"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasette çirkinlik diz boyu

Mehmet KARA
21 Haziran 2019, Cuma
Millet, suçlayıcı, kavgacı, kutuplaştırıcı, hakaret edici, ayrıştırıcı, ötekileştirici siyaset üslûbundan bıktı. Siyasetçilerin gerginliği milleti birbirine düşürdü.

Gazeteciler sokak ortasında dövülüyor. Bir partinin kurucusu öldüresiye darp ediliyor. Sosyal medyadan insanlar kışkırtılıyor, dövenlerin eli öpülüyor!

Daha birkaç ay önce ülkenin anamuhalefet partisi Genel Başkanı şehit cenazesinde darp edilmesinde siyasetçiler ortak tepki gösterememiş bir özür bile çok görülmüştü. Bu ne çabuk unutuldu.

İşte bütün bu üslûpsuz, yalan, kışkırtıcı siyaset üslûbu neticesi insanlar sokak ortasında darp ediliyor, ama siyasetçiler bundan ders çıkarmıyor. Ya da en kötüsü çıkarmak istemiyor. Maalesef son yıllarda siyaset gerilimden beslenir hale geldi.

***

Ülkenin dağ gibi büyük sorunları varken, siyasetçiler bunlara çözüm üretmek yerine İstanbul’da yapılacak Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için bu şehre akın ediyor. 

Oysa sadece bir belediye başkanı seçilecek. Tamam, anlıyoruz. İstanbul Türkiye’nin ekonomik ve nüfus bakımından en büyük ili, ama sadece bir belediye başkanı seçilecek. Ne cumhurbaşkanı, ne milletvekili seçilecek. Ne de ülkenin genelini ilgilendiren bir seçim yapılacak…

 “Öyleyse bunca yalan, dolan, iftira, hakaret neden yapılıyor?” ve “Yoksa sadece İstanbullular belediye başkanlarını seçmeyecekler mi? sorusu akla geliyor.

Bu çirkin siyaset tarzı, İstanbul’daki rantın büyüklüğü ya da belediye başkanlığı kaybedilmesi durumunda siyasetteki dengelerin değişeceği endişesiyle mi yapılıyor?

Her ikisi de geçerli olsa da, bunca çirkinlik yapmaya değer mi? 

Eğer böyle düşünülüyorsa da zaten çok vahim…

****

Siyasetçiler ne zaman milletin kavgadan bıktığını, yorulduğunu anlayacak? Ülkenin huzura, kardeşliğe, barışa, adalete, hukuka ihtiyacı olduğunun ne zaman farkına varılacak?

Siyaset insanların günlük hayatlarının iyileştirilmesi, insanların refah ve huzur içinde yaşaması için yapılır. Aslında siyasetin tanımı da budur. 

Demokrasi şöleni olması gereken seçim meydanları halkın bilgilendiği, siyasetçilerin partilerinin icraatlarını anlattıkları, önümüzdeki dönemde neleri yapacaklarını anlatacakları yerler olmalıdır.

Siyasetçi seçildiği takdirde, milletin refahı ve huzuru için neler yapmayı plânladığını anlatmaktan çok, şimdilerde siyasetçiler kutuplaşmayı arttıracak tartışmalara girmeyi tercih ediyor! 

Milletin siyasetçilerden beklentisi, göreve kendilerinde kendi hayırlarına neler yapılacağını duymak. İşsizlik nasıl çözülecek, halkın refahı nasıl arttırılacak, hürriyetler nasıl genişleyecek? Şüphesiz ki, rakip partinin adayının bundan önce yaptığı icraatları da eleştirilecek... Ancak ÜSLÛBUNCA!  

Siyasetçi ağzına geleni söyleyen biri olmamalıdır. Hele milleti kandıran, rakibini aşağılayan, hakaret eden, yalan söyleyen, iftira atan bir üslûp kullanmamalıdır.

Milletin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Siyasetçiler millete iyi örnek olmalı. Çünkü, olmadığında neler olduğunu görüyoruz.

Biz yazmaktan yorulduk, ancak siyasetçiler kavgacı üslûptan yorulmadılar…

Siyasetçilere son sözümüz gittiğiniz yol yol değil, bir an önce bu siyaset dilini terk edin…

Okunma Sayısı: 1569
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    21.6.2019 16:31:54

    "Demokrasi şöleni olması gereken seçim meydanları halkın bilgilendiği, siyasetçilerin partilerinin icraatlarını anlattıkları, önümüzdeki dönemde neleri yapacaklarını anlatacakları yerler olmalıdır" diyorsunuz. Doğrudur. Ama demokrasi şöleni demokratik hukuk devletinde ve demokrat siyasetçilerin işbaşında olduğu ülkelerde olur diye biliyoruz. O şölenden önce demokratik olmayan mevcut sistemi sorgulamak icap etmez mi? Yalanın meşru, iftiranın mübah, hakaretin hak, tehdidin normal karşılandığı siyasal anlayışta "demokrasi şöleni" -çoğu zaman- kavgaya ve savaşa dönüşür. Bugün yaşadığımız süreç gibi. Demek bu çirkinlikler, demokratik siyasete ve demokrat siyasetçiye olan şiddetli ihtiyacı gösteriyor. Manevi inkişaf gibi maddi terakki de demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adalet ortamında neşv ü nema bulur ve semere verir. İstibdat ve tahakküm içerikli sistemlerde inkişaf ve terakki arayanlar vakit, nakit, enerji ve emeğini boşa harcamış olurlar.

  • Gündüz Alp-2

    21.6.2019 16:18:13

    Vatandaş olarak bizler bu menfi ve menfaatçi siyaset tavrından ve tarzından hicap duyar hale geldik. Allah bilir hür, medeni ve demokrat dünyada hakkımızda neler neler söylüyorlardır. Ülke olarak ne saygınlığımız kaldı ne itibarımız. Tipik bir Orta Doğu ülkesi haline geldik. Kendi yargımıza bile kendimiz güvenemez olduk. Basiretimiz bağlanmış olmalı ki 16 Nisan'da parlamenter demokratik hukuk devletini bile tekçi sisteme dönüştürüverdik. Sahi bize ne oldu yahut neler oluyor? Hürriyet ve ittifaklar asrının aksine bir yol tutturduk. Bir belediye başkanlığı seçimini bile genel seçim havasının çok ötesine taşıdılar. Yerel seçim değil sanki ölüm-kalım savaşı. Madem hizmet etmek istiyorlar, rakip adaylar halka projelerini sunar, sonra da halkın vereceği kararı beklerler, değil mi? Ama hayır. Özellikle iktidar cephesi öyle bir hava oluşturdu ki, bu seçim hem ülkenin hem iktidarın "bekası."

  • Gündüz Alp

    21.6.2019 16:02:45

    Sayın Kara, siyasal hayatın hem de "dindar iktidar" denilen bir dönemde bu denli kirleneceğini hiç tahmin etmemiştik. Kirlilik sadece elde kalsa iyi dillere de bulaştı. Öyle ki, kirlilik sari bir illet gibi tüm taraftarlara yayıldı.Yalan, iftira, hakaret, tehdit...gırla. İyi de bu ülkede sırf iktidar yandaşları yurttaş değil ki. Muhalif ve muarız olanlar da vergisi veren vatandaşlar.Onlara maraba ya da parya muamelesi yapmak hak mı? Bilhassa iktidar cephesi takip ettiği yolun iyi bir yol olmadığının artık farkına varmalıdır. Ülkenin demokrasi, hukukun üstünlüğü, hürriyet, adalet, insan haklarına riayet, toplumsal barış ve huzura acil ihtiyacı vardır. Siyaset kavga meydanı değil hizmet sahasıdır. Madem birbirinizle kavga edecek kadar milleti seviyorsunuz ne diye millet iradesine saygı duymuyorsunuz? "Usûl esasa mukaddemdir" derler. Esas maksat toplumsal barış, huzur ve halka hizmet ise bunun yolu, usûlü kavga değildir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı