"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Maşeri vicdanlar gerçek adaleti bekliyor

25 Haziran 2019, Salı
Zulmün, masum bedenleri heba ve feda ettiği bir coğrafyadayız.

Resmî ve en yetkili ağızlardan “adaletin pardon deme lüksü yok!” beyanı yapılan bir ülkedeyiz. Safi vicdanlar adalet haykırışında! Bu dehşet hali, inançlı insanları bile dince yasak olan “intiharla” yüz yüze getirmiş durumda! Masum yavrular öksüz! Canhıraş feryatlar ma’kes bulmuş değil.

Bir ibret tablosu! Ülke şu anda maddi felâketler sarmalında! İbret ve ders alacak basiret ve ferasete gerek var! Allah daha beterinden saklasın. Âmin. Kur’ân’ın dört esasından birisi olan “adalet” kavramını hep ön planda tutan Bediüzzaman bu konuya dikkat çekiyor, bir asır önceden haykırıyor.

“Adalet ve intizam, ehl-i dinin ikazat ve irşadatıyladır. Ve o adalet ve faziletin esasları, enbiyanın tesisleriyledir. Bundan başka nizam ve saadetleri, muvakkattır. Bir cihetten kaime ve müstakime ise, çok cihattan mâile ve münhaniyedir. Yani, ne kadar sureten ve maddeten ve lâfzan ve maâşen muntazamadır; fakat sîreten ve mâneviyaten ve mânen faside ve muhtelledir.” (Muhakemat, SH.140, YENİ:190 / 139)

Yani; “gerçek adalet ve intizamın esasları dindarların ikaz ve irşadıyla mümkündür. Bunu da peygamberler tesis etmişlerdir. Dünyevi ve materyalist nizam ve kanunların tatbikat ve yaşayışları görünüşte, sağlam gibi olsa da, ahlâkî ve manevî yönden tamamen saptırılmış ve çürümüştür.”

“Adalet-i mahzanın; gerçek tecellisinin ahirette olacağı”, tespitini yapan Bediüzzaman; “İnsanın; mizacı, uyumluluğu, fıtratı, huy güzelliği ve ziynete olan meylini hatırlatarak, insanın insaniyete lâyık yaşamayı hak ettiğini, barınma, elbise, yeme, içme gibi temel ihtiyaçlarının ve zamana uygun hayat şartlarının gerektirdiği ana konulara dikkat çekiyor. Bunların gerektirdiği sanat ve maharete her bir ferdin gücü yetmeyeceği için de diğer insanlarla bir arada yaşamak, ortak mekân ve değerleri paylaşmak, yardımlaşmak, üretilen değerleri karşılıklı mübadele etmenin zorunluluğun atıfta bulunuyor. Bütün bu alış veriş, paylaşımlar esnasında insanın fıtratı gereği, maddiyata düşkünlüğü, menfaati, bencilliği gibi sebeblerden dolayı da başkalarının hakkına tecavüzler olacağına işaret ediyor. Bu şartlardan meydana gelebilecek haksızlıkların giderilmesi için adalete olan ihtiyacı hatırlatıyor. Bu konudaki çözümün de; sadece akıl üstünlüğüyle değil, vicdanî, manevî, ilâhîbir adaletle olabileceğini belirtiyor.(Muhakemat, Sh.140, Yeni:189, 139)

“Meleke-i mârifet-i hukuk” dedikleri her fenalığın maddeten zararını ihsas ede ede ve efkâr-ı umumiyeyi ikaz etmekle hâsıl olan “meleke-i riayet-i hukuk” dedikleri emri, şeriat-ı İlâhiyeye bedel olarak dinsizlerin tasavvuru ve şeriatten istiğnaları bir tevehhüm-ü bâtıldır. Zira dünya ihtiyarlandı. Öyle birşeyin mukaddematı da zahir olmadı. Bilâkis, mehasinin terakkisiyle beraber mesâvî dahi terakki edip daha dehşetli ve aldatıcı bir şekle giriyor. Binaenaleyh insan bizzarure vicdan ve tabiatlara müessir ve nâfiz olan mizan-ı adalet-i İlâhiyeyi tutacak bir nebîye muhtaçtır. (Muhakemat, Sh.141, Yeni: 190,/ 142)

Burada da özetle; “Tecrübelerle elde edilmiş hukuk bilgileriyle fenalık ve zararlar anlatılarak kamuoyu ikaz edilip uyararak işler düzelir!” iddialarına karşı, Bu iddiaların bâtıl bir vehim olduğunu, ihtiyarlayan dünyada bu tür adalet uygulama ve iddiaların bu güne kadar bir sonuç vermediğini, ilâhî adalete uymayan hiçbir tedbirin sonuca ulaşamayacağına dikkat çekiyor. Medenî gelişimin fenalığının güzelliklerini geçtiğine önemli bir vurgu yapıyor. Sadece fennî kanunlarla hükmetmenin, vicdanları rahatlatıp tatmin edemediği ve edemeyeceği tespitinin yapıyor. Vicdanlara hâkim olacak İlâhî kanun ve fazilete şiddetle ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor. İnsan için önemli olan değişim ve gelişimin vehimlerle değil, hikmet, iffet ve şecaat duygularını muhafaza etmekle olacağına dikkat çekerek, bunun da ancak, İlâhi adalet ölçüsünü tatbik edecek bir nebîyle olabileceği hükmüne işaret ediyor.

“Eşhastan kat-ı nazar, nev’î ve umumî hüsün ve hakkın meydan-ı galebesi istikbaldir. Biz ölsek, milletimiz bâkidir. Kırk seneyle razı değiliz; en ekall bin sene galebeyi isteriz. Lâkin hem şahsî, hem umumî, hem cüz’î, hem küllî olan hüsün, hak ve hayır ve kemâlin meydan-ı galebesi ve mahkeme-i kübrâsı ve beşeri, sair ihvanı olan kâinat-ı muntazama gibi tanzim ve istidadıyla mütenasip tecziye ve mükâfat veren, yalnız dâr-ı âhirettir. Zira onda hak ve adalet-i mahzâ tecellî edecektir. (Muhakâmat Sh.45, Yeni: 65/ 51)

Olayı; şahıs değil, ümmet ve bütün insanlığın bekası, güzelliği ve hakkın galip gelmesi; geniş bir bakış açısıyla istikbalde olacağı müjdesine işarete ederek şu önemli tespitle izah ediyor: “Şahsî, genel, olan her türlü güzelliğin, hak, hayır ve kemâlin mutlak galibiyetinin sadece insanlığın değil, bunun yanında kâinatta insanlığın maddi kardeşi olan her türlü varlığın da haklarının muhafaza edilip istidadlarına uygun ceza ve mükâfatın yalnız dâr-ı âhirette olabileceği olan çok müthiş bir gerçeği dile getiriyor. Gerçek hak ve adalet-i mahzânın ahirette tecellî edeceğine dikkat çekiyor.”

Bu tespitlerden sonra, her türlü olumsuzluk ve karamsar gibi görünen tablolara aldırmadan istikbale ümitle ve heyecanla bakıp, kudsî hizmetlerimize devam etme sorumluluğumuzu unutmamak dilek ve temennisiyle!

Duamız; “Ya Rabbi bizleri zulüm edenlerden ve zulme uğrayanlardan eyleme! Âmin. Dünyanın dört bir bucağında; hassaten; Filistin, Arakan, Doğu Türkistan başta olmak üzere; dünyanın her tarafında zalimlerin zulmünden bîzar olan mazlum ve mağdur, Mü’min ve Müslüman kardeşlerimize ve bütün insanlara sabır ve tahammül ver. Onlara zulmedenlere da tez elden hak ettikleri cezaları ver, Bütün masum ve mağdurları da bu zulümlerden hâlâs eyle. Amin.

Okunma Sayısı: 1889
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mete

    25.6.2019 11:34:09

    Amin

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı