıran Kur’ân, elmas kılıcı ile manevî cihad yaparak zihinlerde marifetullah, kalplerde muhabbetullahla, yepyeni bir neslin yetişmesine öncülük etmiştir. 

Kur’ân’daki harikulade ilmin farkında olan ehl-i dalâlet, O’nu Müslümanların elinden almak istemiştir. 

İngiliz Sömürge Bakanı Herbert J. Gladstone; eline aldığı Kur’ân-ı Kerîm’i göstererek şu meş’um sözleri ifade eder: “Ne yapıp yapıp Kur’ân’ı İslâmların elinden almalı, yahut onları Kur’ân’dan soğutmalıyız.” Evet Müslümanların, İslâma ve Kur’ân’a sahip çıktığında kazandıkları kuvvet, zındıkları dahi korkutmuştur. Kur’ân’ın önüne barikatlar kurmaya çalışan bedbahtlara karşı, asrın imamı Bediüzzaman “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez bir güneş hükmünde olduğunu dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim” diyerek, Kur’ân’ın dellâllığını yapmıştır. 

Dehşetli hücumlar, zalimane planlar ile, Kur’ân’ın manevî kalesi sarsılmaya çalışıldı. Yapılan inkılâplarla Kur’ân etrafındaki surlar kırıldı. Kur’ân dillerde okunsa da, kalplere inemedi. Kur’ân’ın eşsiz hakikatlerini anlatacak, kalplere yerleştirecek, zihnimize nakşedip hayatımıza aksettirecek manevî bir tefsire ihtiyaç vardı. 

Mehmet Âkif’in dediği: “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz islamı” sözünün asrımızda vuku bulduğu Risale-i Nur, Kur’ân’ın manasını ve hakikatlerini en güzel bir şekilde öğreterek çelik bir zırh vazifesini görmüştür. Kur’ân’ın söndürülemez manevî bir güneş olduğunu bütün dünyaya ilân etmiştir. 

Risale-i Nur, bir nevi Kur’ân üniversitesidir. Evet, Kur’ân kâinatı okuduğu gibi, Risale-i Nur da Kur’ân’ı okuyor. Kur’ân’ın ve kâinatın ince   sırlarını, çağımıza ders vererek, Kur’ân’ı kalplerimize yerleştiriyor. Nur hakikatlerini yazarken yanında Kur’ân’dan başka hiçbir kitap olmayan Bediüzzaman Said Nursî, “Elde Kur’ân gibi bir mu’cize-i baki varken, başka bürhan aramak  aklıma zaid görünür. Elde Kur’ân gibi bir bürhan-ı hakikat varken, münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?” 3 diyerek, Kur’ân’ın elmas kıymetinde bir mu’cize olduğunu söylemiştir. 

Velhasıl: Kur’ân, mesajının berraklığıyla, sözlerinin aydınlığıyla, asrının tefsiriyle insanlığı kurtuluşa çağırıyor. Kalpleri O’na açtığımızda, bütün sıkıntılardan kurtulacağız, Kur’ân sabahında uyanacağız inşaallah. 

Cenab-ı Hak, Kur’ân’ı okumayı, anlamayı, yaşamayı nasip etsin. Amin... 

Dipnotlar:

1) Ra’d Sûresi, 28.

2) Yunus Sûresi, 57. 

3) Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, s. 381 

Okunma Sayısı: 1247
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı