"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manevi deprem sigortası

Kübra ÖRNEK
01 Ekim 2019, Salı
Geçtiğimiz günlerde korku yaşatan büyük bir depremle karşı karşıya kaldık.

Bize ölümü hatırlatan bu hadise karşısında çaresiz kaldık.  Böyle bir sarsıntıyı beklemediğimizden dolayı, maddi ve manevî hazırlıksız yakalanmıştık. Araştırmacılar maddi bir sürü tedbirler sunsa da, asıl olarak almamız gereken manevî tedbirlere ihtiyacımız vardı.

Her ne kadar deprem araştırma uzmanları sadece maddi sebeplere takılmış olsa da, aslında olayların arkasında büyük manevî sebepler de yatıyor. Yalnız maddi boyutlara takılı kalmak psikolojik, sosyolojik birçok noktada zarar verebiliyor. Depremin uyandırıcı etkisini, manevi cephesine de bakarak görebiliriz. En yetkin gözüken insanların bile, toplumu sakinleştirmesi gerekirken, daha çok dehşete düşürecek yavan bilgiler vermesi korkuyu artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Oysa musibetlerin manevî cephesine bakmak, büyük rahatlık getiriyor. Ne yazık ki deprem hakkında doğru bir değerlendirme yapılamıyor. Bir nizam, bir hikmet var. İnançlarımıza ters düşecek açıklamalardan kaçınmak gerek. 

Sivri sineğin bile boşuna yaratılmadığı kâinatta, hiçbir şey hikmetsiz olamaz.  Muazzam bir şekilde yaratılan kâinat içerisinde insan, seçilmiş olarak Allah’a iman ve ibadet maksadıyla yaratılmıştır. Yeryüzünde yaşayan insanların fiil ve amelleriyle mevcudat alâkadardır. İnsanlar vazifelerini layıkıyla yapmadıkları zaman kainat hiddete gelebiliyor. Ademoğlundan bu zamana kadar peygamberlerin dahi başına gelmiş musibetler de bunu açıkça gösteriyor. Bediüzzaman Said Nursî, deprem gibi olayların tesadüf oyuncağı olmadığını, bir hikmete binaen yaratıldığını şu sözlerle açıklıyor: “Nasıl oluyor ki, küre-i arzın, Benî Âdemden, bahusus ehl-i imandan beğenmediği bir kısım etvar-ı gafletin   sıklet-i manevîyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi mevtâlûd (ölümcül) hadisat-ı hayatiyesini, bir mülhidin neşrettiği gibi gayesiz, tesadüfî zannederek bütün musîbetzedelerin elim zayiâtını bedelsiz hebâenmensur (boşu boşuna)    gösterip, müthiş bir yeise atarlar. Hem büyük bir hata, hem büyük bir zulüm ederler. Belki öyle hadiseler, bir Hakîm-i Rahim’in emriyle ehl-i imanın fâni malını ibkâ etmektir ve küfrân-ı nimetten gelen günahlara kefarettir.” (Sözler, s. 277)

Ateş kürelerinin dans ettiği semavatta, bir saniyede 30 km yol kat eden Dünyamızın, baş döndürücü seyahatindeki harikulade nizamı göremiyorsak, bizi bu uykudan uyandıracak ikaza fazlasıyla ihtiyacımız var demektir. 1000 km hızla giden bir uçağın bile bir pilotu, bir idarecisi varken, şu muntazam koca kâinatı sahipsiz görmek akıl karı değil. Madem bir sahibimiz var, o zaman Onun kudretine teslim olmalı ve her işin O’nun izniyle olduğunu bilmeliyiz. Elbet bir gün, en büyük sarsıntının da olacağı bu alemde, misafir olduğumuzu hatırlamak için musibetleri beklemememiz gerekiyor. 

Yapmamız gereken, sağlam manevi bir sigorta ile ahiretimize hazır olmak. Geçici dünyada mülk saydıklarımız, bu sayede ebediyete ulaşır. Deprem gibi bizi sarsan hadiselere karşı maddi önlemlerle birlikte, manevi önlemler de alırsak feraha ulaşır, daha rahat bir hayat geçirebiliriz. 

Okunma Sayısı: 1334
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı