"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni rejimin yılbaşı adımları

M. Latif SALİHOĞLU
01 Ocak 2021, Cuma
GÜNÜN TARİHİ: 1 Ocak 1925-29

Mart 1924’te Medreseler kapatılıp Hilâfet lağvedildikten sonra, henüz yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin rejimini Avrupaî tarza çevirmek çok daha kolaylaşmış oldu. Nitekim, bu tarihten sonra peşpeşe yapılan inkılâpların hemen tamamı, çeşitli Avrupa ülkelerinden olduğu gibi, yani hiç gümrüksüz bir şekilde ithal edilmeye başlandı. Bu da, haliyle milletin iç bünyesinde birtakım huzursuzlukların çıkmasına sebebiyet verdi. Zira, bu millet bin yıldır Müslüman olduğu halde, Avrupa’dan transfer edilen şeylerin İslâm örf, adet ve gelenekleriyle bir alâkası yoktu. Aksine, her bakımdan zıtlıklar, ayrılıklar, aykırılıklar söz konusuydu. Her ne ise…

Şimdi, o tarihten sonraki yılbaşılarında yaşanan bazı gelişmelere kısa kısa bakmaya çalışalım.

*

1925’teki yılbaşı gecesi ve gününde, Türkiye’de bazı ilkler yaşandı. Meselâ, özellikle büyük şehirlerde ilk defa Avrupaî tarzda “Yılbaşı Baloları” düzenlendi.

Balo gösterilerinde, ayrıca çok sayıda kişinin şapka giymesi, son derece dikkat çekici oldu. Çünkü, yıl sonunda resmileşecek olan Şapka Kanunu henüz gündemde dahi yoktu. Kastamonu, İnebolu taraflarına yapılacak olan şapka çıkarmasına daha 7-8 ay vardı. Demek ki, el altından mesele aylar öncesinden pişirilmeye başlanmış.

*

1926’da, 1 Ocak’tan itibaren takvim değişikliği yapılarak, Avrupaî takvim ve saat uygulaması esas alınmaya başlandı.

Yakın tarihteki teknik gelişmelerin bir özeti şudur:

Osmanlı'da takvim, başlangıçta Hicrî'ydi; bilâhare resmiyette Rumî'ye geçildi ve 1 Mart tarihi "mâlî yılbaşı" olarak kabul edildi.

1917'de ise, Rumî ile Milâdî takvim arasındaki ay ve gün farkı kaldırılarak yeni bir uygulamaya geçildi. Bu uygulamaya, 1 Ocak 1926 tarihi itibariyle son verilerek, halen resmiyette kullanılmakta olan Gregoryen Milâdî takvime geçiş yapılmış oldu.

Rumî ile Milâdî takvim çevirisi yapanların, söz konusu tarihler (1917-26) için aradaki 9 yıllık farklı uygulamayı dikkate almaları gerekiyor. Aksi halde, takvim çevirilerinde 13 günlük hata payı kaçınılmaz olur.

*

1929 yılı 1 Ocak gününden itibaren, Lâtin harfleri için olağanüstü, yahut olağan dışı bir uygulamaya geçildi. Bir taraftan, yeni alfabeyi öğretmek için Millet Mektepleri açılırken, bir taraftan da Arabî harflerin kullanılmasına yeni yasaklar, yeni müeyyideler getirildi.

Bu konudaki gelişmelerin bir özeti de şudur:

Evet, 1 Ocak 1929’dan itibaren, Arapça ve Osmanlıca harflerin kullanılmasına, Türkiye'nin her yerinde kesin yasaklar getirildi, dolayısıyla cezalar uygulanmaya başlandı.

Bu yasakla paralel olarak, bundan böyle mektup, dilekçe, kitap, dergi, gazete, dükkân levhaları, otomobil plâkaları, sokak isimleri, çeşme kitabelerine varıncaya kadar her türlü yazının Lâtin harfleriyle yazılması mecburiyeti getirildi.

Kur'ân harflerinin yasaklandığı ve Lâtin harfleri mecburiyetinin getirildiği aynı gün, Lâtin alfabesini öğretmek ve eğitimin bitiminde sertifika vermek üzere muhtelif merkezlerde açılan Millet Mektepleri’ne ağırlık verilmeye başlandı.

Gariptir ki, bütün bu işleri birinci derecede takip edecek olan genç (35 yaşında) Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati, yine aynı gün içinde sedyeden düşüp apandisitinin patlaması sonucu hastanede öldü: 1 Ocak 1929.

Harf inkılâbının yükünü omuzlayan bakanlığın görev ve sorumluluğu, bir müddet için (Şubat sonuna kadar) Başbakan İsmet Paşa’ya verildi.

Okunma Sayısı: 1571
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    2.1.2021 21:17:21

    Sayin Latif Hocam, demek ki + - 584 o yillar ve arasinda yok, sadece + - 13 gun olarak hesab var, bu onemli ayrinti icin tesekkur ederim, daha bunu unutmam.

  • Latif Salihoğlu

    2.1.2021 01:47:29

    Muhterem Yardımoğlu: 1917-26 arası yıllar için yapılacak Rumi-Miladi çevirilerde, sade ± 13 gün söz konusudur. Bunun dışında başkaca bir hesaba ihtiyaç olmasa gerek.

  • Ali R. Yardimoglu

    1.1.2021 21:31:25

    BarekAllah bu yaziya.... 1917-26 arasi 9yil icin, Rumi | Miladi cevirisi, + -584yil ve + - 13.gun' den baska ayri 1hesab daha mi vardir? aylar icin vs? eger oyleyse, 1misal ile karsilastirmali verir misiniz? yoksa 584~13 formulu kafi mi?

  • Said Yüksekdağ

    1.1.2021 14:06:56

    Allah razı olsun Latif Ağabeyim. Bu tarz yazılarınız vesilesyle yakın tarihi bir nebze öğrenmiş oluyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı