"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarihin arka deposu

04 Ağustos 2019, Pazar
“KÜP HA!”

Merhaba çok kıymetli tarih meraklısı Pazarola okuyucuları! Bu hafta sizlere bir ülkenin adının nereden geldiğini anlatacağım. Köşemize başlarken bildiklerinizi unutun demiştik. Söylediğimizin arkasındayız, hatta bu hafta daha iddialıyız ve şunu söylüyoruz; bütün bildikleriniz tarih olacak! 

Zaten köşemizin adından da anlaşılacağı üzere bizim işimiz tarihin arka deposuyla. Neyse... Ansiklopedilerde dahi rastlayamayacağınız hikâyemize başlayalım. 

Pirelerin berberlik, develerin tellâllık yaptığı zamanlarda bir ada ülkesi varmış. Halkı sefalet ve fakirlik içinde yaşarmış. Bu halk muasırlarına göre o kadar geri kalmış, o kadar ilkelmiş ki yemeklerini bile muhafaza edemezmiş. 

O zamanlar Osmanlı cihana hükmediyor tabi. Cihan Padişah’ı, tıpkı Fransa’daki danstan haberdar olduğu gibi, bu fakir toplumun da haberini almış. Derhal emir vermiş: “Gemiler hazırlana! Cihanın öbür ucundaki insanlara yetişile, yolumuz uzun ve çetindir küplere yemekler koyula, oradaki insanlara götürüle!”

Padişah’ın emrettiği üzere yola çıkılmış ve menzile varılmış. Gemiler yanaşmış, fakir halk şaşaalı gemiyi ve zengin giyimli insanları gördüğü gibi bir heyecanla gelenleri karşılamış. 

Padişah yüksek bir yere çıkmış ve halka hitap etmeye başlamış (Padişahta yüksek yere çıkmadan konuşamama hastalığı varmış):

“Biz ki fakirlerin daimî himaye edicisi, zor durumdakilerin destekçisi... Sizlerin bu ahvalini duyduk ve gemilerimizle buralara yelken açtık. Bu vesileyle bu kıt’ayı da keşfetmiş olduk, amma tevazuumuzun iktizası olarak kimseye söylemeyeceğiz. Söylemeyeceğiz ki terakki bitmesin ve dahi tebaamız arayış içinde olmaya devam etsin. Hasılı bu getirdiğimiz küplerin içinde tonlarca muhtelif yemek vardır. Sizlere aylarca yeter.”

Halk şaşırmış öyle şaşırmış ki yemekleri muhafaza eden o küplere karşı tepkisini gizleyememiş. Çünkü bu onlar için ciddî bir atılım ve buluş olmuş. 

Toplum arasında uğultular başlamış:

“Küp ha, demek küp ha, vay be küp ha.” 

Aradan kısa bir zaman geçmiş ve halkın ileri gelenleri toplanıp demişler:

“Halkımız artık bu küpler vesilesiyle açlıktan ve fakirlikten kurtuldu. Gelecek nesillerin bizi refaha ulaştıran küple tanışma hadisemizi unutmaması lâzım. Bu sebepten ülkemizin adını o anki şaşkınlık ifademiz olan ‘KÜPHA’ koyalım. 

Tabiî zamanla halk arasında söylene söylene “Küba” haline gelmiş...

Bu haftalık böyle, başka bir tarihî gerçekle yüzleşene kadar kendinize iyi bakın!

Heredot ZEVZEK

Okunma Sayısı: 441
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı