"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbrahim (as) gibi ateşlerde

23 Ocak 2019, Çarşamba
Bilirim kendini bazen Yusuf (as) gibi zindanda, Yunus (as) gibi balığın karnında, Hz. Muhammed Mustafa (asm) gibi mağarada hissedersin.

Terk edilmiş ve çaresizsindir. Bazen İbrahim gibi Nemrut’un zulüm ateşinde, bazen Mevlânâ gibi aşkın ateşinde, bazen Bediüzzaman gibi çağ yangınında yanarsın. Geceleyin ateşler içinde uyanıp, kalbini rahmet çeşmesine dayayıp oluk oluk içmek, bir dostun gözyaşlarında abdest alıp arınmak istersin.

İbrahim (as) yumuşak huylu, duygulu, gönülden Rabbe yönelen hüzün peygamberidir. Mağara, zindan, ateş, sürgün, eş ve evlât imtihanından geçtikten sonra önce kavminin efendisi, sonra da asırlar sonra gelecek Âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed’in (asm) atası olur.

Nemrut, saltanatının yıkılacağı hezeyanına kapılınca bütün bebeklerin öldürülmesi emreder. Haberi alan Azer hamile eşini mağaraya saklar. İbrahim işte o günlerde burada dünyaya gelir. İlim ve hikmetle donandıktan sonra mağaradan çıkar. Sonunda ateşe atılmak da olsa hakikati haykırır.

Cennet cemal, Cehennem celâldir. Günah sevaptan, haram helâlden, acılar sevinçten mahsup edilerek temizlenilir. Ateş ve nefis Kabz isminin tecellisidir. Kabz daraltmaktır. Ateş kabzedicidir. Nefis yutan elemandır, kalp, ruh, akıl gibi varlıkları kabzeder. Nefsi arzularına teslim olanı; su, hava ve toprakla arınmayanı ateş arındırır. Herkes Dünya’da günahı kadar ağlar, Cehennemde günahı kadar yanar. İbrahim (asm) Allah aşkıyla yanar. Put yapıcısı babası ve put tapıcısı Nemrut’a rağmen putları kırar. Sözleriyle nefislerdeki putları kırmaya çalışır. İbrahim’in Nurlar’a bezenmiş hâlleri Nemrut’u çileden çıkarır. İçini ateş basar. İbrahim’i susturmak için her yolu dener. Yetmeyince elini, ayağını bağlatarak hapseder. Sonuç alamayınca yakmaya kalkar.

DİLLERİ ZAPTETSEN DE, GÖNÜLLERE HÜKMEDEMEZSİN 

Şimdilerde hemen hepimiz tatlı su balığıyız, ateşi maşayla tutmayı yeğliyoruz. Dünyanın dört bir yanında İbrahim soylular ateşler içinde yanıyor. “Ateş demekle ağız yanmaz, söyle” desek de bırak ateş var demeyi çoğu ateşe odun taşıyor. Bir tarafta karınca ve develer, diğer tarafta hayvandan aşağıya düşmüş zalimler… Biliyorum gözlerin, safım belli olsun diye ateşi söndürmeye koşan karıncayı arıyor. Ah ki işimiz karıncalara, develere, yani duâya kalmıştır. Değil mi ki ateşi gözyaşından başkası söndüremez. Nemrutlar, Nemrutçuklar bilmiyor ki kıvılcımı söndüremezsen ateşi zapt edemezsin. Dilleri zapt etsen de gönüllere hükmedemezsin. Hançer saplasan da yüreklerin derinliklerinden gelen duâları engelleyemezsin. Değil mi ki güneş doğunca mumun ve ateşin hükmü kalmaz. Bahar geliyor. Kış ortasında Cehennemi yaşatmaya çalışan Nemrutcukların ateşi ne kadar güçlü olursa olsun Nevruz ateşine yenilmeye mahkûmdur. Nevruz yakındır.

Gerçekte ateş ne kadar engin olursa olsun suya dokunamaz. Su ateşe daima galiptir. Ancak bir kaba girerse ateş onu buhar eder. Baharı beklerken buhar olur. Dünyanı ateşe verenler seni bir kaba sokmaya çalışıyor. Rüzgâr küçük ateşi söndürür, büyük ateşi alevlendirir. Küçük adamsan küçücük rüzgârda sönersin. Büyük adamsan tufan olsa sönmezsin. Büyük ateş yakmak isteyenler işe samanı ateşe vermekle başlar. Duâ samandır. Elbet bir gün duânın sıcaklığı dünyayı kaplayacaktır. Ateşin gözleri vardır. Ateş altını, belâ insanı dener. İbrahim (as) gibi altın olanı ateş yakar mı? Demir ateşle sınanmasa, alevle terbiye edilmese kılıç olur mu? Yürekte aşk ateşi varsa, her hâline alev vurur. Kalpteki ateşi gözdeki yaş söndürür. Gözdeki yaşı kalpteki ateş arıtır. “Ateşler gibi yanıyorum”, diyorsun alevin yok. “Mecnun gibi yüreğimi dağlıyorum”, diyorsun gözyaşın yok.

Nemrut, İbrahim’in çığlık çığlığa yanışını seyretmek için saray yaptırır. Ateş günü gelip çatar. İbrahim için sözde Cehennem hazırlanır. İbrahim gibi –güya- asi olmasın diye herkes seyre çağırılır. Kraldan çok kralcı kesilen Nemrut taraftarları ateş halayına başlar. İbrahim (as) bunu hak etmiştir zira. İbrahim’in masum olduğuna inanan bir avuç garip gizli gizli gözyaşı dökse de sesleri çıkmaz.

İbrahim elleri, ayakları bağlı şekilde ateşin böğrüne getirilir. Şov oluşturacak şekilde ateşe atmak isteseler de beceremezler. Ateşten yaratılan ve insandan üstün olduğunu sanan şeytan insan suretinde Nemrut’un karşısına çıkar. “Şu büyücü için yüksek bir mancınık yap, oradan at” der. İbrahim’in Allah’ına inanmayan Nemrut ateşten yaratılan şeytana inanır. Melekler hayret içindedir. “Aman yâ Rabbî! Seni en çok zikreden İbrahim (as) ateşe atılıyor! Ona yardım etmek için izin verir misin?” diye yalvarırlar. İzin verilince İbrahim’e gelirler. Birisi “Rüzgârlar emrime verildi. Arzu edersen ateşi darmadağın edeyim!”, diğeri “Sular emrime verildi. İstersen ateşi bir anda söndüreyim!”, bir başkası “Toprak emrime verildi. Dilersen ateşi yere batırayım!” der. İbrahim, Rabbine gönülden teslim olmuştur. “Dost ile dostun arasına girmeyin! Rabbim ne dilerse ben razıyım! Kurtarırsa lütfundan, yakarsa kusurumdandır. Sabredici olurum inşallah!”

Bu teslimiyet İbrahim’e çok yakışmıştır. Tam ateşe atılacakken Rabbi, Cebrail’e seslenir: “İbrahim’i havadayken tut.” Cebrail bir anda İbrahim’in (as) yanında belirir. “Ey İbrahim! Ben Cebrail’im. Beni Allah gönderdi. Ne dilersen dile.” Yusuf (as) zindanda Allah’tan başkasından medet umunca Rabbinin gücüne gitmiş, zindanı uzatılmıştır. O günse İbrahim saniyeler sonra ateşe atılacaktır, ama umurunda değildir. “Allah bana yeter, o ne güzel vekildir” der. “Nasıl dilerse öyle olsun.” O gün İbrahim (as) dünyayı bırakmış, Allah’ı (cc) dost seçmiştir. Allah da onu kendine halil (dost) seçer, ateşten kurtarır.

 İbrahim (as) gibi “Ateşler içinde yanıyorum” diyorsun. Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, biliyorsun. İbrahim oldun da Allah sana dost olmadı mı, söndürmedi mi içindeki yangınları?

Okunma Sayısı: 4976
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ali

    24.1.2019 17:23:32

    ibrahim bey teşekkürler.allah senden ebeden razı olsun.

  • Ramazan çalışan

    23.1.2019 22:42:02

    Mustafa bey yazınızı okudum.yine birdaha okudum. Sonra içimde döndüm döndüm durdum,duramadım bir daha okudum.sonra bir şeyler yazayım dedim ve böyle bir yazının karşısında susulur dedim ve sustum.

  • Zafer

    23.1.2019 13:19:22

    Günümüzün İbrahim'leri,Yusuf'ları,Yunus'ları,Mus'ab'ları,Habbab'ları,Ammar'ları kimsesiz kalsa da,kimsecikler seslerini duymasa da,kimse umursamasa da;gönüllerini Kımsesizler Kımsesizi'ne açarak sadece O'na sığınıyor, sadece O'na dayanıyor ve sadece O'ndan yardım bekliyorlar ve Mevlâna gibi diyorlar ki:"Dayan be gönlüm!Bîçaredeğilsin,Yaradan sana yâr.Kimsesiz değilsin,yanında"Kimsesizler Kimsesi"var.

  • Mehmet Er

    23.1.2019 09:16:41

    ""Ateşler gibi yanıyorum”, diyorsun alevin yok. “Mecnun gibi yüreğimi dağlıyorum”, diyorsun gözyaşın yok."" 🙏🙏

  • Ali Galip

    23.1.2019 01:12:00

    Acizane, zahiren, mevcut hukuka göre bir suç işlemediği halde, aylarca Yusuf (as) gibi, medrese-i Yusufiye eğitimi almış birisi olarak, bunca "güzel sözle", yapılan izahta ancak, "işte olay budur", demekten daha başka bir söz aklıma gelmiyor. Onbinlerce insan sırf Allah Tealaya inandı diye yakılmıştı, Ashab-ı Uhdud olarak.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı