"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin!

M. Said ZEKİ
18 Mart 2019, Pazartesi
Aziz Dostum,

Ne güzel başımızı kuma sokmuştuk, uyumuştuk. Aklımızı uyuşturmuş, vicdanımızı susturmuştuk! Sen gönderdiğin o uzun mektupta ‘hak, hukuk, zulüm, adalet, insaf, insan hakları, dilsiz şeytan, dünyevî ve uhrevî mesuliyet, ölüm, hesap günü’ gibi anlaşılmaz kelimeler yazarak bizim rahatımızı kaçırdın! Güzelim uykumuzu berbat ettin..

Yüreğimizdeki yangınları söndürmüş, masum ve mazlûm feryatları, ‘yalancıktan rol icabı’ bağırıyorlar diyerek başarıyla püskürtmüştük. ‘Bana dokunmuyorsa beter olsunlar’ diyecek dereceye erişmiş, düşmanların bütün planlarını deşifre edecek ve karşı stratejiler geliştirecek seviyeye ulaşmıştık!!.

Gerçi bu çok kolay olmadı; en tesirlisinden ispirtizma, manyetizma seansları yaptık. Yirmi dört saat tek yanlı haber dinleme ve kültürlenme perhizleri ve dört bir tarafımızı saran hain düşmanlara karşı safları sıklaştırma idmanları yaptık. ‘On derste akıl tutulması’ seminerlerini yüksek puanlarla geçtik. Allah’a şükür!

AHİRZAMANDA HÜSEYİN (RA) OLMAK ÇOK ZORDUR!

Her şey çok iyi gidiyordu; tâ ki senin mektubun gelene kadar. Sen söndürdüğümüzü sandığımız bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin! Kabuk bağlayan yaramıza tuz bastın! Vicdanımızı kanattın. Zehir zemberek bu mektubu sonuna kadar okuyamadım. Ama üstünkörü bir göz atmam bile huzurumu kaçırdı.

De bakalım şu yazdıkların ne anlama geliyor: “Ahirzamanın Hüseyin’i (ra) olmak çok zordur. O, zulme karşı çıkarak saltanat için değil, adalet-i mahza için canını verdi. Biz gördüğümüz haksızlık ve çirkinliklere karşı kalben bile buğzedemiyoruz. Çünkü adaleti savunmak yakıcıdır, rahat kaçırıcıdır.

“Hak, haktır; küçüğüne büyüğüne bakılmaz! Bir masumun hayatı, hiçbir gerekçe ile feda edilemez. Birisinin hatasından, günahından veya suçundan dolayı başkaları, yakınları, akrabaları mesul olamaz!

İNSAN HAYSİYETİNE YARAŞIR BİR HAYAT

“Herkes hür olarak ve insan haysiyetine yaraşır bir şekilde yaşama hakkına sahiptir. Hiç kimse inançlarından, siyasî ve felsefî görüşlerinden dolayı kınanamaz. Suçların ve cezaların şahsîliği ve kanunîliği prensibi vardır. Hiç kimse kanunda yazılı olmayan bir suçtan dolayı cezalandırılamaz. Ceza hükümleri geriye yürümez. Herkes lekelenmeme hakkına ve adil ve bağımsız mahkemelerde yargılanma hakkına sahiptir!” 

Daha bunun gibi bir sürü anlaşılmaz şeyler yazmışsın!

BİZİ UYKUMUZDAN UYANDIRMA!

De bakalım, bizi güzelim uykumuzdan uyandırınca eline ne geçecek? Sana madalya mı verecekler? ‘Ben Allah rızası için bunları söylüyorum, insanlardan bir şey beklemiyorum’ diyorsun amma; nereden bilelim bir makam mansıp peşinde olmadığını? Sen de ben de herkes gibiyiz!

Sen bizi ‘mal ve makam sevgisine karşı, desise-i şeytaniyelere karşı uyardığını’ söylüyorsun, ama bu doğru değil bence. Hizmetse biz de hizmet yapıyoruz. Biz de kendimiz için bir şey istemiyoruz, ama; hizmetlerimizin ilerlemesi için istiyoruz. Hem bu güne kadar hep başkaları nimetlendi. Birazcıkta biz nimetlensek fena mı olur?

“EY İNSAN ÖLÜM VAR!”

Sevgili dostum, geçmişteki dostluğumuz hatırına iki de bir ‘lezzetlerimizi tahrip edip acılaştıran ölümü’ çok zikrediyorsun. Lütfen bundan vazgeç. Daha bir sürü yapılacak işlerim, gerçekleştirilecek ideallerim var. Azrail işi gücü olmayan, zayıf kişilere gitsin! Ben gencim, sağlıklıyım, yapacak dünya kadar işim var. Gerçi gözlerim eskisi gibi görmüyor, biraz da işitme kaybı var. Merdivenleri çıkarken biraz zorlanıyorum, ama; bunlar önemli değil. Belli ki çok çalışmaktan. Gerçi işlerin de eskisi gibi tadı yok.. Neyse.. Hem mektubun aklımı karıştırdı, moralim bozuldu, yüreğimde acıya benzer şeyler hissettim.

Şey.. Dostum artık mektuplaşmasak, haberleşmesek hatta hiç görüşmesek daha iyi olacak gibi.. Anlaşılmaz, karma karışık şeyler yazarak, hayallerimi uçurma lütfen! Rahatımı ve konforumu kaçırma. Vicdanımı sızlatma. Olur mu?!!

Bu güzel uykudan uyanmak istemiyorum, bu ihtişam ve saltanat sonsuza kadar sürsün istiyorum.

***

Gerçekleri ne kadar gizleseniz de; o bir gün sizi ‘sobe’ler. Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar.

Ve... ‘İnsanlar uykudadır. Ölünce uyanırlar.’ “Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel” uyanmak mümkün değil mi acaba?

Okunma Sayısı: 1622
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı