"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

CHS birinci yılını doldurdu, tartışma başladı

Mehmet KARA
06 Temmuz 2019, Cumartesi
“Türk tipi” Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (CHS) geçilmesinin üzerinden bir yıl geçmeden, aksayan birçok nokta ortaya çıktı.

Son mahallî seçimlerde AKP’nin büyük oranda oy kaybetmesi (Cumhur İttifakı ortağı Bahçeli’nin hesabıyla yüzde 33 çıkıyor) üzerine bir yıl önce yürürlüğe giren CHS tartışılmaya başlandı.

İktidara yakın yazarların ifadesiyle “büyük hezimet”in de etkisiyle konuşulmaya başlanan Türk Tipi CHS’yle ilgili AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’nın “sistemin rehabilite edilmesi” yönündeki açıklaması ile bu tartışmanın fitili ateşlendi. Bostancı, “sistemde aksaklıkların” olduğunu kabul ederken, aksaklıkların giderilmesi için çalışmalar yapıldığını haber veriyor bunun “aklın gereği” olduğunu ifade ediyor.

AKP’nin diğer Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın ise, “parlamenter sisteme dönme taleplerinin tamamen art niyetli, hükümet olmadan hükmetmeye alışan vesayet sevdalılarının gündem oluşturma çabası” olduğunu eski sistemin eskide kaldığını söylemesi dikkat çekiyor.

Sistemin en çok tartışılan konusu, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir partinin genel başkanı olması ve milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasına rağmen Meclis’in yetkilerinin ve etki alanının azalması olarak görülse de aksayan, sorunlu olan daha birçok alan var. 

Erdoğan’ın olağanüstü kongrede genel başkan olmasından sonra “cumhurbaşkanının tarafsızlığı” hep tartışıldı, tartışılıyor. Özellikle yapılan seçimlerde Erdoğan’ın meydanlara çıkıp “karşı taraf”ı sert şekilde eleştirmesi bu tartışmaya iyice haklılık kazandırıyor.

CHS’ye resmen geçildiği 24 Haziran 2018 tarihinden bu yana kanunlar ile kararnameler karşılaştırıldığında, kararname sayılarının Meclis’in çıkardığı kanunları geride bıraktığı görülüyor. Haziran 2018-Haziran2019 döneminde 39 Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, 34 kanun ve 6 KHK çıkması Meclis’in etkinliğini (!) gösteriyor.

Bakanların Meclis dışından seçilmesiyle hükümetin meclis ile bağlantısı yok denecek kadar azaldı. Toplamda 26 olan bakanlık sayısı, 16’ya düşürülmüştü. Yeni sistemle Cumhurbaşkanlığına bağlı 9 politika kurulu, 8 yeni başkanlık, Cumhurbaşkanlığına bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğine haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip 4 yeni ofis kuruldu. Bir de genel de eski Meclis başkanlarından oluşan Yüksek İstişare Kurulu oluşturuldu… 

Bütün bu kurulların başında da Cumhurbaşkanı bulunuyor… Bakanlar olsa da, kurullar, üst kurullar, ofisler, başkanlıklar kurulmuş olsa da netice de tek bir kişi karar veriyor. O ne derse o oluyor. Ve bu kişi aynı zamanda bir partinin de genel başkanı…

Böyle olunca da “tek adam” eleştirileri yoğunlaştı. Erdoğan sistem tartışmaları başladığında “tek adam olur” eleştirilerine “Böyle bir sistemde kim tek adamlığa cür’et edebilir? Diyelim ki, cumhurbaşkanı nefsine yenildi, yoldan çıktı, gerçekten tek adamlık yapmaya kalktı. Her şeyden önce bu kişinin yakasına millet yapışır” diyerek “açıklık” getirmişti. O zaman şu soru akla gelmişti. Cumhurbaşkanı seçilen kişi 5 yıllığına seçileceği için 5 yıl içinde millet nasıl itiraz edebilir? Erdoğan’ın ifade ettiği gibi “nefsine yenik düşüp, yoldan çıkacak” cumhurbaşkanının yakasına yapışmaya kim cür’et edebilir?” sorusu sorulmuştu. Ve bugüne kadar da bunun cevabı verilebilmiş değil.

Meclis ülkenin bütçesini bile hazırlayamıyor. Cumhurbaşkanı bütçeyi hazırlayıp Meclis’e gönderiyor, kabul edilmezse dahi önceki yılın bütçesi ile devam ediliyor. Yeni sisteme göre kanunları milletvekillerinin hazırlaması gerekirken geçtiğimiz bir yıl da bu sistem tam tersine işledi. Bakanlıklarda hazırlatılan tasarılar milletvekillerinin imzalarıyla Meclis’e sunuldu ve o metinler üzerinden kanunlaştı.

Önceden Cumhurbaşkanının vekâleti Meclis başkanında iken, şimdi milletin seçmediği atanan cumhurbaşkanı yardımcısında oldu. Bu da Meclis’in etkinliğini azaltan başka bir durum…

Başlarda parlamenter sistemden yana olduğunu söylerken ve sistem değişikliği kimsenin aklında yokken “fiilî durumu anayasal hale getirmek” fikriyle ortaya atan Bahçeli’nin de desteğiyle 18 maddelik anayasa değişikliği ile parlamenter sistemden Türk tipi CHS’ye geçilmesinin neticesi olarak bu ve bunun gibi birçok “sistemsel sorun” önümüzdeki günlerin tartışma konusu olacak gibi görünüyor.

Bu tartışmanın, AKP kanadının “sistemin rehabilite edilmesi” yönündeki sözlerinin ötesine gidilmesine kesin gözüyle bakmak mümkün. Çünkü aksayan, yolunda gitmeyen birçok sorun var. Eğer rehabilitasyondan sadece küçük değişiklikler veya makyajlama kast ediliyorsa bu tartışma sürer gider. Bu sistemi ilk gündeme getiren MHP meselenin kamuoyunda tartışılmasını bile istemiyor. Bahçeli, “Sistem tartışmaları bitmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni yozlaştırma çalışmaları ülkemize ihanettir” diyerek kapıları kapatıyor.

Şimdi gelinen noktada AKP’nin “rehabilitasyonu” nereye kadar taşıyacağı merak ediliyor. 

Bu tartışmanın yönünü belirleyecek bir gelişme AKP içinden çıkacak parti ya da partiler olacaktır.

Sistem tartışması yeniden başladı, önü alınabilir mi bekleyip göreceğiz…

Okunma Sayısı: 1145
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı