"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasinin 1. ve 2. şartı

M. Latif SALİHOĞLU
13 Haziran 2019, Perşembe
Seçimler, demokrasinin “olmazsa olmaz” şartlarının başında gelir.

Ama, seçimlerin de mutlak şekilde hür ve serbest şekilde yapılabilmesi lâzım. Aksi halde, “demokrasi” tâbirinin altı doldurulmamış olur.

Bir seçimin “hür ve serbest” olarak kabul edilebilmesi için, toplum veya seçmen üzerinde maddî, ya da mânevî hiçbir baskının söz konusu olmaması gerekir. Bunlardan biri var ise, ortada âdil bir seçim, gerçek mânâda bir demokrasi yok demektir.

31 Mart’tan önce öfke, nefret, itham, damga, tahkir, tezyif, hatta tehdit adına ne varsa ortaya saçıldı, ayrıca ekranlarda ve meydanlarda bangır bangır seslendirildi. 

Bunlar, hiç şüphesiz hem maddî, hem de mânevî baskı kategorisine giriyordu. İhanetle bağlantılı “Beka Meselesi” de cabası...

Şimdilerde ise, muhalif kesim din düşmanı, vatan-millet haini, Yunan, Rum, Pontus, vesâir şeyler ile damgalayarak, toptan karalama kampanyası sürdürülüyor.

Demek ki, aynı baskıcı uygulama bir başka sûrette devam edip gidiyor.

Yani, hizmet yarışı yok, canhıraş şekilde bir karalama siyaseti hükmediyor.

Demokrasi adına, serbest seçimler adına, elbette bu da kabul edilemez.

Keza, karşı tarafı sırfı kötüleme-karalama üzere kurulu bir siyasî anlayış, inandırıcı olmaktan da uzaktır. İşte bakın, “Beka Sorunu” denilen heyûlâ gitti, “Kürdistan” denilen muamma geldi. Muamması şu: Diyarbakır’da bu tâbiri kullanan Binali Yıldırım, hemen ardından bunu şöylece tevil etmeye mecbur kaldı: “Efendim, Cumhuriyet kurulmadan önce... Benim kastım buydu.”

Sn. Yıldırım! Bugünkü seçim kampanyası için neden Diyarbakır’a gittiniz ve orada niçin “Cumhuriyet’te önceki” bir durumu tutup misal gösterme ihtiyacını duydunuz? Sahiden, buna bir cevabınız var mı?

* * *

Cevapsız kalan daha bir dizi soruyu da şimdilik es geçerek, sözü “Demokrasinin ikinci şartı”na getirmek istiyoruz.

Yavuz Donat, 2013’te Sabah’taki köşesinde Rahmetli Menderes’ten şu sözü nakletmişti: “Demokrasinin ilk şartı seçim, ikinci şartı serbest seçimdir.”

Çok doğru, çok isabetli bir söz.

Şimdi, bu sözün terazisinde Türkiye’deki demokrasiyi tartmaya çalışalım.

Türkiye’de seçim var mı? Var. Peki, serbest seçim var mı? Kesinlikle yok.

Evet, darbe mantığının vahşiyane bir tasarrufu olan yüzde 10 seçim barajı sebebiyle, Türkiye’de 36 yıldır hür ve serbest seçimler yapılamıyor.

Esasında, dünyada ikinci bir benzeri olmayan bu faşizan baraj sebebiyle, seçmen iradesinin büyük bir kısmı Meclis’te hakkıyla ve tam olarak temsil edilemiyor.

Zira, oy oranı itibariyle yüzde 10’u geçemeyen partiler seçim barajında boğulmaya mahkûm edildiği gibi, seçmen kitlesinin büyük bir bölümü de aslında hiç istemediği ve zihniyetini asla tasvip etmediği başka başka partilere (ittifaklara) oy vermeye adeta  mecbur ediliyor.

Netice itibariyle şunu söylemek mümkün: Mevcut “faşizan demokratik sistem”e göre, halkın hür ve serbest iradesi, seçimlerde hakkıyla tecelli etmiyor, edemiyor.

***

GÜNÜN TARİHİ: 13 Haziran 1987

Cemil Meriç

Mütefekkir, yazar Cemil Meriç, 13 Haziran 1987’de İstanbul’da vefât etti.

1916 Hatay doğumlu Meriç, okumaktan gözlerini kaybetmiş şahsiyetli bir fikir adamıdır. Vefatından birkaç sene evvel, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi. Bu yüzden uzun müddet yatalak halde kaldı. Ancak, yine de zihnî melekesini kaybetmedi.

Cemil Meriç, Üstad Bediüzzaman'ın "celâdet" noktasında bir kahraman olduğuna ve bu asırda İslâm tefekkürünü temsil makamında bulunduğuna inandığını söylerdi.

İşte, 1981'de onunla yapılan mülâkattan kısacık bir bölüm: Tanzimat'ta sonra büyük İslâm mütefekkiri yok. Olsaydı, zaten bu hale gelmezdik. Yani olsaydı, bir mücadele olurdu. Hiçbir mücadele olmadı. Giyin dediklerini giydik, atın dediklerini attık. Dili de mahvettik... Bütün bu cinayetler olurken herkes pustu, sindi... Tek sesini çıkaran Said Nursî oldu.

Okunma Sayısı: 1181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    13.6.2019 13:06:17

    Ustad' i takdir eden tam munevverdir, Allah rahmetiyle muamele eder merhum'a, Cemil Meric' e, inshaAllah.

  • Mehmet FIRAT

    13.6.2019 08:43:26

    3. şartı da '' eşit şartlarda'' seçimdir. Eşit şartlarda derken tabii ki her partinin farklı olan maddi şartlarının eşitlenmesi değil. Devletin ve kamu imkanlarının her parti için tarafsız ve eşit şartlarda kullanılması kastedliyor. Devletin televizyonunu, vali ve diğer mülki amirleri ile bürokratları, devletin arabası, uçağı, gemisi, binaları v.s her türlü imkanları iktidarca kullanılıyorsa bu seçim eşit değildir. Seçime devlet değil partiler kendi imkanları ile girmelidir. Maalesef bugün bunlar Cumhuriyet tarihinin en olumsuz örnekleri ile karşımızda durmaktadır. Tüm diğer şartlar olsa bile mevcut tarz demokratik seçim şartına halel getirmektedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı