"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mehmet Baygın ağabey ve ihtilâl sonrası

Mustafa Gengeç
08 Nisan 2019, Pazartesi
Siyasî tarihimizde kara bir gün olarak geçen 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbelerinin nasıl olup, nelere yol açtığı yaklaşık altmış yıldır çok konuşulup anlatıldı. Bu sebeple konu üzerinde ayrıntılı durmayı yararsız görüyorum.

Ancak 21. yüzyıl’ın ilk yirmi yılını geride bıraktığımız bugünlerde şunu açıkça ifade etmeliyim ki, bu darbeler Türkiye’nin, dünyanın önde gelen demokratik ve gelişmiş ülkelerine yetişme koşusunda ayaklarını kırmış, ülkenin demokrasi mücadelesini bin engelli bir koşuya çevirmiştir. Hâlâ o engelleri aşmaya çalışmaktan ülkenin mecali kalmamıştır desek mübalâğa etmiş olmayız.

O kötü günleri takip eden zaman içinde ihtilâl sonrası yapılan zulüm, haksız ve adaletsiz uygulamalar milletimizin zihninde derin izler bıraktı. Bunun için yüzbinlerce yaşanmış örnek vermek mümkündür. İşte onlardan birkaçı, 12 Eylül Darbesi’nden sonra istibdat uygulamaları bütün şiddetiyle devam ediyordu. O yıllarda Ali Uçar Ağabey Adana’da Nur hizmetleriyle meşgul idi. Bir gece ansızın terörle mücadele ekipleri dershaneyi bastılar Ali Uçar Ağabeyi alıp askerî sıkıyönetim hücrelerinden birine kapatıp günlerce kimseyle görüştürmediler. Arkasından Adana askerî yönetimi halkla ilişkilerinden sorumlu albaya yukarıdan gelen bir emirle Yeni Asya Gazetesi’ni toplatma ve akabinde sıkıyönetim tarafından süresiz kapatıldı. Bu süreçte gazetenin kapatılmaması için, Sami Narin kardeşimizin ciddî gayretleri olmuştur, takdirle yâd ediyorum. 

Bu arada darbeciler boş durmuyordu. Türkiye’nin birçok bölgelerinde Risale-i Nur okudukları için geceyarısı evleri basılıp hapishanelere götürülüyor zulüm ve çeşitli hakaretlere maruz kalıyorlardı.

Darbeci komutanlar zorbalıkla idareye elkoymuş, ülkenin üstüne çöreklenmiş millî iradeyi rafa kaldırıp hükümdarlıklarını devam ettirmek istiyorlardı. Bunun için bir anayasa hazırlatıp halk oylamasına sunmanın telâşı içinde idiler. İşin en ilginç yanı anayasayla birlikte Kenan Evren de Cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktı. 

Bunun üzerine Kenan Evren, 7 Kasım 1982’de yapılacak Anayasa oylaması için Anayasa’yı  tanıtma gezilerine çıkıp halklara hitap edip Anayasa’ya “evet” oyu istedi. 

Evren, konuşmasında “hayır” cephesini eleştirirken: “Teröristlerin, dış güçlerle işbirliği yapanların, vatan hainlerinin, ‘hayır’ kampanyası yürüttüğünü” öne sürerek milletin içine korku salarak terörle tehdit ediyordu. 

Öyle bir kampanya ki, Anayasayı övmek serbest, eleştirmek ise büyük bir suçtu. Basın susturulmuş, kimse iradesini ve tercih hakkını beyan etme cesaretini gösteremiyordu. Evet, herkesi susturabilirler, ama Nur Talebelerini kimse susturamaz. Hakkın savunucusu Yeni Asya Neşriyatı’nın yaptığı cesur adımlar bunun en büyük delilidir.

İşte bu cesur adımların birini de millî iradeyi temsilen Köprü Dergisi attı. Kenan Evren’in halka yaptığı tehditleri ve Anayasayı sunuş biçimini hukuk ve demokrasi teamüllere aykırı, millî iradeyi hiçe sayarak yapılan kampanya sürecinin millet adına yanlış olduğunu cesurca dile getirdi. Bunun üzerine darbeciler hemen harekete geçti. Yeni Asya büroları polisler tarafından basıldı. Mehmet Baygın Ağabey yeni emekli olmuştu. Adana Yeni Asya Bürosu’na beraber bakıyorduk. 1982 Anayasa oylamasına tam 17 gün kalmıştı. Akşamüzeri polisler Yeni Asya Bürosu’nu bastılar. Darbecilerin öfkesi adeta polislerin davranışlarında kendini gösteriyordu. Bana tehditler savurdular: “Köprü Dergisi ve bu dergiye abone olanların listesini çabuk getir” dediler. Ben dergileri çıkarttım, fakat abone listesini vermedim. Çok dayattılar, raflarda bulunan Risale-i Nur Külliyatı’nı göstererek, “Demek siz burada yasak eser de satıyorsunuz” diyerek hemen kitapları indirmeye başladılar. O esnada Mehmet Baygın Ağabey geldi. “Bu eserler yasak değil” diyerek polislere çıkıştı. Polislerle aramızda oldukça gergin anlar yaşandı. Hatta beni dövmeye kalkıştılar. Mehmet Baygın Ağabey de onlara çıkıştı, tam bir arbede yaşadık. Neticede bizi ve kitapları alıp polis okulunun bodrum katında bulunan soğuk ve rutubetli, aynı zamanda küf kokan küçük bir hücreye koydular. Arkadan sürgülü demir kapıyı üstümüze kapattılar. Bir ara bizi ayırdılar, hücrede yalnız kalmıştım, zaman geçmek bilmiyor, adeta ben o karanlık hücre içinde bir ‘haps-i münferid’i yaşıyordum. 

Sonra Mehmet Ağabeyle bir araya geldik çok sevindim. “Kardeşim, hapiste her bir gün, on gün kadar bir ibadet kazandırabilir” diyerek namazlarımızı beraber kıldık ezbere bildiğimiz dersler yaptık. Merhum Mehmet Ağabey o içinde bulunduğumuz küçük hücreyi hep ‘kabir’e benzetirdi bu manada tefekkür ve duâda bulunurdu.

Anayasa oylama günü geldi çattı. Bizi gözaltında olduğumuz için oy kullanmaya götürdüler. Elime kelepçe taktılar. Silâhlı polis eşliğinde oy kullanmaya götürüldüm. Mavi renkli hayır oyunu sandığa attım. Polisin biri bana hakaret ederek, “Niye hayır kullandın?” dedi. Ben de ona, “Sen beni böyle getirirsen elbette hayır diyeceğim” diyerek karşılık verdim. 

Mehmet Ağabey de hayır oyu kullanmış. Nihayet darbeciler korku salarak, Anayasa ve Kenan Evren’i cumhurbaşkanı olarak halka onaylattı. 

Bir gün sonra bizi emniyet müdürlüğüne götürdüler. Komiser, “Hadi gidebilirsiniz” dedi. Biz de “Efendim kitapları da verin” dememiz üzerine komiser bey şaşkınlık içinde; “Şunlara bak serbest kaldıklarına sevineceklerine hâlâ kitapları düşünüyorlar” dedi.

Fakat biz Allah’ın yardımıyla Risale-i Nurlar’ı aldık. Merhum Mehmet Baygın Ağabey fedakâr, korkusuz, cesaretli bir Nur Talebesiydi. Allah rahmet eylesin.

Okunma Sayısı: 931
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zübeyir

    8.4.2019 21:09:17

    Mehmet Baygın ağabeyin ne kadar cesur ve korkusuz bir nur talebesi olduğuna ben şahidim. Cenazesinde bir ara kefeni sıyrıldı yüzüne toprak atmak için bembeyaz bir nur belirdi adeta..Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı