"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korona diplomasisi

Muhammet ÖRTLEK
23 Mayıs 2020, Cumartesi
Koronavirüs nam-ı diğer Covid-19 dünyada büyük bir durgunluğa yol açtı.

Durgunluğu aşmak için işbirliği ve koordinasyon arayışları da bulunuyor. Salgına karşı ülkeler arasında medikal malzeme yardımlaşmaları bir iyi niyet göstergesi. Ancak Korona ile mücadelede BM, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü), AB, AL (Arap Ligi), İİT (İslâm İşbirliği Teşkilâtı) vd. uluslar arası yapıların yetersizliği görüldü. Bölgesel ve küresel örgütlerin varlık sebepleri tartışmaya açıldı. Tartışmalar salgın sonrasında BM, AB vb. kuruluşlarda ve uluslar arası alanda yeni sistem beklentilerini de beraberinde getirdi.

Tek kutuplu dünya sisteminin güçlü ülkesi ABD’nin Başkanı Donald Trump bile, salgın krizinde dünya liderliğine sırtını döndü. Halbuki ABD özellikle savaş ve askerî müdahale gibi girişimlerde hep lider konumundaydı. Trum- p’ın salgın sürecindeki açıklamaları, Washington’un Korona’yı tehdit görmediği ve salgına karşı her türlü imkânı varmış gibi davrandığı anlaşılıyor. Trump’ın tutumu, ülkenin bazı kesimlerince eleştirildi. Hatta bazı eyaletlerde protesto bile edildi.

Çin, iki binli yılların başından itibaren ekonomik, siyasî ve askerî olarak dünya sahnesinde yükselen bir güç konumunda. Ancak Çin’in henüz, ABD karşısında iki kutuplu dünyayı geri getirmesinin mümkün olmadığı da aşikâr. Fakat Korona’dan dolayı imajını düzeltmek ve krizden ekonomik çıkar peşinde olduğu kaydediliyor. Hatta Korona dolayısıyla şirketini kapatıp, Çin’den ayrılmak zorunda kalan iş insanlarının hisselerinin çok düşük fiyatlardan, Çinli girişimcilerce satın alındığı yabancı basında belirtiliyor. 

Yani Çin, krizi fırsata çevirmeye çalışıyor.

ABD ve Çin birbirlerine yönelik politikalarını Korona üzerinden belirleyen vaziyet aldılar. Trum- p’ın konuşmalarında Covid-19’u “Çin virüsü” şeklinde ifade ettiği biliniyor. Birde Trump’ın, başkan seçildiği 2016’daki seçim kampanyasındaki “dış düşman” söylemini yeniden kullanmaya çalıştığı muhtemeldir. Trump’ın, Çin’le giriştiği ticaret savaşı da dış düşman argümanı kapsamında denilebilir. Ne yazık ki her iki güçlü ülke de enerjisini, küresel durgunluğu azaltmaya harcamıyor. Bununla birlikte Çin’in, iki kutuplu dünya sisteminin sona erdiğini simgeleyen Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1989’dan beri, ilk defa ABD’nin uluslar arası sistemdeki tek kutupluluk tekelini tehdit ettiği de ihtimaller arasında.

Çin’deki fabrikalarda maske, gözlük, önlük, eldiven vb. temel kişisel koruma malzemeleri ile tıbbî vantilatör üretimine hız verildiği bildiriliyor. Bütün bu ürünlere her ülkenin âcil ihtiyacı var. Pekin yönetimi böylece bu ürünlerin üretimini hızlandırarak, Wuhan merkezli Koronavirüsün yayılımından ciddî gelir elde etmeyi hedefliyor. Aynı zamanda Çin’in, İtalya’ya sağlık görevlileri göndermesi ve tıbbî ekipman yardımında bulunması ise, yardım ve dayanışma siyaseti üzerinden Avrupa’da müttefik arayışına yorumlanıyor. Buna bir de Çin’in kendisini, Korona’dan zarar görenlerin kurtarıcısı olarak konumlandırması da muhtemeldir. Çin’in tıbbî malzeme üretimine ağırlık vermesini ve yardım politikasını “Korona Diplomasisi” diye tanımlayabiliriz. 

ABD ve Çin gibi güçlü ülkelerin yerel kaygılarla hareket ettiği görülüyor. BM Güvenlik Konseyi’nin (GK) hâlen Korona’yı dünya için ciddî bir tehdit olarak tanımlamaması rahatsızlık oluşturuyor. Avrupa’da ciddî oranda ölümlerin kaydedildiği İtalya ve İspanya’da sağlık sektörünün yetersizliği görüldü. Gelişmiş Avrupa ülkeleri İngiltere ve Almanya’nın GK’yı harekete geçirmemesi de, AB’nin İtalya ve İspanya’yı terk ettiği şeklinde değerlendiriliyor. Uluslar arası basında İtalya ve İspanya’ya yönelik Marshall Planı ve Korona bazlı kredi söylemlerine, Almanya’nın karşı çıktığı iddia ediliyor.

Durgunluk devam ederken, Çin, tıbbî üretim ve yardımda adından söz ettiriyor. Ancak küresel köyün kavalcısı ABD, AB ve GK sürece çözüm üretmek için liderlik etmede çok uzaktalar. 

Böylece Korona sonrası için sistem tartışmalarının devam etmesi kaçınılmazdır.

Okunma Sayısı: 670
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı