"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Simit yiyin, para biriktirin!

Mehmet KARA
22 Nisan 2019, Pazartesi
TÜİK’in açıkladığına göre işsizlik rekor seviyeye ulaşarak yüzde 14.7’le kadar çıktı.

Bir başka anlatımla, işsiz sayısı 1 milyon 259 bin kişi daha arttı. Genç işsizlik oranının yüzde 26.7’ye çıktığı resmî rakamlarla ortada. Diğer yandan insanların mutfaklarında en sık kullandığı, patates, soğan, domates ve biberin yanına dahi yaklaşılamıyor. Enflasyon yüzde 20’lere dayandı. Döviz ve altın rekor üstüne rekor kırıyor. Benzin fiyatları 7 lirayı geçti.

Böyle bir durumda AKP Grup Başkanvekili, Çankırı milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun bir programda simit ve çay üzerinden yaptığı hesap siyasetin ve gazetelerin en çok konuştuğu konu oluyor.

2002 yılında asgarî ücretlilerin maaşının sabah, öğle, akşam çay simit almaya yetmediği üzerinden yaptığı hesapta, bir çay bir simidin iki lira olduğunu, beş kişilik bir ailenin bir öğünde 10 lira, ayda 900 lira harcayacağını söylerken, 2 bin 20 olan asgarî ücretlinin, üç öğün simit yiyip bir çay içmesi durumunda cebinde 1.120 TL kalacağını ifade etmiş. Akbaşoğlu, açıklamasının bağlamından koparıldığı ifade ettikten sonra kendisini eleştirenlere sert ifadelerle cevap verdi.

Biz de bir hesap yaptık. Bir simit 1.5, bir çay en az 2 lira, yani 3.5 lira eder, günde beş kişi ile çarparsan 52.5 lira ediyor. Çarpı 30 gün, bin 575 lira ediyor. Yani sadece simit yiyip ve çay içseniz 445 lira ancak elimizde kalıyor!

Bu hesaplamalar karşısında ancak, sözün bittiği yer denilebilir.

***

GEÇMİŞLE KIYAS İŞİN ÖZETİDİR

Bazı rakamları geçmişle kıyaslayınca fazla yoruma da gerek kalmıyor. 

Dolar, Nisan 2002’de 1.3 lira iken, Nisan 2019’da 5.80 lira. Euro, Nisan’da 2002 1.15 lira iken, Nisan’da 2019’da 6.55 lira (kaynak Merkez Bankası). Çeyrek altın, Nisan 2002’de 32 lira iken, Nisan 2019’da 400 lira (kaynak Darphane). Benzin Nisan 2002’de 1.62 iken, Nisan 2019’da 7.10 lira…

Bu kıyas daha uzatılabilir, meyve ve sebze fiyatları eklenebilir… Ama fazla söze ve hesaba gerek var mı?

***

“AKP’NİN SONU GELDİ” DEMİŞTİ!

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, her zaman olduğu gibi yine “derin” açıklamalar yapıyor. Seçimin hemen ardından Perinçek, “AK Parti iktidarının sonu geldi. Türkiye, önümüzdeki dönem iktidar arayışlarına girmiştir. Göreceksiniz, buradan söylüyorum AK Parti iktidarının devam etme şansı yok. Cumhurbaşkanlığı sistemi içerisinde bir çözüm yok. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yenilenmesi veya Cumhurbaşkanının istifası dışında görülen bir çözüm yok. Türkiye, büyük bir karar verecek. Türkiye, çalkantılı bir döneme giriyor. Türkiye, parlamenter sisteme dönecek” demişti.

Şimdi de çıkıp, “Tayyip Erdoğan’sız bir hükümet kurmaya kalktığınızda o hükümet FETÖ, PKK, CHP, İYİ Parti hükümeti olur. Onlar da Türkiye’yi yangın yerine çevirir, 3 ay yönetemez” demiş.

Perinçek’in açıklamalarına derin anlamlar yükleyenler bu dönüşü nasıl izah ederler bilmiyoruz, ama bir taraftan da “AKP’nin sonu geldi mi, yoksa Erdoğan’sız bir hükümet olmaz mı?”

Bir karar verse artık. Tabiî yine derin ifadeler olabilir, biz anlamamış da olabiliriz.

***

“BAŞKAN OLMAZ” MI?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ifadeleri hükümet tarafından hep dikkate alındı. Ne söylediyse hükümet (bir ikisi hariç) yaptı.

Bahçeli seçimden sonra yaptığı açıklamada büyükşehirlerde ilçe belediye başkanlıklarının kaldırılmasıyla başlayan sözlerini, muhtarların da kaldırılması için çalışma başlatılmasına kadar götürmüştü. Geçen gün, Ekrem İmamoğlu için atılan “mazbatayı ver” sloganlarına tepki göstererek, “Bundan belediye başkanı olmaz” demişti.

Bir de Bahçeli’nin geçmişte Erdoğan için söylediği “Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olamaz” sözleri de ortada duruyor. Bu sözlerine rağmen, Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu ve Bahçeli son iki seçimde AKP ile ittifak kurdu. İlgili video: https://www.youtube.com/ watch?v=72QCRNp0PAk

Şurası bir gerçek ki, arşiv unutmuyor… Bu bütün siyasetçiler ve gazeteciler için de önemli…

Okunma Sayısı: 2384
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    22.4.2019 11:47:47

    Üsttekileri antrikot alttakileri musakka yediği ya da yiyeceği bir düzende hürriyet de adalet de olmaz. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü hiç olmaz. Olmayacak şeylere nakit ve vakit harcamayalım. Emek ve mesaimizi, maddi manevi anlamda ülkeye çağ atlatacak şeylere odaklamalıyız. Kavga ile kaybedecek zamanımız yoktur. Milletin haklı taleplerine kulak vermeli, gerekli değişim ve dönüşümleri yapabilmeliyiz. Şimdiki talep de ihtiyaç da demokrasi ve hukuktur. 31 Mart yerel seçim de olsa bunun mesajını millet sandıkta vermiştir. Yalan, iftira, tehdit, hakaret...benzeri şeyleri toplum istemiyor, kabul de etmiyor. Demokrasi görünümlü ama istibdat ve tahakküm içerikli bir yönetimi de yönetim anlayışını da reddediyor. Toplumsal barış ve huzur istiyor.... Daha ne desin? Anlayanlar kazanacak anlamayanlar ile anlamak istemeyenler ise bundan sonra kaybedecektir, vesselam.

  • Gündüz Alp-2

    22.4.2019 11:38:19

    Beka diyenlerin önceliği hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü olmalıdır. Kamuoyunu yanlış yöne sevk ederek, yanlış şeye karar verdirerek, toplumu düşman kamplara bölerek, terörize ve politize ederek beka sorunu çözülmez aksine beka sorunu ortaya çıkartılır. Siyaset tarzı, menfi ve menfaatçi olmaktan çıkartılmalı, kullanılan dil birleştirici olmalıdır. Bunun yolu da demokratik siyaset demokrat siyasetçi olmaktır. Türkiye'de hangi tür demokrasi var, derseniz, şahsen ben "Kendisine Demokrasi" var derim. Öyle ya, sandıktan kendi çıkarsa meşru, çıkmazsa "şaibeli" ve "murdar" bir seçim oluyor. Neden? Çünkü Kendisine Demokrasi öyledir de ondan. Hür, medeni ve demokrat dünyanın güçlü ve saygın bir üyesi olmak varken, bizler, Afrika, Orta Doğu ya da Latin Amerika... ülkelerine özeniyoruz. "Kelin ilacı olsa başına sürer" derler. İlaç, demokrasi ve hukuktur.

  • Gündüz Alp

    22.4.2019 11:28:47

    Sayın Kara, işsizliğin yüzde15'lere dayandığı bir ülkede, iktidara mensup bir milletin vekili, halkla dalga geçer gibi çay-simit üzerinden, alaycı bir üslupla akıl vermesi, iktidar cenahının halka bakış, zihniyet ve yönetim anlayışının ip uçlarıdır. Bu ip ucu takip edilirse bugünkü geldiğimiz anti-demokratik nokta daha iyi anlaşılır, diye düşünüyorum. Yani "ekmek bulamazlarsa pasta yesinler" zihniyetinin günümüzdeki iz düşümü. Halktan ve gerçeklerden kopuk, kendi "tuzu kuru" dünyalarında sürdürdükleri bir hayatın yansımaları. Ancak gayri fıtri olan bu düzen uzun sürmez. 31 Mart yerel seçimi bunun ilk işaretini vermiştir. Peşinden de aykırı sesler kendi içinden yükselmeye başlamıştır. Arkası artarak gelecektir. Yanıldıklarını ve yanılttıklarını anlayacaklar ve ümit ediyoruz ki, hatalarından döneceklerdir. İktidar ve güç uğruna yanlışta ısrar etmek akıl işi değildir. Beka, toplumsal barış ve huzurun devamı ile olur, bir parti ya da ittifakın varlığı ile değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı