"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yassıada’da çileli günler

M. Latif SALİHOĞLU
22 Mayıs 2013, Çarşamba
Yakın Tarih Yazıları

Askerî cuntanın silâh zoruyla iktidardan devirmiş olduğu Demokrat Başbakan Adnan Menderes ile Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın 10 Haziran (1960) günü Yassıada'ya getirilmesiyle birlikte, burada 450 günden fazla sürecek çileli, işkenceli günler de başlamış oldu.
Yargılama süreci 14 Ekim 1960 günü başladı. Bu tarihe kadar, Demokrat Partili olduğu tesbit edilen yaklaşık 600 maznun insan, haysiyet kırıcı usûllerle Yassıada'ya getirtilerek hapsedildi.
Aylarca işkenceye tabi tutulduktan sonra, Yüksek Adalet Divanı isimli uyduruk bir mahkemede 19 ayrı dâvâdan yargılanan Demokratlar, 11 ay devam eden duruşmalar esnasında da türlü hakaretlere maruz bırakıldı.
Aylarca süren baskı, hakaret ve işkenceler sonunda, DP'li 9 kişi Yassıada'da vefat etti. İki kişinin de, gördüğü muameleyi haysiyetine yediremediği için—min gayr-i haddin—intihar ettiği belirtildi. Böylelikle, vefat edenlerin sayısı 11'i buldu.
30 Mayıs 1960 günü Ankara Harp Okulu penceresinden atılan İçişleri Bakanı Namık Gedik, 16–17 Eylül 1961'de idam edilen Dışişleri Bakanı F. R. Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Başbakan Adnan Menderes'le birlikte, darbecilerin zulmü altında vefat edenlerin yekûnu 15'i bulmuş oluyor.
Bu arada hastalanan ve ağır hapis cezasına çarptırılarak hayatı azaba çevrilen yüzlerce (402 kişi) Demokrat Partili vatan evlâdının olduğunu da unutmamak lâzım.
Hâsılı: Nimetler, külfetler mukabilindedir. Demokrasi nimetinin külfetini çeken ve en ağır şekilde bedelini ödeyenler, işte bu samimî Demokratlardır.

Demokrat Partinin kapatılma dâvâsı

Darbecilerin keyfi tasarrufları, sadece meşrû iktidarı devirmekle sınırlı değil.
Zalim cuntacılar, devirdikleri hükûmetin erkânlarına, bürokraside fikren muhalif gördüklerine ve bilhassa iktidar partisinin mensuplarına karşı insanlık dışı muamelede bulunmaktan geri durmadılar.
27 Mayıs (1960) Darbecileri, Demokrat Parti hükümetini devirdikten sonra, ayrıca bu partiyi kànun zoruyla kapatma yoluna gittiler.
Askeriye gibi, yargı kurumuna da emir-komuta zinciri içinde hükmetmeye çalışan ihtilâlciler, aynı yılın Haziran'ında Demokrat Parti aleyhinde kapatma dâvâsı açtırdılar.
Dâvâyı görüşen Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, yöneticilerinin tamamı Yassıada'da işkenceli bir esarete mahkûm edilen Demokrat Parti hakkında, 29 Eylül 1960 tarihi itibariyle kapatılma kararı verdi.
Dehşet verici şu tabloya bakın: Bir parti hakkında kapatma dâvâsı açılıp görüşmeler, duruşmalar yapılıyor ve o partinin hemen bütün mensupları her gün zulüm gördükleri bir adada mahpus tutuluyor...
Bu nasıl bir hukuk, nasıl bir adâlet, nasıl bir insanlık hali?
Bir başka gariplik ise, parti henüz kapatılmadan, partinin bütün mal varlığına el konuluyor. (1 Eylül 1960)
Tarih, Demokratları ibra etti, temize çıkardı. Onlar, esasen milletin kalbinde de zaten ibra edilmişlerdi.
Demokratlara en ağır cezayı reva görenler ile o maznunları her türlü insanlık dışı muameleye tabi tutanlara ise, bu dünyada herhangi bir ceza verilmedi.
Mâlûm, büyük suçları ihtiva eden dâvâlar, Mahkeme-i Kübrâ’ya bırakılıyor.
İyi ki Dâr-ı Âhiret var, iyi ki Cennet ve Cehennem var.

 
O günlerin yaranmacı gazeteleri, yaklaşık 600 Demokrat Partilinin 11 ay müddetle acımasızca yargılanmış olduğu Yassıada Duruşmalarını basın meslek ahlâkını çiğneyerek yansıtıyordu.
 
 
AKTÜEL Türkiye seçim atmosferine girerken...
 
Meclis’te grubu bulunan siyasî partilerin yetkili adamları, yeni Anayasa çalışmasından ümitlerini kestiklerini izhar ettiler.
Oysa, 2011 yılındaki seçim kampanyası esnasında, hepsi de meydanlara çıkıp millete yeni Anayasa sözünü vermişlerdi.
İktidar partisinin yetkili adamları, çoktandır Anayasa Uzlaşma Komisyonundan ümitlerini kesmiş gibi konuşuyorlar.
Bundan dolayıdır ki, önümüzdeki sene peşpeşe üç seçim sandığının (3, 8, 11 formülasyonu ile) milletin önüne geleceğinden söz etmeye başladılar.
İktidar kanadının sözcülerine göre, 2014 yılının Mart’ında mahallî, Kasım ayında genel seçimler yapılacak, arada da kendilerinin hazırlatacakları Anayasa için ayrıca referanduma gidilecek.
(Başbakan, üç seçimin de aynı anda yapılabileceği ihtimalinden söz ediyor.)
Şayet tahakkuk ederse, böylesine çetin bir seçim maratonu Türkiye tarihinde ilk defa yaşanmış olacak.
Tasarlanan bu üç büyük seçimin en kuvvetli sinyalleri iktidar kanadından geldiğine göre, bunu mutlaka ciddiye almak gerekiyor.
İşte, biz de bu meyanda yapılan açıklamaları ciddiye alarak, şimdilik bir-iki mülâhazamızı burada deklare ediyoruz:
* Partiler arası (üçer üyeden müteşekkil) Anayasa Uzlaşma Komisyonu, anlaşılan o ki uzlaşamadı. Dolayısıyla, Meclis’teki partiler—millete söz verdikleri halde—yeni bir Anayasa taslağı hazırlayıp milletin önüne koymayı başaramadı. İşte, bu Meclis, bu yönüyle tarih önünde “başarısız” damgasını hak etmiştir.
* Ülkenin seçim atmosferine girmiş olduğu şu andan itibaren, partilerin yeni dillendirecekleri hiçbir vaad veya projelerine sıcak ve samimane bir nazarla bakamayız. Hatta, meselâ bugünden itibaren propaganda sûretinde deseler ki: “Biz Ayasofya’yı ibadete açmak ve Risâle-i Nur’u resmen neşretmek istiyoruz”; bunu dahi ihtiyatla, hatta şüpheyle karşılamak durumundayız.
Zira, ülke ve millet olarak en hayırlı gelişmeler cümlesinden saydığımız bu tür hizmetlerin birer “seçim malzemesi” yapılmasından titrercesine korkarız.
Evet, bu kudsî değerler, dünyada hiçbir şeye âlet edilmez ve edilmemeli.
Bunları burada peşinen hatırlatmış olalım ki, yarın öbür gün kimse karşımıza çıkıp da “İşte en büyük arzunuz gerçekleştiriliyor kardeşim; daha ne istiyorsunuz?” diye sormasın, sorma ihtiyacını duymasın.
Hâsılı, ciddî, samimî, ihlâslı hizmetler, siyasete âlet edilmeden, seçim malzemesi olarak kullanılmadan yapılır ve  yapılmalı.
Okunma Sayısı: 3641
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İbrahim FİŞEK

    22.05.2013 00:00:00

    Tebrik ederim, Demokratlık adına yazdıklarının devamını dilerken, ALLAH C.C den kalemine kuvvet vermesini niyaz ederim.
    Saygı,
    Sevgi ve Muhabbetlerimle.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı