"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir sineğin verdiği ders

Risale-i Nur'dan
27 Temmuz 2019, Cumartesi
REMİZ

Arkadaş!

Dünyanın üç vechi vardır:

• Birisi, ahirete bakar; çünkü onun mezraasıdır.

• İkincisi, Esma-i Hüsnaya bakar; çünkü onların mektep ve tezgâhlarıdır.

• Üçüncüsü, kasden ve bizzat kendi kendine bakar. Bu vecihle insanların hevesatına, keyiflerine ve bu fânî hayatın tekâlifine medar olur.

Nur-u imanla dünyanın evvelki iki vechine bakmak, manevî bir Cennet gibi olur. Üçüncü vecih ise dünyanın fenâ yüzüdür ki, zâtî ve ehemmiyetli bir kıymeti yoktur.

REMİZ

Arkadaş!

İnsanın vücudu, bedeni, emval-i miriyeden bir neferin elinde bulunan bir hayvan gibidir. O nefer, o hayvanı beslemeye ve hizmetinde mükellef olduğu gibi, insan da o vücudu beslemeye mükelleftir.

Aziz kardeşlerim, burada bana bu sözü söylettiren, nefsimle olan bir münakaşamdır. 

Şöyle ki: Mehasiniyle mağrur olan nefsime dedim ki:

“Sen bir şeye mâlik değilsin. Nedir bu gururun?”

Dedi ki:

“Madem mâlik değilim, ben de hizmetini görmem.”

Dedim ki:

“Yahu bu sineğe bak! Gayet küçücük, zarif elleriyle kanatlarını, gözlerini siler, süpürür, her işini görür. Sen de lâakal onun kadar, vücuduna hizmet etmelisin” diye ikna ettim.

Takdis ederiz o Zatı ki, bu sineğe nezafeti ilhamen öğretir, bana da üstad yapar; ben de onun ile nefsimi ikna ve ilzam ederim.

REMİZ

İnsanı dalâletlere sürükleyen cihetlerden biri de şudur ki: İsm-i Zâhir ile ism-i Bâtın’ın hükümleri ayrı ayrı oluyor; bunları birbirine karıştırıp mercilerini kaybetmek mahzurludur.

Kezalik, kudretin levazımı ile hikmetin levazımı bir değildir; birisine ait levazımatı ötekisinden talep etmek hatadır.

Ve keza, daire-i esbabın iktizası ile daire-i itikad ve tevhidin iktizası bir değildir; onu bundan istememeli.

Ve keza, kudretin taallûkatı ayrı, vücudun cilveleri veya sair sıfâtın tecelliyatı ayrıdır; birbirine iltibas edilmemeli. Meselâ, dünyada vücudun tedricîdir, berzahî âyinelerde ânî ve def’îdir. Çünkü icad ile tecelli arasında fark vardır.

Mesnevî-i Nuriye, Katre, s. 92-94

Lûgatçe:

berzahî: Kabir ve ahiret âlemlerine ait olan.

daire-i esbab: Sebepler dairesi, sebep ve kanunların bulunduğu yer olan maddî âlem.

daire-i itikad ve tevhid: İnanç ve tevhid dairesi.

dalâlet: Hak yoldan sapma.

emval-i miriye: Mirî malları, devlete ait olan mallar.

Esma-i Hüsna: Allah’ın isimleri.

iltibas etmek: Karıştırmak.

ilzam: Susturma, cevap veremez hâle getirme.

ism-i Bâtın: Cenab-ı Hakk’ın her şeyin iç yüzünü bilen ve her şeyin gerçek yönünü var eden manasındaki ismi.

ism-i Zâhir: Cenab-ı Hakk’ın varlığının eserleriyle ve delilleriyle aşikâr ve görünür olduğunu ifade eden ismi.

lâakal: En azından, hiç olmazsa.

mâlik: Sahip.

medar: Sebep, vesile.

mehasin: Güzellikler, iyilikler.

mezraa: Tarla, ekilecek yer.

nezafet: Temizlik.

remiz: İşaret, bir manayı ifade eden veya bir manaya delâlet eden işaret ve şekil.

taallûkat: İlgiler, ilişkiler.

tedricî: Yavaş yavaş, derece derece yapılan.

tekâlif: Teklifler, vazifeler, sorumluluklar.

Okunma Sayısı: 1513
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı