"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çanakkale öncesi ve sonrası

M. Latif SALİHOĞLU
18 Mart 2020, Çarşamba
TARİHİN YORUMU 18 Mart 1915

Çanakkale Deniz Zaferi’nin üzerinden tam tamına 105 yıl geçti. Aradan bu kadar çok zaman geçmiş olmasına rağmen, o döneme dair doğrularla yalanları birbirinden hâlâ ayırabilmiş değiliz.

Bu acip vaziyetin en mühim bir sebebi, kazanılmış olan zaferin bütün iyilik ve şerefinin henüz Yarbay rütbesinde olan Mustafa Kemal’e mal edilmeye çalışılması; öte  yandan, dönemin bütün hata ve günahının da Başkomutan ve Padişah vekili durumundaki Enver Paşaya yüklenmesi çabası.

Bizim bugünkü asıl konumuz ise, Çanakkale Zaferinin öncesi ve sonrasında yaşanan bazı mühim hadiseleri derhatır etmek ve bundan bazı dersleri çıkarmaya çalışmak. Bu hadiseleri kısa başlıklar halinde şu şekilde sıralamak mümkün:

Doğuda Sarıkamış Felâketi.

Batıda Çanakkale Zaferi.

Rus ve Ermenilerin Van’ı işgal etmesi.

Ermenilerle yaşanan Tehcir Vak’ası.

Bediüzzaman’ın Bitlis Müdafaası.

Çanakkale’de kara muharebeleri.

Şimdi, köşe hacminin elverdiği ölçüde bu konuları biraz daha açmaya çalışalım.

Enver Paşa

Aradan bir asrı aşkın uzunca bir zaman dilimi geçti; ama, Enver Paşanın nasıl bir şahsiyet olduğu yine de anlaşılamadı.

Kimi onun eşsiz-benzersiz bir kahraman olduğunu dillendirirken, kimileri de onun eşine az rastlanır bir vatan haini olduğunda ısrar edip duruyor. Biz ise, hem bir şahıs, hem bir kumandan sıfatıyla icraatına dair yaptığımız araştırma neticesinde vardığımız kanaati bilvesile paylaşmaya çalışalım.

Enver Paşanın ne derece başarılı veya ne ölçüde bir "kahraman kumandan" olduğu tartışılabilir elbette. Ancak, onun bir vatan haini olmadığı, aksine büyük bir vatanperver olduğu, şüphe götürmez bir gerçek. 

1908'de Hürriyet Kahramanı olarak alkışlanan, 1911'de Trablusgarp'da İtalyanlara karşı cansiperane mücadele eden, 1913'te Edirne'nin Bulgar işgalinden kurtulmasında en büyük rolü oynayan, 1915'te Çanakkale'yi geçilmez kılan bir ordunun Başkumandanlığını yapan ve I. Cihan Harbinde tam 4 yıl müddetle ordunun başında kalarak emsâlsiz dirayet sergileyen bir şahsiyetin vatan haini olduğuna dair bir şüphe kalır mı? 

Sarıkamış’tan Çanakkale’ye

Osmanlı Devleti için I. Dünya Savaşının en zor, en çetin, en önemli ve en kritik iki büyük cephesi vardı: Çanakkale ve Kafkasya. Bu iki cephenin tarihte derin izler bırakan iki de önemli hadisesi var: Çanakkale Zaferi ve Sarıkamış Fâciası. Bu iki hadisenin ise, ayrılmaz bir parçası ve "olmazsa olmaz" derecesinde bir fenomeni var: Enver Paşa. 

Ne hikmettir bilinmez, Enver Paşa'yı Atatürk karşıtı ve hatta vatan haini gören kimi resmî görüş sahipleri, Sarıkamış Fâciasının bütün günahını Enver Paşa'ya yükledikleri halde, onu Çanakkale'de adeta yok saymaktadır. Halbuki, aralarında sadece 2–3 aylık bir zaman farkı bulunan her iki hadisenin vukuunda da, Enver Paşa Harbiye Nazırı ve Başkomutandır. O halde, niçin birinde büyüteç altında gösterilen Enver Paşa, diğer hadisede görünmezden geliniyor? Bu, doğru bir bakış açısı değildir ve olamaz.

Sarıkamış’tan Bitlis’e

Son derece olumsuz ve karmaşık şartlar altında 22 Aralık’ta başlayan Sarıkamış Harekâtı, 5 Ocak 1915 günü büyük bir fâcia, yürekleri dağlayan bir dram ile noktalandı.

Çok ağır şartlar altında mağlûp düşen Osmanlı askerinden kurtulanlar, tedricen cepheden geri çekilmek durumunda kalırken, Rus ordusu da kış mevsimi boyunca fazla bir ilerleme kaydedemedi. Bahar aylarında ise, Ermeni Çetelerinin kılavuzluğunda Van, Muş ve Bitlis'e saldıran Rus kuvvetleri, kısa süreliğine de olsa buraları işgal etti. 

I. Dünya Harbinde, şiddetli müsademelerin yaşandığı Van ve çevresi 6 Mayıs'ta Rusların eline geçti. Bu cephede, gönüllü alay kumandanı Üstad Bediüzzaman da vardı. Başında bulunduğu 90 kadar talebesi ve 4.500 kadar milis kuvvetiyle düşmana karşı tam bir metanetle mücadele etti. Ancak, Rusların himayesindeki Ermeni çetecilerin topluca isyanı sebebiyle, Osmanlı, önce Van'ı, ardından Muş ve Bitlis’i terk etmek zorunda kaldı. 

Bu tarihten sonra Van, Ermeni mahallesi dışında baştan sona tahrip ile Müslüman ahalisi bütünüyle katledilmeye başlandı.

........................................

NOT: Meşhûr "Tehcir Kànunu" işte o çalkantılı günlerde çıkartıldı. Rus ordusunun en büyük destekçisi, Van’ın yönetimini ele geçiren Ermeni çetecileriydi. Diğer vilâyetlerde de benzi bir durumla karşılaşmamak için, Ermeniler tehcir edildi.

Okunma Sayısı: 1031
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said

    18.3.2020 09:05:29

    Kıymetli ağabeyim. Allah razı olsun. Enver paşayı daha yakından tanımak isteriz.. bir de 1940'larda italya Almanya Ingiltere ege Akdeniz sdeniz savasi ve üstadın hükümet lehinde olması , hukumetin dusme (?)meselesini açıklayabilir misiniz

  • Ramazan ÇALIŞAN

    18.3.2020 08:07:21

    Çünki Harb-i Umumîde Gönüllü Alay Kumandanı olarak iki sene çalıştım, çarpıştım. Ordu Kumandanı ve Enver Paşa takdiratı altında kıymetdar talebelerimi, dostlarımı feda ettim. Yaralanıp esir düştüm. -Mektubat - Enver paşa hain olsaydı, "Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun" diyen bir adamı cepheye gönderirmiydi.?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı