"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Temel eğitim

Naci TEPİR
04 Nisan 2019, Perşembe 00:21
Eğitim mesuliyeti

Eğitim meselesi, -hele de terbiye mânâsında bir işlem- şüphesiz ki sadece okul veya eğitim yuvalarının işi değildir. Aile yuvası başta olmak üzere, toplumda yaşayan her bir ferdin aslî vazifesidir. 

Nitekim Hz. Peygamberimiz (asm) bir hadisinde mealen şöyle buyurmaktadır:  “Hepiniz çobansınız, her çoban güttüğü sürüden (idare ettiği topluluktan) mesuldür.” Şu halde terbiye veya eğitim işini sadece okula – hele de, laikliği dinsizlik şeklinde yorumlayan, dinden ahlâktan mahrum edilmiş materyalist eğitim sistemdeki bir okula- bırakmak büyük bir hatâ ve vebaldir! Öyle olursa demektir ki; “Sürüyü saldım bayıra, gerisini Allah kayıra! 

Bu husus asla ihmale gelmez!  Anne, baba, öğretmen, veli, idareciler vs. temel rol ve statüsü ne olursa olsun, her fert terbiye ve eğitim hadisesinin birer mesul elemanıdır! Bu mesuliyet sadece maddî değil, aynı zamanda dîni sorumluluk taşımaktadır! Dolayısıyla hepimizin -mümkün oldukça- terbiye ve eğitimin temel esaslarını kavrayıp, büyük bir titizlikle tatbik etmeye çalışması gerekmektedir.  

Eğitim veya terbiye işinde hislerimiz mühim rol oynamaktadır. Hislerimizin en açık hususiyeti ise enaniyet, tahakküm, hodgam (kendine göre düşünen), şahsî  menfaatçilik, kıskançlık vs. gibi anlayışla davranılmasıdır. Onun için terbiye eden şahıs, rehberlik fonksiyonunu icra ederken, büyük bir sabır ve fedakârlıkla, her hissini terbiye gayesine feda etmesini bilmelidir. Aksine, eğitim göstermelik olmaktan veya işi savsaklamaktan öteye gitmez. 

Terbiye ve eğitim ailede başlar

Terbiye ve eğitimin temelleri ilk olarak ailede atılır ve geliştirilir. Ailede kazanılan terbiye ve eğitim, çocuğun hayat yörüngesini teşkil eder. Bunun insan hayatında ehemmiyeti oldukça büyüktür. 

Çocuğun yetiştirilmesi ve eğitilmesinde anne ve baba baş aktördür. 

En başta prensip olarak anne ve baba çocuklarına dîn ve ahlâk yönünden sağlam bir temel teşkil edecekler. Bunun için de çocuk karşısında sergiledikleri tavır, birbirinin aynı veya tamamlayıcısı olmalıdır. Aksi halde, birinin tavrının, diğerinin tam tersi ya da çürütücü şeklinde olursa, çocuk bocalamaya ve anne babadan hangisini kendi menfaatine uygun bulursa, taraf tutmaya başlar. Hele de anne ve babanın çocuklarının yanında tartışmaları veya kavga etmeleri, son derece hatâlı ve tehlikelidir. Bu hâl, çocuklarda büyük bir endişenin ve güvensizlik duygusunun gelişmesine yol açar. Dolayısıyla onları büsbütün başarısızlığa iter. Unutulmamalıdır ki, aile düzenini sağlamak ve devam ettirmekle birlikte çocukları terbiye etmek ve yetiştirmek büyük bir sabır işidir! 

Diğer taraftan anne ve baba çocuklarını zekâ ve davranış olarak, yani psikolojik yönden iyice tanımaya çalışacaktır. Bu mümkün olmadığı taktirde, sarf edeceğimiz bütün çabalar ya boşa gidecektir veya istenilen netice tam olarak alınamayacaktır. 

Daha sonra da “Bütün emeklerim boşa gitti, sen adam olamazsın vs.” gibi zararlı yakınmalara ve ümitsizliğe yol açacaktır. 

Ayrıca, şu hususlara dikkat edilmesi de terbiye ve eğitim açısından hayati önem arz eder:

- Eğer bir çocuk devamlı olarak “tembellik ediyorsun, sen başarılı olamazsın, geri zekâlısın, bak falancanın çocuğu senden daha başarılı,” vs. gibi sözlerle tenkit edilip aşağılanırsa veya alaya alınırsa, o çocuğun başarılı olması hayli zorlaşır. İş bununla da kalmaz, böyle bir tavır karşısındaki çocuğun şahsiyeti de menfi yönde etkilenir. 

- Aynen bunun gibi, kin ve kavga ortamında yetişen bir çocuk, başarısızlıkla birlikte, kinci ve kavgacı olur ki, bu durum onu tehlikeli gelişmelere, dolayısıyla çeşitli suçlara iter. 

Özet olarak:

- Bir çocuk devamlı olarak tenkit edilirse, o da hep tenkit edici ve hatâ arayan, kınayan, ayıplayan bir karaktere sahip olur.

- Eğer devamlı alay edilip aşağılanırsa; onda sıkılganlık ve aşağılık duygusu gelişir.

- Eğer aşırı derecede korkutulup, baskı altında tutulursa, aşırı korkak ve çekingen olur. Dolayısıyla, başarılı olma azmi kırılır. Bunun tersi olarak, tam serbest bırakmak da zararlıdır. Bu da çocuğu başıboşluğa, tembelliğe iter, havaî bir tip olur.

- Eğer aile çevresi bir kin ve düşmanlık ortamı ise; geçimsiz ve kavgacı bir karakter geliştirir.

- Eğer bir çocuk hoşgörülü bir ortamda yetişiyor ve başarıları taktir ediliyorsa, güven duygusuna sahip, hoşgörülü ve taktir etmeyi bilen bir karaktere sahip olur.

- Eğer çocuk hakka ve hukuka saygılı bir ortamda eğitiliyorsa, diğer insanların, hattâ bütün canlıların hakkına hukukuna saygılı, kısaca adil bir karakter geliştirir. 

- Hülâsa: Karakter yönünden müsbet (pozitif) bir şahsiyet geliştirilmesi başarıya, menfi (negatif) bir şahsiyet geliştirilmesi ise başarısızlığa götürür.

Okunma Sayısı: 599
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı