"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyük tahribat

Naci TEPİR
09 Haziran 2020, Salı 00:04
MİLLÎ EĞİTİMİN KARELERİ (22)

Takriben bir asırdan beri tatbik edilen mevcut eğitim sisteminin ülkeye ve halkımıza kazandırdığı -sadra şifa- hiçbir şey yoktur. Aksine, birçok öz değerlerimizi kaybettirdiği için zararı ölçülemeyecek kadar büyüktür! Çünkü, Din, Ahlâk ve Mâneviyat’tan tamamen mahrum, materyalist felsefeye dayandırılarak Millî Bünyeyi felç eden bir eğitim sistemi tatbik edile gelmiştir!

Bunun en bâriz ve çarpıcı misali; günümüz Türkiye’sinde arsızlık, anarşi zararlı madde bağımlılığı, v.s. gibi insanlık dışı karakterlerin ilkokul seviyesine kadar inmesi, bu ruhsuz eğitim sayesinde olmuştur! 

Bu büyük tahribâtın tamiratı için büyük gayret ve ciddî mânâda çalışmalara ihtiyaç var! Çünkü, gün geçtikçe durum daha da vahim bir hâle bürünüyor! Bu hususta zaman aleyhimize işlemektedir!

ÇOK HAYRET EDİLECEK BİR HUSUS

Tanınmış eğitimcilerden, Amerikalı filozof ve pedagog Prof. Dr. Can Düvi (John Dewey), 1926 yılında Türkiye’ye dâvet edilerek kendisinden “Ülke’mizde tetkikatta bulunup, tatbik edilmesi gereken eğitim hakkında bir rapor istenir. İşin tuhaf tarafı, bin senelik köklü ve medar-ı iftihar bir maziye sahip bir Ülke’de sanki kaynak ve eleman hiç yoktu da onun için bu yardım istenmiştir! Halbuki, henüz 150 senelik bir maziye sahip (1926’ya göre), yetmiş iki buçuk milletten teşekkül etmiş ve o zamana göre henüz köklü bir eğitim geliştirmemiş ABD’nin bir elemanından yardım istenmiş olması, oldukça düşündürücüdür! Her neyse…

Adı geçen Filozof, Türkiye’ye gelir. Büyük masraflara mal olan araştırmaları sonunda bir raporla birlikte kanaatlerini şöyle özetler: “Türkiye’deki toplum, ABD’deki toplumlardan tamamen farklıdır. Sizin çok zengin bir ilim ve eğitim tarihiniz var! Tatbik edeceğiniz eğitim metotlarını buna göre geliştirirseniz çok daha isabetli ve faydalı olur!”

J. Devwey’i ve birçok Batılı mütefekkiri hayran bırakan şey, 14 asır İnsanlığı aydınlatan, Tarihe Şeref Levhalarıyla yazılan bu zengin kültürün temeli İslâmiyet’e dayanmaktadır! Ne yazık ki, bir asırdan beri bu zengin hazine kasıtlı olarak terk edilmiştir! Takip edilmesi gereken yol, bu zengin ilim hazinesine sahip çıkıp, eğitim sistemimizi onun zeminine oturtturmaktır! Yani, öz değerlerimizle yoğrulmuş bir sistem geliştirmemiz şarttır! Böylece toplum dejenere olmaktan kurtulup, gerçek şahsiyetli kimliğine kavuşturulmuş olacaktır!

ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜ VE İBRETLİK BİR MİSAL

Ne hazindir ki, İlim, Eğitim ve bir çok sahada eşsiz otorite sahibi ve Ülkemizde yetişen, büyük âlim ve müceddid Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ni (ra), görmezlikten gelinerek, başka yerlere müracaat edilmiştir!

Evet; Bediüzzaman Said Nursî, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik çağları olarak, hayatının bütün kareleri örnek teşkil eden ve ibret levhalarıyla dolu bir nadire-i hilkattir! Sahip olduğu kuvvetli imanı ve yüksek ahlâkıyla çağımızda yaşamış bir Asr-ı Saadet Müslümanıdır! Aynı zamanda:

* Yazdığı 6000 sayfalık ve 70’e yakın dünya dillerine çevrilen eşsiz Kur’ân Tefsiri Risale-i Nur ile yüz milyonlarca insanı eğiten, büyük bir Âlim;

* İsabetli tesbitleri ile içtimaî hayata yön verici büyük bir Sosyolog;

* Tesir kuvveti oldukça yüksek hitabesiyle isyan eden askerî birlikleri itaate getiren ve silâhlı çatışma noktasına gelen kalabalık grupları yatıştıran mümtaz bir Hatip;

* Harb esnasında örnek teşkil edecek orijinal plânlar geliştiren, aynı zamanda düşmana bile insanlık dersi veren kahraman bir Komutan;

* Daima düşünen ve düşünce ufku geniş büyük bir Mütefekkir;

* Daha sayamadığımız birçok meziyet sahibi gayretli bir insan!.

O, bütün bu hususiyetleriyle beraber tek bir şahıs değil, aynı zamanda bir şahs-ı manevî idi! Yani, mazhar olduğu Vehbi ilmi sayesinde tek başına bir ilim heyeti gibiydi. Yine kendi ifadesiyle buyurduğu “Bir adamın kıymeti, himmeti nisbetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir” hükmünce, kendisi tek başına küçük bir millet idi! ¹

İşte, Bu müstesna şahsiyetten istifade etmek şöyle dursun, hayatının sonuna kadar sürgünde, hücre hapsinde, takipte ve gözaltında bulundurularak dünya ona zindan edilmiştir! Hattâ, zaman zaman (otuza yakın) zehir verilerek hayatına kastedilmiştir!

Bu üzücü ve düşündürücü hâl karşısında, her geçen gün Ülke’nin maruz kaldığı tehlikelere şahit oluyoruz! Bütün bunların ana sebebi “Çarpık Eğitim”dir!

Hasılı kelâm; bir şairin millet olarak bizlere (bilhassa mesuliyet sahiplerine) şöyle haykırdığını duyar gibi oluyorum: “Uyan(ın) bu hâb-ı gafletten (gaflet uykusundan)!.

Dipnot:

1- Hutbe-i Şamiye.

Okunma Sayısı: 1229
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı