"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Göç dalgası, mülteci meselesi

Mehmet KARA
01 Ağustos 2021, Pazar
20 yıllık işgalin ardından ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi Türkiye açısından yeni bir göç dalgasına dönüşüyor. Bu göç İran üzerinden kontrolsüz bir şekilde başta Van’a, oradan da Türkiye’nin iç bölgelerine kadar yayılması endişeleri de beraberinde getiriyor.

Bu endişenin sebebi, Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaştan kaçan 4 milyona yakın Suriyelinin Türkiye’de 10 yıldır kalmasından kaynaklanıyor. 

Onbirinci yılına giren Suriye’deki iç savaşta yüzbinlerce insan vefat etti, 13 milyon kişi evini terk etti. Suriye’deki iç savaştan en çok etkilenen Türkiye, yaklaşık 4 milyon (resmî rakam) Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Lübnan’da 1 milyon, Ürdün’de 660 bin, Irak’ta 250 bin Suriyeli var. Kuzey Afrika, ABD, AB ve Kanada’da ise 200 ile 50 bin arasında sığınmacı bulunuyor. 

Suriye’den göç dalgası başladığı andan itibaren sınıra yakın bölgelerde güvenli bölgeler kurulması hep konuşulmasına rağmen gerçekleştirilememişti. 2011 yılında Suriye’nin bölge ülkelerine yakın bölgelerde güvenli bölge oluşturulup Suriyeli göçmenlerin kendi toprakları içerisinde kalması sağlanabilseydi bugün yaşanan sıkıntıların birçoğu olmayacak belki de çözüme daha çabuk ulaşılabilecekti. Ama o bölgede hedefleri olan “güçler” orada başka amaçlar güttüğü için (başta petrol) Suriye’yi karıştırarak amaçlarına ulaşmak istediler! Bu amaçlarına da ulaştılar… İnsanlar yerlerinden yurtlarından oldular, başka ülkelerde sığınmacı, göçmen, mülteci oldular. 

Afganistan’dan kaçan insanlar içinde bugüne kadar tedbir alınmaması tıpkı Suriye’den gelen göçmenlerin durumuna dönüşmek üzere. Afganistan’ın Türkiye ile sınırı olmamasına rağmen İran üzerinden Türkiye’ye gelmeleri soru işaretlerinden birisi. Bu insanlar tıpkı Suriyeli göçmenler gibi buradan Avrupa’ya ulaşmak istiyorlar. Avrupa ise “Türkiye’nin sığınmacılar için güvenli bir yer olduğunu yardım yapılarak burada kalmalarının sağlanmasını” söylemeleri insanlık dışı bir yöntem… “Avrupa’daki ırkçı yöneticiler” böylelikle hem AB değerlerine ters hareket ediyorlar hem de bir insanlık dramının yaşanmasının kapısını açıyorlar. 

Diğer yandan Uluslararası Göç Örgütü (IOM), yılbaşından bu yana Akdeniz’den Avrupa’ya ulaşmaya çalışan tahmini 970 düzensiz göçmenin vefat ettiğini açıkladı. Bu hiç kimsenin vicdanını yaralamıyor mu? Ülkelerinde aradıkları huzuru, refahı ve barışı bulamayan bu mağdur insanların ölüme ve göçe mecbur olmasına dünya çözüm bulamıyor. 

*** 

TARTIŞMA NEDEN ALEVLENDİ? 

Afganistan’dan gelen göç dalgası Suriyeli göçmenler tartışmasını yeniden alevlendirdi. Göçmenlerin ya da sığınmacıların karıştığı olaylar, deniz kenarlarında yapılan taşkınlıklar, Suriyelilerin bayramda ülkelerin gitmesi, bir de bunun üzerine Suriye’de son günlerde şehit haberlerinin gelmesi bu tartışmayı oldukça hararetlendirdi. 

Bolu Belediye Başkanı’nın su faturası ve vergi ücretlerine 10 kat zam yapma kararı bu işin tuzu biberi oldu ve haklı olarak büyük bir tepki çekti. Kendi partisinden tepki gelirken başkana soruşturma da açıldı. Bu tartışmanın daha uzun süre yapılmasına bazılarının çanak tutması da işin cabası… En başta bu açıklama ve haberler “yabancı düşmanlarının” eline koz verdi, veriyor. 

*** 

DUVAR ÖRMEKLE SORUN ÇÖZÜLÜR MÜ? 

Gelinen noktada meseleyi yerinde çözmek yerine, mesele olduktan sonra çözme noktasına gidiliyor. Tıpkı, Suriye’de olduğu gibi Afganistan’da da mesele ülkelerin içinde çözülebilse, iyi bir diplomatik çalışma yapılabilseydi bu noktaya gelinmezdi. 

Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, göç baskısının artmasıyla birlikte Türkiye-İran sınır güvenliğinin sağlanması, yasa dışı geçişler ile kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi ve PKK’nın sızmalarının engellenmesi amacıyla 295 kilometrelik sınır hattının tamamına duvar örüleceğini bildirmiş. 

Suriye sınırına yapılan sınır bu seferde İran sınırına yapılıyor. 31 Aralık’ta ABD’nin Irak’tan çıkmasından sonra gelebilecek göç dalgasına da muhtemeldir ki, yine sınır yapılacak. Peki sınıra duvar örmek sorunu çözer mi, yoksa dış politikada bir değişikliğe mi gitmek lâzım? Şimdiye kadar duvar örmekle sorunu halletmeye çalışan iktidarın bunun cevabını bulması ve ona göre adım atması gerekiyor. 

Bütün bunlar olurken, iktidar cenahından, “Suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker” ya da “Sanayiyi onlar ayakta tutuyor” şeklindeki sözlerine de tepkiler geliyor. AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar’ın “Gaziantep organizede 1.140 fabrika var, 230 bin kişi çalışıyor. 12 küçük işletme sahibi Suriyeli, 3 bin civarında Suriyeli çalışıyor. 8 milyar doları aşan ihracatıyla Gaziantep 5. sırada. Elbette insanlığımızdan utanacağımız işler yapmayalım, ama ‘çökeriz’ tezi de doğru değil” diyerek partisinden gelen sözlere tepki vermesi de dikkat çekici. 

Aslında bu sözler sömürülen insan gücünü, sigortasız ucuz işçiliğinin de bir itirafı… 

Bu meselenin çözüme bakarken herkes kendi cephesinden değil de, geniş açıdan bakarsa çözümü daha kolaylaşacak. Herkesin kendince bir hesabı var, yanlış olan da bu… 

*** 

SÖZÜN ÖZÜ 

“Bu ülkede açık kapı politikası ile sınırları yolgeçen hanına çevirip taraf olan da, sadece slogan düzeyinde bir akılla geri göndereceğiz diyerek aleyhte olan da ‘mülteci’ meselesinde yanlışta yarışıyor! Dış politikadan millî güvenliğe bütüncül bir akıl/politika silsilesi gerek!” 

Gültekin Uysal (DP Genel Başkanı) 

Okunma Sayısı: 1232
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Asım

    1.8.2021 05:57:07

    Bence sığınmacı meselesi dış güçlerin Türkiye yi içerden çökertme meselesinden başka bir şey değil madem sığınmacı problemi sadece bizim değil tüm insanlığın meselesi ise neden sadece Türkiye üzerine bırakılıyor.Zaten birçok problemi olan Ülkemize birde altından kalkamayacağı sığınmacı problemi ekleniyor.Yılan bile sindirebileceği avı yutuyor,şayet sindiremeyeceği bir avı tutarsa ölüyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı