"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Avrupa adalet ve hakkaniyete hizmet etmeli

Risale-i Nur'dan
05 Ocak 2019, Cumartesi

BEŞİNCİ NOTA

Şu Nota’da, Avrupa fünunu ve medeniyeti Eski Said’in fikrinde bir derece yerleştiği için, Yeni Said harekât-ı fikriyede seyrettiği zaman, Avrupa’nın fünun ve medeniyeti o seyahat-i kalbiyede emraz-ı kalbiyeye inkılâb ederek ziyade müşkülâta medar olduğundan, bilmecburiye, Yeni Said zihnini silkeleyip, müzahref felsefeyi ve sefih medeniyeti atmak isterken, kendi ruhunda Avrupa’nın lehinde şehadet eden hissiyat-ı nefsaniyeyi susturmak için, Avrupa’nın şahs-ı manevîsi ile bir cihette gayet kısa, bir cihette uzun, gelecek muhavereye mecbur olmuştur.

Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi’ sanatları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupa’ya hitap etmiyorum. Belki felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek beşeri sefahete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitap ediyorum. 

Şöyle ki: O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehasin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan malâyani ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa’nın şahs-ı manevîsine karşı demiştim: 

Bil ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, “Beşerin saadeti bu ikisiyledir.” Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!

Ey küfür ve küfranı dağıtıp neşreden bedbaht ruh! Acaba hem ruhunda, hem vicdanında, hem aklında, hem kalbinde dehşetli musîbetlerle musîbetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın, cismiyle zâhirî bir surette, aldatıcı bir ziynet ve servet içinde bulunmasıyla saadeti mümkün olabilir mi? Ona mes’ud denilebilir mi?

Âyâ görmüyor musun ki bir adamın cüz’î bir emirden me’yus olması ve vehmî bir emelden ümidi kesilmesi ve ehemmiyetsiz bir işten inkisar-ı hayale uğraması sebebiyle, tatlı hayaller ona acılaşıyor, şirin vaziyetler onu tazip ediyor, dünya ona dar geliyor, zindan oluyor. Halbuki senin şeametinle kalbinin en derin köşelerinde ve ruhunun tâ esasında dalâlet darbesini yiyen ve o dalâlet cihetiyle bütün emelleri inkıtaa uğrayan ve bütün elemleri ondan neş’et eden bir bîçare insana hangi saadeti temin ediyorsun? Acaba zail, yalancı bir Cennette cismi bulunan ve kalbi, ruhu Cehennemde azap çeken bir insana mes’ud denilebilir mi? İşte sen bîçare beşeri böyle baştan çıkardın; yalancı bir Cennet içinde Cehennemî bir azap çektiriyorsun.

Lem’alar, On Yedinci Lem’a, s. 208-209

LÛ­GAT­ÇE:

âyâ: ‘Acaba, nasıl oluyor’ gibi şaşkınlık bildiren bir edat.

bedbaht: Bahtsız, zavallı.

bilmecburiye: Mecburiyetle, zorunlu olarak.

dalâlet: Sapkınlık, iman ve İslâmiyet yolundan sapma.

emraz-ı kalbiye: Kalp ile ilgili hastalıklar.

felsefe-i tabiîye: Her şeyi tabiata dayandıran, varoluşu tesadüfe vererek tabiatın bir gereği olarak açıklayan felsefe.

fünun: Fenler.

fünun-u nafia: Faydalı fenler.

harekât-ı fikriye: Fikrî hareketler, faaliyetler.

hayat-ı içtimaiye-i beşeriye: İnsanlığın sosyal hayatı.

inkıta: Kesilme, arkası gelmeme.

inkisar-ı hayal: Hayal kırıklığı.

küfür: İnkâr, Allah’a inanmamak, dinsizlik.

küfran: Nankörlük, şükürsüzlük.

medar: Sebep, vesile.

mehasin: Güzellikler, hüsünler, iyilikler.

mehasin-i medeniyet: Medeniyetin güzellikleri.

me’yus: Ümitsiz, kederli.

muhavere: Konuşma.

müzahref: Süprüntü, pislik.

nâfi’: Faydalı, menfaat sağlayıcı.

neşretmek: Yaymak.

sakîm: Hastalıklı, doğru ve sağlam olmayan.

sefahet: Dinen yasak olan zevk ve eğlencelere aşırı derecede düşkün olma.

sefih: Şer’an yasak olan zevk ve eğlencelere aşırı düşkün olan, rezil, adi, bayağı.

seyahat-i kalbiye: Kalp yolculuğu, kalben seyahat.

seyyiat: Seyyieler, fenalıklar, kötülükler.

şeamet: Uğursuzluk, meymenetsizlik.

vehmî: Vehimle ilgili, kuruntuya dayalı, gerçekte olmadığı halde var sanılan.

zail: Zeval bulan, sona eren, yok olan.

zulmet: Karanlık.

Okunma Sayısı: 1013
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı