"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktisat, izzet ve kemal sebebidir

Risale-i Nur'dan
19 Mayıs 2019, Pazar
Evet, rızık ikidir:

Biri hakikî rızıktır ki, onunla yaşayacak. Bu âyetin hükmü ile, o rızık taahhüd-ü Rabbanî altındadır. Beşerin sû-i ihtiyârı karışmazsa, o zarurî rızkı her halde bulabilir. Ne dinini, ne namusunu, ne izzetini feda etmeye mecbur olmaz.

İkincisi, rızk-ı mecazîdir ki, sû-i istimalâtla hâcât-ı gayr-i zaruriye hâcât-ı zaruriye hükmüne geçip, görenek belâsıyla tiryaki olup, terk edemiyor. İşte bu rızık taahhüd-ü Rabbanî altında olmadığı için bu rızkı tahsil etmek, hususan bu zamanda çok pahalıdır. Başta izzetini feda edip zilleti kabul etmek, bazen alçak insanların ayaklarını öpmek kadar manen bir dilencilik vaziyetine düşmek, bazen hayat-ı ebediyesinin nuru olan mukaddesat-ı diniyesini feda etmek suretiyle o bereketsiz, menhus malı alır.

Hem bu fakr u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden ehl-i vicdana rikkat-i cinsiye vasıtasıyla gelen teellüm, o gayr-i meşrû bir surette kazandığı parayla aldığı lezzeti, vicdanı varsa acılaştırıyor. Böyle acib bir zamanda, şüpheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. Çünkü “İnne’z-zarûrete tükadderu bikadriha” sırrıyla, “Haram maldan, mecburiyetle zaruret derecesini alabilir, fazlasını alamaz.” Evet, muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki ölmeyecek kadar yiyebilir. Hem yüz aç adamın huzurunda kemal-i lezzetle fazla yenilmez.

İktisad, sebeb-i izzet ve kemal olduğuna delâlet eden bir vakıa: 

Bir zaman, dünyaca sehavetle meşhur Hâtem-i Tâî, mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayet fazla hediyeler verdiği vakit, çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki, bir ihtiyar fakir adam, bir yük dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş, cesedine batıyor, kanatıyor. 

Hatem ona dedi: 

“Hâtem-i Tâî, hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git; beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruş alırsın.”

O muktesid ihtiyar demiş ki: “Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim, kaldırırım; Hâtem-i Tâî’nin minnetini almam.”

Sonra Hâtem-i Tâî’den sormuşlar: “Sen kendinden daha civanmert, aziz kimi bulmuşsun?”

Demiş: “İşte o sahrada rast geldiğim o muktesid ihtiyarı benden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm.”

Lem’alar, 19.Lem’a, s. 253-254

LÛ­GAT­ÇE:

civanmert: Yiğit, mert, iyilik sever, asil ve cömert yaratılışlı.

delâlet etmek: Delil olmak, işaret etmek.

hâcât-ı gayr-i zaruriye: Zorunlu ve mecburî olmayan ihtiyaçlar.

Hâtem-i Tâî: Cahiliye döneminde Arabistan’da yaşamış (ö. 578), cömertliğiyle meşhur ünlü bir şair ve kabile reisi.

muktesid: İktisada uygun davranan, savurgan veya cimri olmayan, tutumlu.

murdar: Pis, kirli, haram, dine uygun kesilmemiş hayvan.

muztar: Çaresiz, zorda kalan, mecbur.

rızk-ı mecazî: Asıl, gerçek olmayan rızık, zarurî olmayan gıda.

rikkat-i cinsiye: Hemcinsine şefkat, insanın kendi cinsinden olana acıması.

sebeb-i izzet ve kemal: Üstünlük, olgunluk, saygı değer ve şeref sahibi olma sebebi.

sehavet: El açıklığı, cömertlik.

taahhüd-ü Rabbanî: Allah’ın vaad etmesi, kendi üzerine almış olması, garanti etmesi.

teellüm: Üzüntü duyma, tasalanma.

Okunma Sayısı: 1200
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı