"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korsan bilgiler

M. Latif SALİHOĞLU
05 Ocak 2019, Cumartesi
Cahil hoca, cahil akademisyen olur mu? Aslında hiç olmaması lâzım. Ama, burası Türkiye ve maalesef çıkıyor karşımıza zaman zaman.

Hani “Acı, ama gerçek” denir ya, işte öyle bir durum. Kişi hem hoca veya akademisyendir, icabında parlak bir titri-şöhreti var; ve fakat, cehaletin tam da koyu karanlığında yürüyerek kendince yol almaya çalışıyor.

Nasıl mı? Meselâ, iç yüzünü bilmediği ve zahmet edip kaynağından araştırmadığı bir konuda çıkıp ortalıkta ahkâm kesebiliyor. Üstelik, kasım kasım kasılaraktan...

Bilmeyene anlatmak kolay iş; ama, bilgiçlik taslayan kibirlileri gerçeği anlatmak, deveye hendek atlatmaktan çok daha zor bir iştir.

* * *

Akademik eğitim, aslında gerçeği öğrenmenin reçetesi ve ilâcı, karanlığın projektörü, cehaletin ise panzehiri gibidir.

Bazı kimseler için, bu formül adeta tersine işliyor. Özellikle peşin hükümlü veya ideolojik özürlü olanlar ile karanlık odakların maşası, militanı, piyonu gibi hareket edenler, işte bu zümreye dahildir.

Hak ve hakikat ne derse desin, onlar başka türlü konuşur, daha açık bir ifade ile “sahibinin sesi” olmaya çaba gösterirler.

Bu türden heriflere, bilhassa Bediüzzaman Said Nursî ve telifatı olan Nur Risâleleri hakkında ard niyetli şekilde yazan, konuşan, sağda-solda ahkâm kesenlerin arasında rastlardım. Bunlar, sözde hocadır, uzmandır veya akademisyen kimselerdir.

Bunların mebzûl miktarda sahneye çıkış tarihlerine baktığımızda, karşımıza milât olarak 2004 senesi çıkıyor. O sene hazırlanan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nde “Bediüzzaman ve Risâle-i Nur Hareketi ile etkin mücadele” kararlılığı ifade edildi.

Tâ 1925’ten itibaren zaten yapılmakta olan söz konusu “etkin mücadele” için 80 yıl sonra yeni bazı metotlar geliştirildi demek ki: Yani, bundan böyle dindar kılıklı ve milliyetçi kisveli hocalarda, ilahiyatçılarla veya Kemalist akademisyenlerle iş görülecek.

* * *

Kast ettiğimiz zümrenin piyonları, meselâ şöyle bazı iddialarda bulunuyorlar: 

* Said Nursî, Kastamonu Lâhikası isimli kitabında güyâ demiş ki: “Çanakkale’de bizimle savaşan İngiliz, Anzak ve diğer Hıristiyanlar şehittir ve de Cennetliktir.’”

* Said Nursî, İşaratü’l-İcâz isimli kitabında güyâ demiş ki: “Ey Hıristiyan ve Yahudiler! Sakın ha, dininizi bütün bütün terk etmeyin!”

* Said Nursî’nin Roma’daki Papa’ya mektup göndermesi ve İstanbul’daki Patrik ile görüşmesini de aynı çevreler şöyle yorumluyor: “İşte bakın, nasıl da gizli Hıristiyan hayranı...”

Ve, buna benzer daha başka hususlar.

Üstad Bediüzzaman’ı yakından tanıyan ve Nur Risâlelerini dikkatli şekilde okuyanlar gayet iyi bilirler ki, orta yerde kasdî bir çarpıtma, bir bulandırma işlemi var. 

Dahası, kelimenin tam manasıyla ortalığa “korsan bilgiler” servis edilmiş. Hatta, güyâ kaynak ismi belirtilerek, Said Nursî’nin sözleri resmen ve alenen “andıç”lanmıştır.

Misâl: Adı geçen Kastamonu Lâhikası Birinci Savaş değil, İkinci Dünya Savaşı esnasında yazılmış mektuplardan müteşekkil ve 200 sayfayı aşkın o kitapta “Çanakkale, Anzak...” kelimeleri dahi geçmiyor.

Kezâ, İşaratü’l-İcâz isimli tefsirde ehl-i kitap için zikredilen “Dininizi bütün bütün terk etmeyin” ifadesi, doğrudan doğruya Kurân’daki İlâhî mesajdır: Yani, dininizce de makbul sayılan Allah’a, Ahirete, Kitaplara, Peygamberlere, Meleklere olan imanınızı terk etmeyin mânasında...

* * *

Eskiden, bilhassa 27 Mayıs-12 Eylül Darbelerinden sonra devreye sokulan İlâhiyatçı etiketli hocalar ve akademisyenler gibi, aynı cenahtan kimseler 2004’ten sonra daha fazla miktarda piyasaya sürüldü. 

Bunlar da, tıpkı selefleri gibi aynı türden yalan, iftira, uydurma, karalama ve benzeri mahiyetteki korsan bilgilerle yine “sahibinin sesi” olma çabasını sürdürüyorlar. 

Onların bir kısmını, muhtelif vesilelerle ikaz ediyor ve yanlışlarını tashihe çalıştık, çalışıyoruz. Aralarında nâdiren de olsa faziletli kimseler çıkıyor ve hatasını tamir etmeye çalışıyor. Ama, bir kısmı var ki, hiç tınmıyor bile. Yalana alenen tevessül ediyor. Bütünüyle çarpıtılmış uydurma bilgileri etrafa yaymaya iştahla çalışıyor.

Okunma Sayısı: 2220
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    5.1.2019 08:40:27

    İmtihan devam ediyor.Ehli hidayet ile ehli dalalet mücadelesi sürüp gidiyor.Ehli fesat fesatlığını yapacak ,mustakimlerde istikamette yürümeye dema edecek. Tanribatçılar bozacak,tamirciler düzeltecek.Bir deryaya bir damla necaset atmakla derya kirlenmez.Hakikat güneşine gözünü kapamakla ışığı söndürüle- mez.Fikir ve düşünce namusunu taşıyanlar,dikkatlı hareket eder, tahkik ehli olur,araştırır,işin doğrusunu ortya çıkarır; ona göre fikir beyan eder.Çamur atmaktan sakınır.Kul hakkına riayet eder.Edepli olur.Hele .bütün meselelerini ilmi,akli ve mantiki delillerle ispat eden , hayatta iken bütün ilim dünyasına meydan okuyan,her suale mukni cevap veren,6 bin sahifelik eseriyle ve hayatıyla ispat eden bir zat ile ilgili konuşurken,yazarlen bin düşünüp,bir yazmak gerekiyor.Yoksa dünya ve ahirette rezil-ü rüsva olma ihtimali kuvvetlidir.Hem güneş başçıkla Sıvanmaz..Saldıranların,hezeyanlarına kimse inanmaz,çünkü gereçek bü-tün çıplaklığıyla meydandadır. Fe

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı