"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP’de neler oluyor?

Mehmet KARA
08 Haziran 2019, Cumartesi
AKP içinden iki parti çıkacağı konuşulurken, bunlardan birisinin ete kemiğe bürünmeye başlandığı, diğerinin de seçim sonucunu beklediği görülüyor.

Eski başbakanlardan, AKP’nin en fazla oy alan genel başkanı olan Ahmet Davutoğlu Diyarbakır’dan sahneye çıktı.

Davutoğlu’nun Diyarbakır’da olduğu gün Cumhurbaşkanı’ndan gelen hamle parti kuruluşunu durdurur mu bilemiyoruz. Ama Erdoğan’ın bundan rahatsız olduğu yaptığı ataklarla ortaya çıktı. Eski bakanlardan ama şu anda kenarda bekleyen Abdulkadir Aksu, Sadık Yakut, Faruk Çelik, Mevlüt Uysal gibi “bankacılık tecrübesi ve geçmişi olmayan” insanların atanmasının AKP içinden çıkacak yeni partilere gidecek “küskünlerin önünü kesmek” adına yapıldığı yorumlarına neden oldu. 

Bir de 4 yıldır hiçbir görev verilmeyen ve partiden ihraç edileceği dahi konuşulan Meclis eski Başkanı Bülent Arınç’ın yeni kurulan Cumhurbaşkanlığı istişare kuruluna üye yapılması, bu yorumları destekler mahiyette…

Geriye kalan Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin gibi isimlere de önümüzdeki dönemde bir kurul ya da bir yetkili yer için teklif götürülmesi beklenirken, bu isimlerin kabul edip etmeyeceği bilinmiyor.

Görüntüye bakınca da bu kulisin doğruluğu anlaşılabilir.

Şimdi kulislerde konuşulan ise yeni parti için meydanlara inen Ahmet Davutoğlu’na da istişare kurulu üyeliği ya da Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevi teklifinin götürülüp götürülmeyeceği… Davutoğlu bu safhadan sonra bunu kabul eder mi, onu bilemeyiz ama karşı atakların devam edeceği görülüyor.

Seçimler hele bir geçsin… 24 Haziran’dan sonra siyasi hava maddî hava gibi ısınacağa benziyor. Hararetli hava bizi bekliyor. Bakalım AKP içinden parti ya da partiler çıkacak mı, yoksa Erdoğan ve çevresi bunları püskürtebilecek mi? 

Hele ki, 31 Mart’ta birçok Büyükşehir belediyesini kaybeden AKP’nin İstanbul Belediyesini de kaybetmesi partileşmeyi hızlandıracaktır. Gelişmeler de bunu gösteriyor…

***

KISKANMAKTA HAKLILAR!

Seçime iki hafta gibi bir süre varken, Türkiye gerçek gündemine dönemiyor. Seçim kampanyaları sürerken, yaşanan büyük ekonomik kriz, hayat pahalılığı, işsizlik, zamlar ya konuşulamıyor ya da seçim atmosferinde üzeri örtülüyor. Ancak vatandaş krizi iliklerine kadar hissediyor. Hayat pahalılığı insanları büyük oranda etkiliyor.

Hükümetin açıkladığı ekonomik paketler içi boş ve günü kurtarmak için çıkarıldığı için beklenen iyileşmeyi sağlamıyor. Ekonomik paketler açıklandığında düşmesi gereken döviz fiyatları aksine yükseliyor. Bu da ekonomi yönetimine güvensizliği gösteriyor.

Millet olarak ekonominin dibe vurmuşluğunu, hayat pahalılığı ile sonuna kadar hissederken bizi kıskananların da olduğunu öğreniyoruz.

Mesela Almanya…

İki ülkenin nüfusu neredeyse aynı. Çalışan sayısına bakılınca Almanya 45 Türkiye 27 milyon… İşsiz sayısı Almanya 2.2 milyon, Türkiye 4.7 milyon. İşsizlik oranı Almanya yüzde 3.2, Türkiye, 14.7… Bu karşılaştırılmalı rakamlar daha da arttırılabilir ama bu kadar rakam Almanların Türkiye’yi kıskanması için yeterlidir sanırım…

Şu rakamlara bakınca nasıl kıskanmasın Almanlar. Çünkü bizim rakamlarımız daha yüksek!

Hiç kıskanma Almanya sen de çalış senin de olsun!

***

ALINMAMAK MI LÂZIM?

Binali Yıldırım’ın “çaldılar” ifadesi çokça tartışılırken, “Niye bu çalınma işinden alınıyorlar, bilmiyorum” demiş.

Bunda bilmeyecek ne var Sayın Yıldırım. Çalma işi çok ciddi bir suçtur. Hem dinen de büyük günahlardan... Sizce alınmamak mı lazım?

***

SÖZDE KALMASIN!

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “İfadesinden, düşüncesinden, eleştirisinden dolayı hiç kimsenin hapis cezası ya da mahkûmiyet almadığı bir sistemi hep beraber inşa edeceğiz” demiş.

“Hadi inşallah” diyelim. Sözde kalmasın da…

Okunma Sayısı: 5150
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-4

    8.6.2019 15:41:43

    Yalan deyince ilk akla gelen konusunda uzman(!) Goebbels'tir. O kadar ki, "...çünkü gerçek doğru yoldur ve bu da devletin en büyük düşmanıdır.“(Goebbel) Buradaki "devletin" kelimesini siz "iktidarın" diye okuyabilirsiniz. Lütfen, internete girin ve "yalan"" ya da "büyük yalan" yazın bakın yalan ve yapıp-yıktıkları hakkında ne akıl almaz, vicdan kabul etmez şeyler okuyacaksınız. Yalan, inancımız açısından da "Adam sen de.." deyip geçiştirilecek bir konu değildir. Bir insanı, bir aileyi, bir toplumu, bir ülkeyi ve bir devleti yıkabilir. İstibdat ve tahakküm rejimlerinin en kullanışlı silahıdır yalan. Öyle ki, istatistik ilminin veri ve rakamlarını bile yalana malzeme edebilir, halkı kandırmakta kullanabilirsiniz. Onun için eski Birleşik Krallık Başbakan'larından Benjamin Disraeli (1804- 1881), "Üç çeşit yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistik" diyor. Hele buna yandaş medya alet ve vasıta olursa, yalan, toplumda öyle menfi işler yapar ki, yalan söyleyenler bile buna şaşar.

  • Gündüz Alp-3

    8.6.2019 15:06:27

    Vaatler, vaatler. Sanki ilk defa iktidara geliyorlar. Artık uygulama ve icraat görmek istiyoruz. Demokrasi ve hukukun üst seviyede yaşandığı ülke vatandaşları gibi bir standart ve kalitenin olduğu yönetim, yönetici ve yönetim anlayışı görmek istiyoruz. "Üç vakte kadar..." deyip yalanlarla halkın oyalandığı, aldatıldığı, manipüle edildiği siyasetin ve siyasetçinin olduğu üçüncü dünya ülkesi değil; saygın ve güçlü bir ülke ve böyle bir ülkenin vatandaşı olmak istiyoruz. Yeni parti yeni bölünmüşlüktür. Bölünerek ne çoğalırız ne gücümüz artar. Bölünmek, olsa olsa menfi siyasetin çıkarlarına hizmet eder. Yeterince bölünmedik mi? İktidar yeni paketlerle ömrünü uzatmaya matuf yeni hamleler yapıyor. Bütün bunların evvelinde ve öncesinde: Birinci olarak "temiz eller ve diller paketi" ikincisinde de "hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü" paketi açılmalı ki, diğerleri bir anlam ifade etsin ve inandırıcı olsun. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" diyor Ziya Paşa. Ayna da iş de ortada...

  • Gündüz Alp-2

    8.6.2019 14:43:17

    Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir parti değildir. Demokrasi ve hukukun merkeze alınacağı bir ittifak ya da birliktelik hareketidir. Birbiri içinden çıkmış birbirine benzer siyasetçilerin yeni bir parti kurmaları Türkiye'nin siyasal, ekonomik ve sosyal hayatına yeni şeyler getireceğine çok fazla ihtimal vermiyorum. Mevcut siyasal iktidar buna en güzel örnek olarak önümüzde duruyor. Sahneye çıkışını, gömlek değiştirmesini, hedef, proje ve vaatlerini... hatırlayalım lüften. Bir de bugün Türkiye olarak geldiğimiz noktaya bakalım. Hür, medeni ve demokrat dünyanın fersah fersah gerisinde Orta Doğu ülkesi görüntüsü veren bir ülke konumundayız. Demek mesele, yeni bir parti meselesi değil; yönetim anlayışı, zihniyet, kafa yapısı, demokrasi ve hukuk bilinci, kültürü...meselesi. Mesela, Adalet Bakanı, “İfadesinden, düşüncesinden, eleştirisinden dolayı hiç kimsenin hapis cezası ya da mahkûmiyet almadığı bir sistemi hep beraber inşa edeceğiz” demiş. İyi de 17 yıldır niye inşa etmemişler?

  • Gündüz Alp

    8.6.2019 14:33:10

    Sayın Kara, şu zamanın siyaset çarşısında en gözde mal "yalan ile aldatmak" olduğundan en çok istimal olunan silah da "yalandır" desek, "yalan söylemiş olur muyuz?" Öyle ki Ramazan-ı mübarek de bile iftar sofralarında yalan ile oruçlar açıldı. YSK'nın seçim iptal/yenileme kararında bile "oy çalmadan" tek kelime edilmemiş iken, iktidar cephesinden yükselen "çünkü çaldılar" ile başlayan yeni kampanyanın yeni ve temel argümanı da yine yalanlar üzerine cereyan ediyor. Yani kısaca; yalan, yine yalan, yeni yalan, hep yalan... Özellikle 17/25 Aralık'a kadar perde altında örtülü giden "yalan" ve " aldatma" siyaseti, bu tarihten sonra ortaya çıkan vaziyet dolayısıyla artık yalan silahı aleni olarak kullanılmaya başlandı. Bu yalanlar maalesef halk tabanında da alıcı bulmaktadır. En üst seviyede söylenen bir yalan sözün aynısı en altta da aynen tekrarlanmaktadır. Goebbelsvari bir siyaset!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı