"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sandık hesap verme yeridir

Mehmet KARA
17 Haziran 2019, Pazartesi
AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, 23 Haziran’da yapılacak seçimlerin “hesap sorma seçimleri” olmamasını istemiş ve şunları söylemiş:

“Oy veren vatandaşlarımız bizlere şu an kırgın, kızgın ya da küsmüş olabilirler. Şunlara bir hesap sorayım, bir uyarı atışı yapayım. Bu kardeşlerimize diyeceksiniz ki; ‘Uyarının yapılacağı, kızgınlığın, küskünlüğün hesabının sorulacağı yer 23 Haziran sandıkları değildir.’ AKP’ye küskünlüğümü, kırgınlığımı, üzgünlüğümü belirteyim demenin bedeli CHP’nin adayını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yapmak asla olmamalıdır.”

Seçimler, hem hesap sorma hem de hesap verme günü değil de nedir? Millet hesabını sandıkta sorar, siyasetçi de hesabını sandıkta verir. İktidarlar başka nerede hesap verir ki, bilemedik doğrusu… 

***

170 BİN KİŞİNİN DURUMU NEDİR?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu bir televizyon canlı yayınında başına gelen bir hadiseyi ilk defa açıkladı. İsminin başına “terör” ifadesi eklendiği için pasaportunun verilmediğini söyledi.

Hadise 24 Haziran 2018 seçimleri öncesi olmuş. İtirazların ardından 10 gün sonra pasaportu verilmiş, ama yasalara uygun faaliyetlerini yürüten bir partinin genel başkanına yapılan bu muamelenin yanlış olduğunu söylemesi gerekenlerin “sonra pasaportunun verildiği”ni söyleyip, bunun altından kalkmaları zor. 

Diğer yandan SP Genel Başkanı’nın, kendisi gibi 170 bin kişinin isminin önüne “terörist” yazıldığını söyleyip, “Allah’tan korkun. Devlet böyle yönetilmez. Bu bir skandal” ifadesinin daha büyük bir soruna dikkat çekmesi açısından önemli. Zira, bir parti başkanının buna itiraz etmesi düzeltilmesine vesile oluyor, ama geri kalan 170 bin normal vatandaşın durumu ne oldu, oluyor? Kimsenin bilgisi yok… Esas sorulması gereken soru bu değil mi?

***

İTTİFAK KARDEŞLİĞİ!

Giresun’un Duroğlu Beldesi’nde MHP’li Belediye Başkanı Halil Çetin, AKP’den devraldığı belediyenin borçlarını afiş yaptırarak belediye binasına astırdı. Afiş, AKP’li eski başkanın tepki göstermesi üzerine kısa bir süre sonra kaldırılmış…

Cumhur İttifakı’nın iki ortağı arasındaki gelişme böyle… İttifak kardeşliği borçları da görünmez yaptı…

Peki, borçlar afiş kaldırılınca bitti mi, yoksa eski belediye başkanı borçları mı ödedi?

***

RÜYANIZDA GÖREMEZDİNİZ!

İktidara yakın bir gazeteci, hükümeti eleştiren iş adamlarına söyledikleri gerçekten bu dönemi özetliyor. AKP’li bildiği bir iş adamına “Rüyanızda göremeyeceğiniz ekonomik refaha Erdoğan’la kavuştunuz. İşler az biraz kötü gidince hemen eleştiriye başlıyorsunuz” dediğini söylerken iş adamını epeyce eleştirmiş.

Bu iktidar döneminde zengin olan bu tipten birçok iş adamı var. Bunu herkes biliyor. Anlaşılan, servetine servet katanlar yanlış gördüklerini bundan sonra zor eleştirirler.

Diyet borcunu ödeme bu olsa gerek…

***

BAKANLARA GAYR-I RESMÎ SORULAR!

Sosyal medyada bir video paylaşılıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, bazı bakanlar ve AKP yöneticilere yöneltilen “esprili sorular”a verdikleri cevapların yer aldığı “Bakanlara gayri resmî sorular” başlıklı videoya öyle yorumlar yapılıyor ki videoyu paylaşan AKP Ar-Ge Başkanlığı pişman olmuş mudur? bilemiyoruz…

Sorular şöyle: “Vize mi final mi?”, “Kopya veren mi alan mı?”, “Et döner mi tavuk döner mi?”, “Ronaldo mu Messi mi?”, “Simit mi gevrek mi?”, “Kuru mu yaş mı?”, “Öğrenci mi mezun mu?” ve “Menemen soğanlı mı soğansız mı?” Videoda yer alan yetkililer gülerek cevaplar vermiş…

İşsizliğin tarihî rekorlar kırdığı, adaletteki sorunların ayyuka çıktığı bir dönemde, bu “esprili sorular”a pek gülen olmamıştır. Milletin bırakın gülmeyi tebessüm etmesi bile bir hayli zor…

Okunma Sayısı: 922
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    17.6.2019 12:48:57

    Akşam iki aday (İmamoğlu ve Yıldırım) arasındaki tarihi buluşmayı baştan sona dinledim ve seyrettim. En sonda söyleyeceğim kanaati başta söyleyeyim: İstanbul'da yaşıyor ve adayları ilk defa görüyor olsaydım İmamoğlu'nu bazı avantajlarından dolayı desteklerdim. Yaşının genç olması,cevvaliyeti, hitabeti, konuya hakimiyeti, demokrasi ve hukuk vurgusuyla izleyende bıraktığı ehliyet ve liyakat düşüncesi, partizancılıktan uzak kucaklayıcı tavrı, "insan hakkı" vurgusuyla hak konusundaki hassasiyeti, İstanbul'un ve İstanbulluların sorunlarına dair tutarlı çözüm önerileri ve daha başka olumlu mesajlar içeren söz ve tavırları... Cevapsız kalan "çaldılar" ya da "AA'nın veri akışını kesmesi" veya "israf" ile ilgili sorular... Ve konuşulmayan daha nice sorunlar...Çünkü 31 Mart yerel seçimi, etkisi ve sonucu bakımından genel seçim kadar önemli olmuştur. İktidar ve ortağı için "beka" anlamı taşıyan bu seçim, millet için "demokrasi ve hukuk" demekti.Umarım 23 Haziran'da "demokrasi ve hukuk" kazanır.

  • Gündüz Alp-2

    17.6.2019 12:27:57

    Yazınızdaki "İktidara yakın bir gazeteci, hükümeti eleştiren iş adamlarına söyledikleri gerçekten bu dönemi özetliyor. Akp'li bildiği bir iş adamına “Rüyanızda göremeyeceğiniz ekonomik refaha Erdoğan’la kavuştunuz. İşler az biraz kötü gidince hemen eleştiriye başlıyorsunuz” dediğini belirtmeniz, Nepotizm denen şeyin iktidar tarafından itirafıdır. Malumun ilâmı. Esas sorulması gereken, "neden, hangi ihtiyaca ve maslahata binaen Nepotizm?" Diyet borcu olanların işi çok zor. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Zaten Nepotizm denen şey de aleyhte konuşmasınlar diye verilen "sus payından" başka nedir ki? Bundan "pay" alan şahıslar ya da şahs-ı maneviler, stk'lar...da genelde "susma hakkını(!)" kullanmaktadırlar. Bu haller kurum ve kurumlarıyla çalışan demokratik hukuk devletinde asla olmayacak şeylerdir. Oluyorsa, demokrasi ve hukuku ("var mı" diye) ciddi anlamda sorgulamak icap eder. İşte seçimler bu sorgulamanın yapılacağı zaman dilimleri, sandıklar da bunun vasıtasıdır.

  • Gündüz Alp

    17.6.2019 12:10:43

    Sayın Kara, "kendine demokratlara" göre seçim sandığı kâh "hesap sorma yeri değildir", kâh "demokrasi sandıktan ibaret değildir." Yani kısaca sandıktan kendisi çıkarsa "demokrasi ve millet iradesi", kendisi çıkmazsa "murdar" bir seçimdir. Demokrasisi ve hukuku kamil anlamda yerleşmemiş ülkelerde durum üç aşağı beş yukarı bu şekildedir. Onun için demokrat siyaset takip etmeyen ve demokrat olamayan siyasetçilerin bu ve benzeri beyanlarını çok da kaale almamak icap eder, diye düşünüyorum. Peki o vakit sual edelim: "Kendine demokratlara" göre, sandığın millet önüne konmasının hikmet-i sebebi nedir? Seçimler ve sandık olmazsa millet iradesi nasıl tecelli edecek, hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü nasıl devam edecektir? Hoş istibdat ve tahakküm idarelerinde de "göstermelik" de olsa "seçim ve sandıklar" vardır. Lakin uygulamaya bakmak lazımdır. Seçim sonucunda sandıktan çıkan millet iradesi ülke yönetimine yansıyor mu yansımıyor mu?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı