"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ömrün mukaddes çizgisi

Muzaffer KARAHİSAR
30 Nisan 2019, Salı
Akşam vakti, yeni çiselemiş yağmurla ıslak kaldırımlar günün yükünü atmış, tenhalaşmıştı.

İşlek caddenin sokak lambaları, reklam panoları, vitrin ışıkları gökyüzünün derinliklerini ve mehtabın ihtişamını perdeleyip unutturmuştu. Sağa sola göz gezdiren, yere bakan insanların iç dünyasında kim bilir hangi dehlizler, girdaplar, fasit çıkmazların telaşı, kuşkusu, uğraşı gizlenmiş bilinmez…  

Her batan güneşin arkasında geçen ömür ve eskimiş bir zamandan geriye kalan makine devrinin gürültüleri içinde sanal dünyanın yıkıcı günahtan tahrib harabeleri gittikçe artıyor. Hırs, rekabet, cinayet, haberleriyle zihinler bulanık ve madde ile oturup kalkan, idraksiz, insafsız, çağın yaraladığı şuursuz ve bunalımlı gençlik…

Son asırda insanların algıları, ölçüleri, ilişkileri, hayata ve olaylara bakışları, değer yargıları hayli değişti. Bütün gücümüzle dünyevi başarıya, maddi kazanca ve menfaate odaklanırken kaybettiklerimiz, ihmal ettiklerimiz, vurdum duymazlıklarımızın acısını vicdanımız hissetmez oldu.

İlkel el aletlerden mekanik makinalar, elektronik cihazlar derken robotlar dönemine ulaştık ulaşmasına da lakin mana âlemi ihmallerle, günahlarla kirlendi. Bu değişiklikler inancımızın, fikirlerimizin, kültürümüzün, sorumluluklarımızın, değişmesini de gerektirir miydi? Şefkat ve merhametimizi, insanlık ve insaf ölçülerimizi kemirip yok etmesi gerekir miydi? Bir önceki yaşayan kuşakla şu andaki neslin arasındaki mesafe açısını, örselenmeleri ve kopuşları anlamak çok zor değil. 

Materyalist medeniyetin her şeyi maddede arayanlar güruhu, topluma ihmal, intikam, ihanet, intiharların zehirli meyvelerini sundu. Karma karışık duyguların, insaftan nasipsiz modern çağın savurduğu, hatta mağdur ettiği yaşlıların sessiz çığlıkları, yürek burkan hüzünlü hikayeleri, belki de sırdaştan mahrum, mahrem hafızalardan sessizce toprağa karışıp gidiyor. Yeri geldiğinde vefat eden ebeveynden miras kalan kaç menkıbe, kaç hikâye ya da hatıra aktarabiliriz?      

Yaşlı bir insanın dizinin dibine ve yüreğine yaklaşınca hayatının merkezine, ruh dünyası işlemiş, duygularıyla bütünleşmiş, iç âlemine yerleşmiş, kalbine perçinlenmiş anlatması gereken, dinlenecek kalitede onlarca dini, milli, edebi, içtimai hatıralar vardır. 

Huzurevi unutulmaz yaşlı hatıratının membaıdır. “Musa Amca, Yalvaç’ın Bağlarbaşı Köyünden, aksakallı, eli-yüzü nurlu, küçük yapılı, mütedeyyin, mütevazı, mütevekkil bir Anadolu insanı. Yoksulluğa rağmen hayata, zamana ve olaylara şükürle, sabırla, kanaatle bakabilen, güzel gören ve gösteren bir ihtiyardı.

Dokuz yaşında dikenlerin içerisinde öküz güderken, ayaklarının halini göstererek kendisine çarık alması için babasına yalvarmış. Babası: “Oğlum siz, sekiz kardeşsiniz. Her birinize elli kuruşa ben nasıl çarık alayım?” diye cevap vermiş! O dönemde Yalvaç’tan Ödemiş’e tırpan biçmeye giden işçilerin imkânsızlıktan on iki günde yayan olarak gittiklerini anlatmıştı. 

Fakirlikten yıllarca bekâr kalmış. Sonradan evlenmiş, çocuğu olmamış. Her gün yedikleri yemek: Bulgur çorbası, otlu bulgur, nohutlu, mercimekli bulgur pilavıymış.” diye hikâyesi devam ediyordu…

Başka bir dram: “Yaşlı ve hasta teyze, “neliklerle büyüttüm” dediği alkolik oğluna üzülüyordu. Kimseyle paylaşamadığı acısını sır gibi herkesten saklıyor. Onun için yaptığı fedakârlıkları, katlandığı zorlukları, gördüğü şiddeti, eşi öldükten sonra tersine dönen çarkla yitirdiği cumbalı konağı, kuleli bağ evini… Anadan atadan kalan mallarını, parasını, itibarını, sağlığını nasıl kaybettiğini ve “sümme tedarik” geçmiş yaşantısını…  Kulağıma yutkunarak yavaşça fısıldamıştı.”       

Bir günün akşamında hâlâ ıslak kaldırımlarda düşünerek ve gökyüzüne bakarak yürüyorum. Dünya kimseye yar olmayan bir döner dolap, yeni binenler, vakti dolup sükunetle inenler var…  Dönen dünya misafirhanesinde kazanmak ve kaybetmek hepsi bir ânı seyyale ömrün mukadder çizgisinde gizli…

Okunma Sayısı: 849
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı